Estetik Cerrahi ve Kül Kedisi masalı

Estetik Cerrahi ve Kül Kedisi masalı

Ahmet Karacalar

ÖNSÖZ

Peri masalları fantastiktir, hayal dünyamızı kışkırtır ve aynı zamanda öğreticidir. Onların arasında öyle bir masal var ki, modern zamanları etkilemeye devam ediyor. Sindirella ya da bizdeki bilinen adıyla Külkedisi masalı…

Özetle…
Güzel ve iyi kalpli kız üvey kardeşlerine ve üvey annesine hizmetcilik yapmaktadır. Sönmekte olan ateşin küllerine elini uzatarak ısınmaya çalıştığı için üveykardeşleri ona Külkedisi adını takarlar. Külkedisi için yaşam zor ve ızdıraplıdır. Ancak o sabırla herşeyin düzeleceği günleri bekler. Çektiği bütün eziyetlere rağmen evin düzenini sürdürme çabası devam eder. ( Öykünün bu bölümünde ilahi güzelliğe vurgu yapılır. Dış güzelliğin iç güzellik ile birleştirilmesinin değeri anlatılır. Geçen yüzyıllarda ilahi güzellik kavramı ve özellikle iyilik ve merhamet gibi duygular güzel olanın tanımında kullanılırdı. Aslında bu tanımlamaların etkileri günümüzde de devam ediyor. Güzel olanın iyi olduğunu düşünürüz. Kötü kalpli kişiler genellikle çirkin ucubeler olarak anlatılır, ya da resmedilir. Tersi durum çıktığında melek yüzlü şeytan yakıştırması yapılır.)
Bir gün bir peri ona yardıma gelir ve değişim başlar. ( Pek çok masalda rastladığımız yaşamda sürekli zorluklarla karşılaşırız fakat sabredersek sonunda mutlu sona ulaşırız ve iyiler hep galip gelir mesajı) Balkabağı faytona, fareler atlara ve sıçan fayton sürücüsüne dönüşürken, Külkedisi de güzel giysiler ve nefis cam ayakkabılar ile göz kamaştırıcı bir değişim yaşar. Bu ani ve pırıltılı değişim sonrası saraydaki baloya katılır. Ancak peri ona gece yarısından önce dönmesi gerektiğini bütün değişimin o saatten sonra tersine döneceğini hatırlatır. Külkedisi baloda prensi oldukça etkilemiştir. Birlikte kendilerinden geçerek dans ederler. Ne var ki vakit gece yarısına gelmiştir ve Külkedisi hızla saraydan uzaklaşır. Herşey eski haline dönmeye başlar. ( Güzellik yaşlandığı zaman bir trajediye dönüşür.)
Ancak ayakkabılarından birisini merdivenlerde düşürür. Külkedisinin peşinde koşan prens onu yakalayamaz. Merdivenlerde bulduğu ayakkabı ile her yerde onu aramay başlar. Kimsenin ayağı bu ayakkabıya girmez. Sonunda külkedisi de dener ve küçük ayakları ayakkabıya tam oturur.
( Küçük güzeldir vurgusu).
Prens hayatının aşkını bulmuştur. Prensle evlenen Kül kedisi ise gerçek bir dönüşüm yaşayacaktır. Artık o bir prensestir. Bu arada acımasız üvey kızkardeşleri pişmanlıklarını dile getiriler, Külkedisi bütün olup biteni unutup, onları affeder.
Masallar beynimizin henüz çamur kıvamında olup her şeyin iz bıraktığı çocukluk yıllarında bizi şartlamaya başlar. Biz farketmeden yaşantımızı şekillendirirler. Kül kedisinin ani ve pırıltılı değişimi bazı kadınların zihninde o denli yer etmiştir ki, estetikle ilgili beklentileri de bu yöndedir.
Perinin sihirli deyneğinin yerini modern zamanlarda estetik cerrahın neşteri almış görünüyor.
Öykü bu kitap için ilham kaynağı oldu. Külkedisi masalındaki gibi değişimin yolu bedensel değişimden, bedensel değişimin yolu da estetik cerrahiden geçiyor. Aslında masal başka bir açıdan daha bana ilham vermişti. Evlilik, doğum günü partileri ya da okul bitirme partileri gibi özel günler öncesi hızlı ve kolay değişime neden olan estetik girişimleri Sindirella estetiği adı altından kullanmaya başladım.
Kitabı hazırlarken kadın bedeni üzerinde yaptığım çalışmalar ile heykel ve sanat eğitimim yanısıra psikiyatri eğitimim de oldukça yararlı oldu.
Öyküleri mesleğim için de kullanmaya da başladım. Estetik girişim talebinde bulunan kişileri eğitmek için ya da anlatılması zor bir konuyu onlara anlatabilmek için öyküleri kullandım. Öyküler estetik cerrrahinin yeniden şekillendirilmesinde oldukça yararlı oldu. Magazinsel boyuta sıkışmış estetiğe yeni bir açılım kazandıracaktır.
Zaman içerisinde yazdıklarımın sadece öykü olmadıklarını farketmeye başladım. Benim için heyecanlı günler başlıyordu. Bana başvuran kişilerin kendilerine özgü özel şifreler taşıdığını farkettim. Onları ortaya çıkarmak ve kişinin mutluluğu için kullanmak benim için bir tutkuya dönüştü. Bu konu üzerine bir “yüz ve beden tasarımı art studio” açarak estetik cerrahinin sanatsal uygulamalarına başladım. İkonoplasti olarak adlandırdığım bu yaklaşımda bireysel öyküleri almaya devam ediyorum.
Bütün bu çabalar bütünü dikkate alan her şey de uyumu hedefleyen sadece komşu beden yapıları değil bedenin bütününde, kişilik ve beden arasında, meslek, cinsiyet, kültür ve etnik özellikleri göz önüne alan holistik estetik olarak adlandırdığım konsepti de karşılıyordu.
Bütün bu öykülerin bana öğrettiği bir şey vardı. Estetik işlemler yaptığım kişilerin yaşamlarını da değiştiriyordum. İlişkilerini, kariyerlerini sosyal konumları ve daha pek çok şeyi. Bu farkındalık anında estetik cerrahi ben olmuştum. Artık benim için estetik zendi. Estezen…

1
Kentaur kadınlar

Bedensel zıtlıkları barındıran kadınları “Kentaur kadın” olarak adlandırıyorum. Mitolojide yarı insan yarı at olarak tanımlanan Kentaurlar olarak bilinen yaratıklardan esinlenerek bu tanımlamayı yaptım. Tıpkı bir Kentaur gibi üst beden ile alt bedenleri arasında farklılıkları olan kadınlar yanında, bedenlerinin ön ve arkaları farklı olan kadınları da bu kategoriye alıyorum.
Sarışın, dinamik ve kendisiyle alay edebilen türden bir bayan hatırlıyorum. Alt bedeninde birikmiş bölgesel yağları vardı. Üst beden ve alt beden arasında fark oldukça dikkat çekiyordu. Basen bölgelerindeki yağları alıp bacak şekillendirme operasyonu gerçekleştirdim. Yağlarından kurtulduktan sonra “Üstüm 40, altım 44 bedendi ve giysi bulmakta zorlanıyordum. Bu sıkıntıdan kurtuldum. Dahası bir elbisenin ya da eteğin yanlara takılmadan aşağıya kayma hissini tekrar yaşıyorum.” cümlelerini şaşkınlıkla dinledim. Yeni bedenini açıklarken özgürlüleşmeyi ön plana çıkarıyordu. Hiç bakmadığımız bir taraftan giysi seçme ve kullanma rahatlığından bahsediyordu. Bu rahatlık aynada gördüğü iyi sonucun bile önüne geçmişti ve iyi sonucun sadece görsel olmadığının iyi bir göstergesiydi.
Modayı takip edebilmek için, beden şekillendirmeye dolayısıyla estetik cerrahiye ihtiyaç var görünüyor.
Bu öykü yıllar önce yurtdışında yaşadığım bir anımı da hatırlatmıştı. Bir uluslararası konferanstaydım. Biraz önümdeki sütuna dayanmış elinde kahvesi ile bir bayan konuşmayı takip ediyordu. Bedenine oturmuş mini giysisi ve aşırı rahat ve çevreyi umursamaz tavırlar içindeydi. Tek bacağı üzerine vermiş olduğu ağırlığı bedenine vermiş olduğu kavisle dengelemeye çalışırken özgüvenli bir duruş sergiliyordu. Ne var ki ön tarafı ile arka tarafı arasındaki kontrast hayal kırıklığı yaratacak türden çarpıcıydı. Yaşlanmış ve yorgun bir yüz, seksi giysisinin daha da ortaya çıkardığı sarkmış memeler….
Toplantı çıkışı otelime döndükten sonra zihnimdeki sahne silinmeden resmini yapmak istemiştim. Aceleyle etraftan gerekli bir kaç şey bulmaya çalıştım. Bir kaç dakika da resim bitmişti. (şekil …)

2

Büyük meme, kariyer ve estetik
Gözler ruhun ya da beynin dışarı açılan pencereleri olarak bilinir. Bu o denli güçlü bir kapıdır ki, göz temasını sözsüz iletişimin temeli yapar.
Konuşurken karşımızdaki kişinin önce gözlerine bakarız. Bu iletişime başlamak için ilk ve en önemli adımdır. Karşıdaki kişinin de aynı şekilde göz temasına geçmesi konuşmayı başlatır. Göz temasının şekli, uzunluğu, devamlılığı karşımızdaki kişide farklı duygulanımlar oluşturur. Göz temasının olmaması da, iletişimde ayrı anlamlar doğururur. İlgisizlik, utangaçlık, güvenilmezlik, sıkılmışlık, kibirlilik…
Göz teması ve dolayısıyla etkin bir iletişim kariyer insanı için bir zorunluluktur.
95 D sütyen ölçülerine sahip orta yaşlarda hiperaktif ve hırslı finansçı bir bayanın meme küçültme estetiği ile ilgili bir talebi olmuştu. Konuşmasında bir cümleyi tane tane ve öylesine vurguyla söyledi ki modern estetiğin artık sadece daha güzel olmak ya da daha iyi hissetmenin çok ötesine geçtiğini hissettim.
– Görüşme sırasında insanların gözüme bakmasını istiyorum, memelerime değil.
Satır aralarında konuşmanın gerçek iletişim anlamına gelmediğini söylerken, İletişimde dinlemenin önemine de vurgu yapıyordu. Evrensel başlıkla “aptal sarışın” bizim sınırlarımız içinde ise “saçı uzun aklı kısa” olarak özetlenebilecek cinsiyete bağlı ayrımcılığa karşı öfke de vardı.
Başkalarına kendimizi ifade ederken bedenimiz bazen araç olurken, bazen de engel olarak karşımıza çıkabiliyor.

Şişedeki mesaj: İnsanların en temel gereksinimlerinden birisi anlamak ve anlaşılmaktır. ( Nichols)

3

Kazimodo ve çirkinliğin güzelliğe dönüşmesi…

Kazimodo fiziksel kusurlar ile doğmuş bir çocuktur. Bizdeki cami avlusuna bırakma eylemine benzer şekilde, ailesi tarafından Notre-Dame Kathedrali’nin merdiven basamaklarına bırakılır. Çocuğu bulan rahip Frollo, ona Kazimodo adını verir. Çocuk büyür ve katheralin zangoçu olur. Büyük bir keyifle çanları çalan Kazimodo’nun evi artık çan kulesidir. Büyük çana Marie adını verir ve ona sevgisini aktarır. Marie, onun bütün Paris’e duyurabileceği sesi olur. Bu çirkin ve eksik beden, güzel bir kalp, duyarlı ve cesur bir ruh taşımaktadır. Karakteri tanıdıkça çirkinliği geri planda kalır ve güzelleşmeye başlar. Hatta böyle çirkin bir bedenin yaptığı güzel şeyler, saygıyı fazlasıyla hak eder. Çirkinlik artık güzelleşmiştir ya da anlamını yitirmiştir.
Bir gün Esmeralda güzelliğinde bir bayan görüşmeye gelmişti. Odamdan içeri kayar gibi yürüyerek girdi. Alımlı tavırlar ile koltuğa oturdu. Bacak estetiği için görüşmeye geldiğini söyledi. Bedeninde ki bütün artı özelliklere rağmen, bacak iç konturundaki düzensizlik onu rahatsız ediyordu. Mükemmelliyetci bir kişilik ve aşırı beklentiler açıkca belliydi. Beynindeki kodlamaları değiştirmeye çalıştım. Sahip olduğu şeyler üzerinde farkındalığını arttırdım. Küçük dokunuşlar ile mutlu olabilecek bir zihinsel yapıyı elde ettikten sonra işlemi gerçekleştirdim.
Dünyada kusurları olan pek çok model ya da aktrist olmasına rağmen onları kusursuz yaratıklar olarak tanırız ya da öyle görürüz. Onların auraları, çekim güçleri ya da dinamik estetikleri kusurlarını önemsizleştirir, hatta kusurların özgün olumlu bir özelliğe bile dönüştükleri olur.Bir kusur tamamen yok edilemese bile, kalanlar bütünsel güzellikte erir. Bu nedenle, küçük dokunuşlar şeklindeki estetik girişimlerin büyük işler çıkarttığına sıklıkla şahit oluruz.
Şişeye konan mesaj: Her şey bir güzelliğe sahiptir, fakat herkes bunu göremez. ( Konfüçyus )

4

Cengiz Han’ın kızları

Timuçin adlı bir moğol çocuk avucunda kan pıhtısıyla doğar. Dokuz yaşına geldiği zaman kendisine eş seçmek üzere Babasıyla birlikte bir komşu kabileye gelirler. Babası en uygun eşi seçerken ona yol gösterir. Gerçek bir kadınının“yüzü bir ova gibi düz olmalı, gözleri ise kötü ruhların girmesini engelleyecek kadar kısık ve güçlü bacakları olmalı” der. Timuçin önünde sıralanan kızlar arasında tanıma uygun olarak Börte adlı kızı seçer. Bu çocuk tarihin en ihtişamlı karakterlerinden birisi olacaktır: Cengiz Han….
Sergei Bodrov’un yorumuyla Cengiz han adlı filmden hatırladığım bu sahne estetik cerrahi açısından müthiş anlamlıydı. Güzellik yargısı üzerindeki kültürel etkiler ve zaman içindeki değişimi ile bundan daha iyi özetlenemezdi.

Bir gün fimdeki Börte’ye benzeyen Asyalı ekzotik güzellik ölçülerine sahip genç bir bayan görüşmeye geldi. Son derece zarif bir tarzı vardı. Hareketleri ölçülü, yumuşak ve alçak bir ses tonuyla konuşuyordu. Utangaç ve içe kapanık bir kişilikle olağanüstü yüz özelliklerini kamufle eder gibiydi. Ürkek ve güvensiz hali dinamik estetiğini düşürüyor, etnik güzelliğini saklıyordu. Yüzünün eninin genişliği ve elmacık kemiklerinin çıkıntılı olmasından hoşnut olmadığını söyledi. Karşımda Asyanın ekzotik güzelliğine sahip fakat batılı ideallere erişme arzusunda birisi duruyordu. Ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada ve zaman diliminde güzelliği ideal normların dışında kalıyordu. Batılı güzellik idealleri baskındı. Kendisine sahip olduğu özgünlüğü anlatmaya çalıştım. Bir parça etkili oldum sanıyorum. Batı ve doğu arasında bir senteze karşılıklı razı olduk. Güzelliğin globalizasyonu bu olmalıydı. Bir başka açıdan belkide kültürel emperyalizmin bir türü.

Şişeye konan mesaj: Her güzellik için bir yerlerde onu farkedecek bir göz vardır.

5

Hamletin bulutları…
Shakespeare’in Hamlet adlı eserinde Kral’ın danışmanı dalkavuk Polonius ( Hamletin sevgilisi Ophelia’nın babası ) ve Hamlet arasında şöyle bir diyalog geçer.
Hamlet- Şu bulutu görüyormusun, hemen hemen bir deveye benziyor, değil mi ?
Polonius- Gerçekten tıpkı deve gibi.
Hamlet- Bence sansara benziyor.
Polonius- Evet, sırtı sansar sırtı.
Hamlet- Ya da, bir balina gibi mi?
Polonius- Balinaya çok benziyor.
Bu konuşmalarda Polonius’un tarzını dalkavuk olarak değerlendirebiliriz. Ancak bu konuşma bir gerçekliği barındırır. Yaşamda her şey değişir. Yeryüzünün en hareketli ve en değişken yapılardan birisi olan bulutlar ise sürekli şekil ve yer değiştirir. Hamlet’in deveye benzettiği bulut, sansara daha sonra da balinaya dönüşebilir.
Göz çevresi estetiği yaptığım eğitimli ve psikolojik olarak oturmuş görünen bir bayanı hatırlıyorum. İşlem sonrası aynanın önünden ayrılmamaya başlamıştı. Günlerini ayna karşısında geçiriyor ve günlük değişimlere takılıyordu. Bu arada beni sık sık aramayı da ihmal etmiyordu.
Özellikle göz çevresi başta olmak üzere yapılan estetik operasyonların gerçek sonucu hemen görülmez. Buğulanmış camın arkası nasıl net görünmez ise, iyileşme bulguları da estetik operasyonun sonucunu örter. Bu nedenle, erken dönem sonuç üzerinde takılıp kalmadan yapılan işlemin olgunlaşması beklenmelidir. Erken dönemde, Hamlet’in değişen bulutları gibi sonuç sürekli değişir.
Bu öykü oldukça işime yaramıştı. Ne zaman sabırsız ve sürekli ayna önünde kendini izleyen ve hergün aramaya başlayan kişilere bu öyküyü anlatıyordum.
Şişeye konan mesaj: “ Gerçeği zaman ortaya çıkarır.” Menandros

6

Koinofili,estetik ve çiçek aşısı
Koinofili biyolojik bir terimdir. Buna göre canlılar eş bulurken topluluğun ortalamasında birisini tercih eder. Bunun insan içinde geçerli olduğu ileri sürülmüştür. Bir başka deyişle ortalama özellikler çevre tarafından kabullenilme için yeterli oluyor. Ortalama özellik ile ilgili yaşadığım farklı bir örnek bunun ne kadar doğru olduğunu bana gösterdi.
Bir gün orta yaşlı bir bayan bileğindeki çizik şeklinde bir yara izinin tedavisi için geldi. İz gerçekten çok ince ve küçüktü. Estetik cerrahinin sınırları içerisinde o izi daha da iyi hale getirmek zor görünüyordu. Gözüm kolundaki yuvarlak, kocaman çiçek aşısı izine takıldı. Bu izden neden rahatsız olmadığını sordum. “Bu izden herkeste var,” karşılığı kusurlar ya da sorunlar ortalama içindeyse, nasıl sorun olmaktan çıktığının iyi bir göstergesiydi.
Şişeye konan mesaj: Görülebilen, duyulabilen ve tecrübe edilebilen şeyleri tercih ederim. Herakleitos

7

Gülümseyen karın…
Duygu bildiren ikonlar yaşantımızda giderek daha fazla yer ediyor. İkonlar mesajlar ya da elektronik haberleşme de cümlelere duygu eklemenin bir yolu. Sarı bir daire içinde büyük bir gülümseme ile “smiley face” ise en bilinen ikonlar arasında.
Bir gün orta yaşlı bir bayan, karnında doğum sonrası gelişmiş olan aşırı deformasyon sorunundan kurtulmak için görüşmeye geldi. Sarkmış deri, çatlaklar, yayılmış karın, bel kavsinin silinmesi gibi can sıkıcı pek çok sorunu bir arada yaşıyordu. Onları yok etmeye yönelik çabaları ise hep yenilgi ile bitmişti. Mağlubiyet, kabullenme ve teslimiyet aşamalarından geçmiş; estetik cerrahiye artık hazırdı. Göbek deliği piercing’i ve karnı açıkta bırakan giysiler giyme planlarından bahsetti. Kişiliğinde ki en dikkat çekici özellik, batılıların “sense of humour” bizim ise mizah anlayışı olarak adlandırdığımız tavırdı. Görüşme odasını neşe ve pozitivizm dalgaları dolduruyordu sanki.
Estetik cerrahi sonrası elde ettiği görüntüden mutluydu. Kalan iz konusunda da gülümseyen bir karnım var diyerek, yeni bedeniyle barış ilan etmişti. Gerçekten sezeryan izinin yanlara uzamış şekli gülümseme çizgisini hatırlatıyordu.
Karın estetiği ile duygu ikonunu birleştirmesi sosyal yaşamın önemli güçlerinden birisi olan mizah duygusunun önemini hatırlatıyor. Mizah duygusu, onun değişmiş yeni bedenine uyumunu kolaylaştırmış ve kalan operasyon izinin de elde edilen iyi formun önüne geçip gölgelemesine izin vermemişti.
Şişeye konan mesaj: Çabuk kırılır hep gerilmiş duran yay. Gerektiğinde ruha biraz eğlence gerekli. Phaidras

8

Dorian Gray ‘in portresi ve zamanı durdurmak…
Son derece varlıklı, orta yaşı yeni geçmiş bir centilmenle yaptığım görüşmeyi hatırlıyorum. Odaya girdiği zaman keskin eril parfüm kokusu dalga dalga içeriyi doldurmuştu. Tırnağının ucuna kadar bakımlıydı. Tavırlarında geçmişteki hızlı yaşamının bütün izlerini saklıyor gibiydi. Formda ve sağlıklı kalmak için bilinen herşeyi takip etmiş ve çaba harcamıştı. Yaşlanmasını geciktirme, zamanı yavaşlatma ve birazda geriye dönme taleplerini benimle paylaştı ve bir süre yapılabilecekler üzerinde tartıştık. İşin özü sürekli genç kalmak istiyordu.
Çizdiği karakter ile Dorian Gray arasında önemli benzerlikler vardı. Oscar Wilde’ın ünlü romanlarından birinin kahramanı olan Dorian Gray, çok yakışıklı ve etkileyici bir gençtir. Ressam Basil’in ilham modeli olmuştur. Dorian, birgün Lord Henry Wotton ile karşılaşır ve onun dünya görüşünden etkilenir. Lord, yaşamda peşinden koşulmaya değer tek şeyin güzellik olduğunu söyler. Bir gün güzelliğinin yok olacağını farkeden Dorian, kendi yerine Basil’in yaptığı portrenin yaşlanması için ruhunu satmaya hazır olduğunu dile getirir ve dilekleri kabul olur. Portresi her geçen gün yaşlanırken, kendisi gençliğini korur. Ancak gençlik ve güzelliği bir süre sonra anlamını yitirir. Bedenini korurken ruhu çürümüştür. Sonunda içinde bulunduğu duruma katlanamaz hale gelir ve portresini bıçaklar. Portresinin yanında aniden yaşlanır ve ancak yüzüğünden tanınabilecek bir cesete dönüşür. Portre ise ilk çizildiği günkü orjinal formuna dönüşmüştür.
Dorian’ın aşırı derecede dış görüntüsü ile ilgilenmesi günümüz de nerdeyse olağan karşılanır hale gelmiştir. İçinde bulunduğumuz beden kültü çağının gereklerinden birisi, dış görüntümüzü korumak için, başta estetik cerrahi olmak üzere bütün görüntü geliştirici işlemlerle uğraşmaktır.
Romanda güçlü bir motif olarak işlenmiş olan estetizm açılımı dikkat çekicidir. Estetizm sanatta güzelin arayışında olan, artistik güzelliğin duyarlılığını temel alan bir bakış açısına işaret eden bir akım olmasına rağmen, öykünün sonu salt güzelliğin kısa ömürlü olduğu gerçeğini hatırlatır ve anlamlı güzellik kavramı ile de bizi tanıştırır.
Aslında günümüz Dorian Gray’leri daha çok kadınlar. ..Onlar sürekli genç kalma çabası içinde görünüyor. Geçmişin ünlü bayan spikerlerinden birisi ile bir sohbetimde “bedenim ruhumdan önemli” demişti. “ Bunu söylerken kararlılığını hala hatırlıyorum. Tam bir Dorian Gray karakteri” diye içimden geçirmiştim.

Şişeye konan mesaj: “Ölüm yaklaştığında kimse ölmek istemez.” Euripides

9

Nefertiti kadınlar ve estetik…
Bir tv sunucusu yüzündeki bazı çizgilerden rahatsızlığı nedeniyle görüşmeye geldi. Şaşırtıcı bir şekilde yüzünde çok sayıda altın oran vardı. Yılların hasarları bile yüzündeki oranları bozmamış, daha da ayrı bir anlam vermişti. Güzelliğin yaşam tecrübesi ile karışımından ortaya çıkmış olan sonuç çarpıcıydı. Oranları bozmamak için küçük dokunuşlarla yetinip, koruyucu estetik programlarına kendisini almıştım.
Bu tür altın oranları fazla olan kişiler için Nefertiti kadınlar tanımlamasını kullanırım. Bu tür kişilerin fazlasıyla özenli ve küçük dokunuşlar gerektiren bir yaklaşıma ihtiyaçları olur. Bana göre onlar aramızda dolaşan ve korunması gereken canlı heykellerdir.
Güzellik altın oranlar ile yakından bağlantılıdır. İki parçanın birbirine oranının pi sayısını verdiği durumlarda, bu ilahi orandan bahsedilir. Güzelliğin matematiksel ifadesi olarak yorumlanan bu yaklaşım, ünlü Mısır kraliçesi Nefertiti’nin büstünde oldukça belirgindir. Onun için antik dönemlerin en güzel kadını tanımlaması kullanılır durur. Mısır’ın Kleopatra’dan sonraki en önemli kadın şahsiyeti olarak bilinir. Bir başka deyişle güç ve güzelliği biraraya getirip, farklı bir karışım yaratmıştır.
Şişeye konan mesaj: Eğer akıl olmasaydı, vücut güzelliği bi hayvanın güzelliğine benzerdi. Demokritos

10
Mimikler ve tasarım
Mimiğe bağlı yüz çizgilerine sahip olanlara, bundan kurtulmak için mimik tasarımı sunarım. Mimik tasarımının temelinde kişinin yüzünü, mimik kaslarının yerini ve gücünü bilme yanında kişinin yapısını ve tarzını da bilmek gerekiyor. Bu konuda donuk yüz olmak istemediğini ısrarla vurgulayıp, çoğu mimiğini kullanabilmeyi hedefleyenleri çok iyi anlıyorum. İlginç olan grup, çizgilerden kurtulmak için çoğu mimiklerini kaybetmeyi göze alanlar. Bu grubun hayatı bir poker oyunu gibi algıladığını düşünüyorum.
İyi bir poker oyuncusunun, elindeki kartların kendi üzerinde yarattığı duygusal sonucu mimikleri ile göstermemesi gerekir. Bu tür yüz modelleri poker yüzü olarak adlandırılır. Mimiksiz ve bu nedenle duygusuzdur bu yüzler. Maske gibidir ve profesyonel bir amacı vardır.
Daha yavaş yaşlanma için ifadesiz bir yüz kabul edilebilir mi ? sorusu akla gelecektir. Gerçekten mimikler yüzün anlamıdır. Onlar kelimelerin gücüdür ve ifadelerimize ayrı bir derinlik verir. Hatta kelimelere başvurmadan, sessiz konuşma ya da iletişim için iyi birer araçtırlar. Onlar beynin limbik sistemi denilen, duygular ile ilgili bir bölümle bağlantılıdır. Gelişim basamaklarında beynin eski yapılarına aittirler. Bu nedenle mimik iletişim, sözlü iletişimden önce gelir. Yüzün 80 kası var ve bunlarla 7000 farklı yüz ifadesi çıkarmak mümkün. Ne var ki, sözlü iletişim çağında yaşayan bizler, ancak birkaç yüzünü kullananıyoruz.
Mimikler bu denli önemli olsa da, onların aşırı ve kötü kullanımları hızlı ve daha kötü yaşlanmaya neden olur. Kayalara vuran dalgalar gibi, deriyi aşındırır ve yıpratırlar. Bazıları ve özellikle göz kenarında bulunanlar mutluluk kırışıklıkları olarak ifadeyi çok bozmasa da; kaş arasında ya da ağız köşelerinde olanlar sürekli sert, kızgın ya da hüzünlü anlamlar vererek aslında iletişime zarar vermeye başlar. İfadenin gücü olan mimikler, yanlış duygusal mesajlar vererek iletişimi de bozar. Bazen o denli gelişirler ki, kabarıklık yaratarak yüz coğrafyasına zarar verirler. Özellikle bu grup için bir başka deyişle hiperaktif kasları olan kişiler için, botoks ya da cerrahi olarak mimik tasarımı yapmak mümkün. Üstelik kişiyi ifadesiz, daha kestirme bir tanımlama ile poker yüzlü yapmadan…
Bir gün yüzünün anlamını yumuşatmak için görüşmeye bir bey geldi. Sert ifadesinin müşterileri üzerinde olumsuz etki bıraktığını ve bundan kurtulmak istediğini söyledi.Gerçekten öfke ve ciddiyet kasları o kadar güçlüydi ki kasılı halde duruyorlardı. Ürkütücü, itici ve karanlık bir hava veriyordu. Mimik tasarımından sonra sempati ve aydınlık duygular yüzünü doldurmuştu.
Şişeye konan mesaj: Hiçbir şey insanı sevgi kadar güzel yaşatamaz. Platon.

11

Duchenne gülümsemesi ve mimik estetiği…
Gülümseme önemlidir. İçten ve samimi bir gülümseme ise daha da önemlidir. Yürekleri ısıtır. Binlerce sözcüğün yerine geçer. Bazen ise bir kaç basit kelimeyi dünyanın en güçlü kelimeleri haline getirir.
Benzer yakınmaları olan iki farklı kişi, göz çevresi çizgileri başta olmak üzere çeşitli görsel yakınmalar ile görüşmeye geldi. Ortak özellikleri gerçek ve içten gülümseme dediğimiz Duchenne gülümsemesine sahip olmalarıydı. Birinci kişi bir erkek sanatçıydı. Kendisini öyle kabul eden hayranları nedeniyle mimiklerini azaltmayıp, cilt gerginliğini arttırarak çizgileri azaltma tedavisine başladım. İkinci kişi bir bayandı ve güldüğü zaman gözlerinin içi gülen türden bir yüze sahipti. Mimik tasarımı ile göz çevresini biraz daha az kullanır hale geldi. Böylece otantik özellikleri korunmuş oldu.
Fransız nörolog Guillaume Duchenne içten gülümsemeyi 19. yüzyılda tanımlar. İnsanlık tarihi kadar eski bu tip gülümseme, literatüre Duchenne gülümsemesi olarak girmiştir. Samimi olan ve duygulanımın eşlik ettiği bu gülümsemenin özelliği, gözlerinde katılmasıdır. Duchenne gülümsemesine sahip olanların daha kolay aile düzeni kurdukları, daha mutlu ve daha az stresli olduklarının belirlenmiş olması ayrıca ilginçtir.
Duchenne gülümsemesi otomatiktir. Duygunun kontrolsüzce somutlaşmasıdır. Fazla kullanılması kaz ayakları olarak bilinen göz kenarı çizgilerine neden olur. İçten gülmeye eşlik ettiği zaman mutluluk çizgileri gibi görünür. Ancak derinliği artıp gülmeksizin de belirli olursa, görsel bir kusur olarak kabul edilir.Bu arada Duchenne gülümsemesinin etkisi de zayıflar.
Pan Amerikan gülümseme olarak bilinen gözlerin katılmadığı gülümseme şekli ise farklı sembolik anlamlar taşır. Sosyal gülümseme, nezaket gülümsemesi, ticari gülümseme, politik gülümseme gibi…Pan Amerikan havayollarının tanıtımı için, bir tv reklamında belirgin bir şekilde kullanıldığı için literatüre bu şekilde giren bu gülümseme tipi, maskelenmiş yüzlerin bir özelliği ve ne yazık ki toplumsal bir gerçektir.
Pan Amerikan gülümsemesinin daha feci tipi sırtlan gülümsemesi olsa gerek. Gülümsemeye kanıp yaklaşıyorsunuz ve sizi kötü bir son bekliyor. Çevrenizde ki sırtlan karakterleri düşünün…
Bu arada, Halil Cibran’ın sırtlanın gülümsemesi ilgili öyküsünü aktarmadan geçemeyeceğim. Bir gün Nil nehri kıyısında sırtlan ile timsah karşılaşır. Sırtlan ‘Günleriniz nasıl geçiyor efendim?’ der. Timsah ‘Kötü geçiyor. Zaman zaman hüzün ve acılar içinde ağlıyorum ve çevredekiler diyorlar ki; bunlar yalnızca timsah gözyaşları. Bu beni her şeyden fazla yaralıyor.’ Sırtlan, Timsah’ın bu sözleri üzerine ise şunları söyler: ‘Acınız ve hüznünüzü dile getiriyorsunuz, ama bir an için beni düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına, mucizelerine bakıyorum ve saf bir sevinçle, günün gülümsediği gibi gülümsüyorum. Ormandakiler diyorlar ki: Bu yalnızca bir sırtlan gülüşü.’
Şişedeki mesaj: Yağmur altında ağlayan ile güleni ayırt edemezsiniz.

12

Buda kulağı, estetik cerrahi ve kültür…

Yüzünden hoşnutsuzluğu olan, fakat bunu net olarak tanımlayamayan bir bayan başvurdu. İçindeki çocuğu bastırmamış, sıkmayan türden bir hiperaktifliğe sahipti. Daha yüzeysel bir yaklaşımla, yaşam dolu olarak tanımlayabileceğimiz türden biriydi. Özellikle yüzünün merkezindeki, çocuksu fakat düzgün burnuyla tarzı uyum içinde olmasına rağmen; uzun kulak memelerine sahip büyük kulaklarının bütünü bozduğunu farkettim. Kulak memesi küçültme ve kulak şekillendirme işlemi sonrası yüzündeki uyum elde edilmişti.
Görüntümüzle ilgili hoşnutsuzluklarımızın kültürel bağları vardır. Başka bir kültürde güzel ya da anlamlı kabul edilen form, evrensel ölçütlerde kabul edilemez olabilir. Onun sahip olduğu türden bir anlam, Hindistan ve Çin kültürel yapısı içerisinde kabul görebilirdi.
Buda heykellerinin ortak özelliklerinden birisi, ortasında genişlemiş bir küpe deliği olan uzun kulak memeleridir. Buda’nın kulak memeleri derin sembolik anlamlara sahiptir. Onlar geçmiş yaşamın anılarını taşır. Bir taraftan ağır pahalı küpelerin taşındığı günler ile bağlantı kurarken, diğer taraftan aydınlanmaya giden yolda dünya zevklerine sırt çevirmenin gerekliliğini hatırlatır.
Öyküye göre, Buda bir zamanlar Şakya kralının oğluydu. Seçkin giysiler içinde saraylarda yaşıyor ve eğlenceden eğlenceye geziyordu. Bir gün yolda iki büklüm bir yaşlı adam, sonra bitkin hasta bir adam, sonra da yakılmak üzere bir ölü görür ve yaşamın acı tarafıyla ilk kez yüzleşir. Ardından bütün bunların arasında, yüzünde dinginlik ve huzur olan bir dervişle karşılaşır. Yüzüne yaşam bilgeliği sinmiş bu adam, dünyadaki bütün acıların üzerinde bir duruşa sahiptir. Bundan çok etkilenen Prens, derviş yaşamını seçmeye karar verir. Yaşamda acıların ve hatta ölümün ötesine geçen bir şey olmalıdır. Seçkin giysilerinden kurtulur, saçlarını keser ve kulaklarındaki ağır küpeleri çıkarır. Geçmiş yaşamın bütün izlerini silmek ister. Ancak, delikleri genişlemiş sarkık kulak memeleri geçmiş yaşantısının hatırlatıcısı olarak kalacaktır.
Bu arada Mutlu Buda olarak bilinen Çinli Buda ( Bu-Dai), keten bohçası ve sürekli gülümseyen yüzüyle uzakdoğulu bir karakter olarak göze çarpar. Büyük ve sarkık kulak memeli bu form farklı semboller taşır. Cömertlik, hoşgörü ve iyi şans…
Şişeye konan mesaj: Yaşamın bu kadar değerli oluşu ölüm yüzündendir. (Seneca)

13

Oblomovluk ve estetik cerrahi yansımaları

Fazla yağlarından kurtulmak isteyen bir bayan hatırlıyorum Özellikle diyete ve spora dirençli yağlar cerrahi girişimi hakettiği için, diyet ve spor yapıp yapmadığını sorguladım. Tembel bir yapısı olduğunu söylerken, teknoloji bağımlısı konformist yaşamından bahsetti. Bölgesel yağlardan kurtulursa yaşamına çekidüzen vereceğini vurguladı ve beni ikna etti. Yapılan işlemden sonra yorulmadan ve çaba harcamadan elde ettiği sonuç ile mutluydu. Diğer taraftan, bir kişilik özelliği olarak tembelliği, estetik girişim planını ya da sonraki işlemlerde temel basamakları değiştirmesi ile sorgulanmaya değer bir olguydu.
Tembelliğin klasik örneği olan Oblomov, tartışmasız bu konuda akla gelen ilk isimdir.
Soylu ve toprak zengini bir aristokrat olan Oblomov, yaşamın sorumlulukları karşısında kendi odasına çekilip oluşturduğu cam fanus içinde yaşamını sürdürür. Oblomov eylem yapmaz, sadece düşünür, hayaller kurar ve bu bile onu yorar. Oblomov, tembelliğin temsilcisi; abartılmış ve uç bir karakter olmasına rağmen; doğru mesajlarda verir.
Oblomov, bana göre yaşamımızın en güvenli ve rahat dönemi olan ilk yıllarına gitme arzusunu yansıtır. O, yaşamın sıkıntılarına ve zorluklarına karşı kendi odasında anne kucağını oluşturmuş gibidir. Uyumak, hayal kurmak, yataktan çıkmamak, yaşamı ertelemek; bütün bunlar sorunlardan kaçmanın geçici bir yolu olarak hepimizin denediği şeylerdir. Oblomov ise bunu bir yaşam tarzı haline getirmiş, Oblomovizmi doğurmuştur.
Modern zamanların konformist kişilik yapısının klasik temsilcisidir Oblomov…

Estetik cerrahi gelişirken çağın gereklerine, sosyal ve kültürel değişimlere hatta modaya göre şekil değiştiriyor. Gelişen teknoloji modern insanın tembelliğini körüklerken, estetik cerrahide payına düşeni alıyor.

Şişeye konan mesaj: (Yaşamın özüne farkettiğin zaman güzelliği herşeyde bulursun.) Halil Cibran

14

Nur yüzlü olmak…
Bir gün altmışlı yaşlarda, cumhuriyet kadını stilinde çivit yeşili tayyörüyle bir bayan görüşmeye geldi. Dikkatli, ritmik ve küçük adımlarla ilerledi ve dizlerini birbirine yapışık vaziyette bir yana alarak koltuğun ucuna oturdu. Yakasındaki broştan dikkatimi güçlükle alarak onu dinlemeye başladım. Sadece daha düzgün görünmek istediğini söyledi.. Düzelme oranını ya da hedefini ise; biraz daha iyi görünen, çizgileri daha az derin, nur yüzlü bir yaşlı olarak tanımladı. Böyle bir isteğin arkasında yatan gerçek nedeni, yaşlı olmasına bağlı çevresinden gördüğü ayrımcılık olarak belirtmesi ilgi çekiciydi. Önemsenmeme, hor görülme ve yük gibi davranılmanın kendisine ağır geldiğini söylerken; verdiği ayrıntılar, bizim toplumumuzda çok fazla dile getirilmeyen, yaşlılığa karşı yapılan ayrımcılığı anlatıyordu.
Batıda “ageism” olarak bilinen bu durum, aslında çok dile getirilmemiş sosyal bir sorundur. Yaşlı yüz; bütün bir yaşamın çok değerli birikimini bir kenara itip, toplumun yararsız sınıfına kişinin dahil edilmesine neden olabilmektedir.
Saygı gören, sevilen yaşlı yüzü bizim toplumumuz için “nur yüzlü” olarak düşünülebilir. Bu bir bakıma kalp güzelliği ya da ruh temizliğinin yüze yansıması gibi de kabul edilir. Bu tanım, aynı zamanda ileri yaş güzelliğinin ilahi ya da daha kutsal biçimi gibidir. Bizans ikonalarında başları çevresine çizilmiş halelerle, duru bir güzellik sunan azize resimleri, ilahi güzelliğin sanatsal yorumları olarak karşımıza çıkar.
Bütün bu açıklamalardan sonra, şunu söylemeliyiz ki, ileri yaş güzelliğini yansıtan bir kavrama ihtiyacımız var. Olgun güzellik açılımı, ileri yaş güzelliğini karşılamaya yetmiyor. Tecrübeyle taçlanmış, maddesel yaşam ile ilgili pekçok ayrıntıyı aşmış ve çevresini aydınlatan bir kişiliğin dışa yansıttığı anlam ileri yaş güzelliğinin merkezinde durmalıdır. En yalın şekilde ifade etmeye çalışırsak, bu açıklamaya nur yüzlü başlığı uygun düşer. Bu bir taraftan bilimsel doğrulara da işaret eder. Kadın yüzündeki parıltının güzelliğe katkıda bulunduğu ispatlanmıştır. Bu parıltının kaybı, özellikle dış faktörlere bağlı erken yaşlarda bile kaybolabilmekte ve kişinin güzellik değerini düşürmektedir. Böyle bir anlam üzerinde yapılanmış, oranları düzgün ve zarif yaşlanmış bir yüz, ileri yaş güzellik arayışında hedef olmalıdır, diyebiliriz.
Şişeye konan mesaj: “Dünyadaki en iyi ve güzel şey görülemeyen ve dokunulamayan, fakat kalpte hissedilendir.”
15

Othello ve estetik cerrahi
Kadınların eksibisyonist oldukları söylenir. Bir başka yorumla; onlar giysilerini, saç modellerini, aksesuarlarını ya da sahip oldukları başka şeyleri göstermek ister. Bu eylem kadın doğasına uygundur, çünkü egoları için besleyici unsurlar taşır. Gösterme eylemini takip eden, olumlu yorumlar ise ayrıca önemlidir.
Gösterme eyleminin estetik işlemler için de önemli olduğunu sık sık farkediyorum. Hatta başkalarının yorumları, kişinin mutluluğu üzerinde doğrudan etkili.Yaptığım estetik bir girişim çok doğal olsa ve kişi tarafından beğenilse bile, başkaları tarafından farkedilmemesi durumunun bazen bir yakınma olarak bana geri döndüğü olur.
Estetik bir işlem yaptırmayı düşünen kadınlardan bazıları ise, farklı bir tercihle gizlilik istiyorlar. Gizlilik isteğine götüren nedenlerin ise kişiden kişiye değiştiğini görüyorum. Kimisi doğal güzelliği daha önemli bir değer olarak gördüğü için bunu gizlerken, estetikli olarak adlandırılmaktan ürker. Özellikle ünlülerde bu eğilim daha belirgin. Kimi kadın ise çevresel sorgulamalardan kaçınmak için bu tarzı tercih ediyor. Gizli yaptırmanın nedenlerinden ve benim ilgi çekici bulduklarımdan birisi ise kıskanç eşler kategorisidir. Kıskanç eş nedeniyle gizlilik isteyen kadınların tercihleri; yapıldığı çok belli olmayan, eşlerin dikkatinden kaçacak, tazelenme ya da daha iyi görünme şeklindeki estetik girişimler oluşturur.
Kıskanç eşlerin bu tutumu Othello sendromunu hatırlatıyor. Bu sendromdan etkilenen kişi, gündelik ve önemsiz denecek olaylardan eşini suçlayacak senaryolar yazar. Genellikle de bu aşırı ve yersiz kıskançlık şiddete kadar gider.
Sendroma ismini veren Shakespeare’ in ünlü eseri Othello adlı oyun, karısı Desdemona’yı ölesiye kıskanan ve sonunda sadakatsız olduğu yanlış fikri ile onu öldüren kıskanç koca üzerine yoğunlaşır. 15. yüzyılda geçen olayda; Othello, berberi siyah bir komutandır ve Kıbrıs’ın valisidir. Beyaz ırktan gelen Desdemona ile olan aykırı birlikteliği mutlu başlasa da, zaman içinde trajediye dönüşecektir.
Şişeye konan mesaj: Şansızlık da sonunda yorulur. Esen rüzgarın hızı hep aynı sürüp gitmez. Dünyada her şey değişmeye, yeniden doğmaya mahkumdur. Euripides

16

Bedensel değişim ve Simurg

Estetik operasyonlardan sonra meydana gelen değişim, bazen oldukça radikaldir.Özellikle de çoklu işlemlerden sonra, kişi aynaya bakınca, uzun yıllar boyunca alışmış olduğu görüntü yerine başka bir yüz görmenin yarattığı yabancılaşma hissini yaşar. Değişen görüntü ile birlikte başka şeylerde değişecektir. Sosyal yaşam, giyim tarzı, yaşam planları gibi. Kişinin yüz, beden, kişilik ve psikolojik yapısına uyumlu bir sonuç elde edilse bile yeni görüntüsüne uyum süreci uzayabiliyor. Bu uyumu hızla ve iyi bir şekilde tamamlayanlardan bazılarının, değişen yaşamlarını, yeniden doğuş olarak tanımladıkları olur. Bu değişim ve tanımlama bana Simurg efsanesini hatırlatıyor.
Simurg, kuşların dünyasında kendisinden sürekli yardım beklenen ya da talep edilen, Kaf dağında bulunan bilgi ağacında yaşadığına inanılan bir kuştur. Ancak Simurg’un hiç görülmemesi, kuşlar arasında onun varlığının sorgulanmasına yol açar. Bir gün, Simurg’un kanadından bir tüy bulunur ve Simurg’un varlığının bir kanıtı olarak kabul edilir. Heyecanlanan kuşlar toplanıp, ona gitmeye karar verirler. Yedi dipsiz vadiyi aşarak, amaçlarına ulaşmak için yola çıkarlar. Bülbül güle olan aşkını hatırlayarak geri dönen ilk kuş olur. Papağan tüylerini bahane eder. Kartal ise yükseklerdeki hükümdarlığını bırakamaz, geri döner. Baykuş yıkıntılarını özler, balıkçıl kuşu ise bataklığını. Her vadi geçişte sayıları giderek azalır. Yedinci ve son vadi yokoluş vadisidir ve Simurg’un evine açılan kapıdır. Yolculuğu bitirmeyi başarabilen otuz kuş heyecanla bilgi ağacına varır. “Burası Simurg’un evi” yazısıyla karşılaştıklarında aslında aradıkları kurtarıcının kendileri olduğunu, asıl gücün kendi içlerinde bulunduğunu farkederler. Simurg, Farsça otuz kuş anlamında olup, kuşlardan her biri Simurg’un temsilcisidir. Gerçeğin algılanması ile birlikte, bilgi ağacı ve bütün kuşlar yanmaya başlar. Hepsi kül olduktan sonra, kalan küllerden Simurg doğar.
Simurg olmak için alıştığımız ve kölesi olduğumuz şeyleri yakmak gerekiyor. Yokoluş aslında yeniden doğuşun başlangıcıdır.
Şişeye konan mesaj: Yokoluş aslında yeniden doğuşun başlangıcıdır.

17

Babil kulesi ve iletişim

Estetik girişimlerin başarısında sağlıklı iletişimin çok önemli yeri vardır. Bu iletişim karşılıklı söylenenlerin tam olarak anlaşılmasına dayanır. Bilgi edinme ya da aktarmanın en sık kullandığımız yolu dil olarak bilinmesine rağmen, dilin özellikle estetik amaçlı görüşme ya da muayenede karşımızdaki kişiyi anlamada yeterli olmadığını farkediyorum. Hekimin kendini anlatma şekli karşıdaki kişinin kültürel yapısı, algılama şekli, eğitimi, yaşı, cinsiyeti başta olmak üzere çeşitli faktörler ile değişmek zorundadır. Bir başka deyişle muayene sırasındaki dil değişir. İletişim çabasına rağmen, aynı dili konuşan kişilerin, özellikle sıfatlarda aynı şeyi demek istemediklerini farkediyorum. Birbirlerini anlıyormuş gibi görünen insanların aslında birbirlerini anlamadıklarını sonradan fark etmek, can sıkıcı sorunlara neden olabiliyor. Güzel, acı, doğal, çekici, büyük, küçük, kalkık gibi kelimerin,ne kadar farklı anlamlar taşıdığını görmek oldukça şaşırtıcı. Bu nedenle hastanın kullandığı bu kelimelerin sakladığı anlamları ve gerçekte ifade ettiklerini bilmek için; eğitim amaçlı görseller, fotoğraflar, üç boyutlu modellemeler gerekli görünüyor. Diğer türlü ilginç bir paradoksla karşılaşmak mümkün. Sonuç başarılı fakat hasta mutsuz. Bir başka deyişle, iyi bir işin başarısız olarak göründüğü çelişkili bir durum ortaya çıkabiliyor.
İnsanların birbirini anlamama cezasının, insanların böbürlenmesinden ve Tanrı’ya güç gösterisi yapmaları nedeniyle verildiğine inanılır. Aynı dili konuşan kişiler arasındaki anlaşılmazlık ise, başka türlü bir ceza olsa gerek.
Tevrat kaynaklı bir öyküye göre, bütün insanların aynı dili konuştuğu ve aynı sözleri kullandığı zamanlar vardı. Bu insanlar doğuya göç ederken, Şinar bölgesinde bir düzlük bulup, yerleştiler.Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullanıp, göklere yükselen bir kule ve bir kent kurup ün saldılar. Mezopotamya’ da, Fırat’ın sularıyla, beslenen ve asma bahçeler olarak bilinen yapay bir cennet oluşturdular. Tanrı, insanların gösterdiği kibir ve güç gösterisi karşısında, onları yeryüzünün dört bir yanına dağıtır. Böylece birbirini anlamayan, binlerce farklı dil konuşan insan soyu olarak yaşamlarına devam ederler.
Şişeye konan mesaj: Senden daha az şanslı birine mutluluğundan bahsetme. ( Plutarch)

18

Demokles’in kılıcını tutan kısrak kılı…
Görünen ile gerçek arasında her zaman derin bir uçurum bulunur. Ancak bu uçurum gerçekle yüzleşmedikçe de anlaşılmaz, farkedilmez türdendir. Estetik cerrahi, görünüşte güzelleşme ile uğraşan, popüler bir tarafı olan, renkli bir tıp alanı olarak yorumlanır. Bunun devamında estetik cerrahlarda güzel şeylerle uğraşan şanslı kişilerdir. Bir hastam her kontrole geldiğinde ne kadar hoş bir mesleğim olduğunu söyleyip duruyordu. Bir gün dayanamadım ve ona göremediklerini anlattım. Cerrahi sonrası sihirli bir elin değmesini ve her şeyin bir anda düzelmesini bekleyenler, yaşam boyu kalıcılığı olan işlemler isteyenler, yüzde yüz garanti bekleyenler, herhangi bir işlemden sonra fantastik değişimler olacağını uman pek çok farklı bireyi mutlu etme çabamı ve Demokles’in kılıcı öyküsünü kendisiyle paylaştım.
Demokles, Sirakuza kralı Dionisius’ un elinde bulundurduğu güce imrenen ve sürekli bundan bahseden biridir. Kral bir günlüğüne yerlerini değiştirmeyi ve kral olmasını önerir ve onuruna bir ziyafet düzenler. Tacını takan ve kralın elbiselerini giyen Demokles durumun keyfini çıkarır. Yemeğin ilerleyen saatlerinde, tam başının üzerinde tek bir kısrak kılına bağlı bir kılıcın sallanmakta olduğunu farkeder. Aniden yiyeceklere iştahı kapanır, çevresindeki güzel kadınlar artık görünmez olur. Demokles panikle bu serveti istemediğini, tek dileğinin hemen orayı terketmek olduğunu dile getirir. Kral Dionisius ona “ Şittet kullanarak bir güç elde ettim. Çok sayıda düşmanım var. Hergün bu şehri yönetiyorum ve yaşamım şu anda senin bulunduğun durum kadar risk altında.” der. Bu sözler günümüze kadar gelir ve sorumluluk sahibi kişilerin gerçek yaşamlarını anlatan güzel bir benzetmeye dönüşür.
Gerçekten hasta olmayan bireyin estetik taleplerini karşılamak, beklentilerini anlamak, kişiliğini analiz etmek, kişiye en uygun tedavi planını çıkarmak,aynı dili konuşmaya başlamak ya da yapılan bir işi sadece kişiye değil çevresine de beğendirme gerekliliği başka hiçbir tıp alanında olmayacak kadar çeşitli değişkenleri olan bir işi yapmamız anlamına geliyor. Demokles’in keskin kılıcı gibi,her an için, yapay bile olsa bir sorunla karşılaşma ihtimalimiz var. Bu arada öyküde ki kılıçtan çok, kılıcı tutan at kılı ile ilgilendiğimi belirtmek istiyorum. Yaşama bu öyküyü uyarlarsak, kılıçtan kaçış bulunmuyor. Herkesin kendine göre başının üzerinde sallanıp duran farklı kılıçları var. Yapabileceğimiz şey kılıcı tutan at kılını olabildiğince güçlü tutmak olmalı. Bunları paylaştığım hastam, artık dünyanın en zor işini yaptığımı düşünüyor.
Şişeye konan mesaj: “Görmek aldatıcıdır.”

19

Ra’nın gözü ve estetik cerrahi…
Estetik operasyonlar, diğer tıp alanlarında yapılan operasyonlardan farklı olarak dışarıdan bakan gözler tarafından görülür ve yargılanır. Bu açıkta olma durumu cerrah için zorlayıcı sonuçlara neden olur. Yapılan işlemi sadece kişiye değil, onun çevresine de beğendirmek gerekir. Kişi beğense de, çevreden bakan ve sonucu eleştiren gözler, kişinin yargısını etkiler ve değiştirebilir. Üstelik bu yargıda bulunanların bir kısmının art niyetli, kıskanç, farklı güzellik anlayışı, …gibi düşünüldüğünde durumun zorluğu daha net hissediir.
Burun operasyonu yaptığım bir bayan, mutlu bir şekilde yaşantısına devam ediyordu. Bir gün üzüntülü bir ses tonuyla aradı, erkek arkadaşının kafasının çarptığını ve burnunun şiştiğini söyledi. Kontrol sırasında önemli bir şey olmadığını saptadım. Bunun ucuz atlatılmış bir olay olduğunu ve daha dikkatli olması gerektiğini belirttim. Kendisi bunun göze gelmek olduğunu anlatıp, bunu dağıtmak için bazı ritüeller olduğunu ve artık nazar takısı kullanacağını söyledi. Burnu hakkında sürekli övgüler aldığını ve kem gözlerin bu olaya neden olduğunu anlatıp durdu. Pozitif bilimle uğraşan birisi olarak anlattıkları üzerinde yorum yapmadım ve ödem giderici bir ilaç için reçete yazmaya başladım. Rx yazıp, ilacın adına sıra gelince tuhaf bir çelişki dikkatimi çekti. Reçetenin başına yazdığımız Rx, Ra’nın gözü olarak bilinen göz amuletiydi. Bir başka deyişle nazar boncuğunun atasıydı. Biz hekimler nazar boncuğunun sembol şeklini reçetelerimizde kullanıyorduk. Fakültenin ilk yıllarında aldığımız bu bilgi unutulup gitmişti.
Nazar boncuğunu atası olan Ra’nın gözü olarak bilinen göz amuleti, Mısır mitolojisinde, Mısır’ın koruyucu tanrısı gökyüzünü temsil eden şahin başlı Horus’un gözüdür. Horus, güneşi temsil eden sağ göz ve ayı temsil eden sol göz ile insanları gece gündüz kontrol ediyordu. Horus, babası Osiris’i öldüren amcası Seth ile yaptığı savaşta sol gözünden yaralanır. Kötülüğü temsil eden Seth, vicdanın gözünü çıkarmak istemiştir. Bu göz tanrıça Hathor tarafından iyileştirilir ve koruyucu göz olarak günümüze kadar gelir.
Şişeye konan mesaj: İyileşme bir zaman meselesidir, bazen ise bir fırsat. ( Hipokrat)

20

Prometheus ve insanın iyileşme potansiyeli…

Estetik cerrahi işlemlerinde zaman zaman yara iyileşme sorunu ile karşılaşılır. Gerginliğin olduğu operasyonlarda, özellikle sigara içenlerde bu sorunlar doğal karşılanır. Karın germe, meme küçültme ya da yüz germe, yara iyileşmesi sorununun çıkabileceği operasyonlardan bazılarıdır. Ancak insan bedeninin iyileşme potansiyeli eşsizdir. Bir yarayı kapatması için sadece zamana gereksinim duyar. Bizim kabaca yaranın kapanması olarak gördüğümü olaylara mikroskobik düzeyde bakarsak olup bitenler, hiyerarjik düzen ve organizasyon büyüleyicidir. İşi biten hücrenin bir sonraki hücreyi çağırmak için uyarıcı maddeler salgılaması, önce üst tabakayı mühürleyip sonra altta işleme devam etmeleri, karşılıklı hücrelerin birbirleriyle değmesi sonrası çoğalmayı durdurdurmaları başka türlü bir aklın örnekleridir.
Prometheus’un karaciğerinin sürekli kendini tamir ettiği mitolojik öykü, bu potansiyele vurgu yapması açısından ilginç bağlantılar içerir. Titanlar’ın soyundan olan ve önceden gören anlamına gelen Prometheus, Olimpos dağından ateşi çalar ve insanlara verir. Bu çok büyük bir suçtur ve Zeus onu Kafkaslarda bir dağa zincirletir. Her gün dev bir kartal gelip, Prometheus’un karaciğerini yer. Karaciğer sabaha kadar kendini onarır ve ertesi gün yine kartal gelip aynı şeyi yapar. Bu döngü binlerce yıl boyunca devam edecektir. Karaciğer, çok büyük kısmı yok olsa da, kendini yenileyebilen bir organ olduğu gerçeği, bu mitolojik öyküyü güçlendirir.
Burada Prometheus’un tavrı üzerinde de durmak gerekli. O, Olimpos’un tanrılarının insanlara karşı olan despot tutumuna isyan edip, başkaldırmıştır. İnsanlara, özgürleşmeleri için bilgiyi sembolize eden ateşi vermiş, yol göstermiştir. Prometheus, Zeus’un verdiği ceza karşısında direncini korur ve aklını kullanarak bu cezadan kurtulur. O günden bu yana, baskıya karşı direncin sembolü olur.
Şişeye konan mesaj: Bedenlerimiz bizimle net bir şekilde iletişim kurar, eğer birz dinlemeyi arzu edersek. Gawain

21

Nemesis’in adaleti ve güzelliği…

Yüz gençleştirme yaptığım bir bayan, işlem sonrası yeni görünümü ile dikkat çekiyordu. Operasyon sonrası olumlu tavırları ve yaklaşımı ile de hem güzel hem çok iyi bir insan tanımlamasını hak ettiği için, yorumlarımı kendisiyle paylaştım. Güzel kavramı iyi ile buluştuğunda ilahi güzelliğe yaklaşıldığını, bir bakıma güzelliğin taçlandığını ve ayrı bir anlam kazandığını düşünürüm. Bu keyfi yaşarken, hastamız bu çıkarımdan hoşnut olmadığını belirterek beni uyardı. Kendisinin o kadar iyi olmadığı ve berbat yüzünü henüz göstermediğini vurguladı. Kullandığı kelimeler ve yaptığı tonlamalar içerisinde “gazabımdan korkun” tehditi algılanıyordu.
Çizdiği portre, gece tanrıçası Nyx’in kızı Nemesis’i hatırlattı Nemesis güzel olduğu kadar, kinci ve merhametsiz bir tanrıçaydı. Yapılan hata ve kötülüğün karşılığını verirdi. Narsissus’a verdiği ölüm cezası tüm narsistler için bir ders niteliği taşır. Öyküye göre Echo adlı peri Narsissus’a aşık olur. Aşkına karşılık bulamaz ve aşk acısı içinde yok olur. Bu duruma çok öfkelenen Nemesisin gazabı korkunçtur. Narsissus’u sudaki yansımasına aşık olma ve kendine kavuşma arzusu içerinde boğularak ölme cezası beklemektedir.
Mutluluk ve mutsuzluk onun tarafından ölçülür. Mutluluğun çok fazla ya da sık olması durumunda, kişiye acılar tattırarak bunu dengeler. O insanların ölçülü bir şekilde yaşamalarını ister. Halk arasında “fazla gülme ağlarsın” şeklinde ki inanışın kaynağı Nemesis’in adaleti gibidir.
Şişeye konan mesaj: Binlerce mum tek bir yanan mum ile yakılabilir ve bu yanan mumun yaşamını kısaltmaz. Mutluluk da paylaşılarak asla eksilmez. Buda

22

Katarsis ve psikoestetik cerrahi…

Bilincimizi rahatsız eden istemediğimiz anı, duygu ya da dürtülerimizi bastırarak bilinçaltımıza göndeririz. Onları orada tutmak için fark etmeden bir enerji harcanır ve bu durum çeşitli sorunlarla karşımıza çıkar. Bastırılmış anı ve düşünceler bazı durumlarda aniden açığa çıkar ve yeniden yaşanır. Bu duygusal boşalım katarsis olarak adlandırılır. Arınma ya da temizlenme olarak tercüme edilebilecek bu durum, tıbbın farklı alanlarında karşılaşılır ya da bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.
Estetik cerrahi hastalarında bazen görüşme sırasında, bazen yapılan işlem sırasında ya da sonrasında hıçkırıklara boğulduklarına tanık oluruz. Biraz konuşunca bazıları öykünün bütün ayrıntılarını verir. Arkadaşlarının acımasız alayları, yakınlarının yarattığı derin kompleksler, hatta bazen de bir öğretmenin düşüncesizce söylediği bir cümlenin ruhlarında yarattığı derin izler gözyaşları içinde anlatılır. Olay sonrası kişi rahatlamış görünmekle birlikte, travmatik anıların yeniden yaşanmasının yarattığı kırılgan ruh hali de hissedilir. Bu kişilerin kısa süre sonra aşırı rahatlamış ve mutlu tavırları dikkat çekicidir. Sanki cerrahi bir tür psikoterapi etkisi göstermiştir.
Benim için konunun en ilgi çekici yönlerinden birisi bunu sanatta ki kullanımıdır. Aristo’nun drama sanatında bu boşalma ve temizlenmeyi kullanması ilginçtir. Günümüz dramalarında ya da melodram filmlerde de seyircinin bu durumu yaşadığı bilinir. Özellikle başaktör ya da aktristin layık olmadığı halde düştüğü durumun yarattığı acıma, ve sonra bunu takip eden kendi başımıza ya da sevdiklerimizin başına gelebileceği kurgusu ile oluşan korku, öylesine yoğunlaşır ki izleyici hıçkırıklara boğulabilir.
Şişeye konan mesaj: Güzeli görme yeteneği olan kişi asla yaşlanmaz. ( Kafka)

23

Tantalus’un cezası ve estetik komplikasyonlar

Estetik cerrahide zaman zaman komplikasyonlarla karşılaşırız. Komplikasyon yapılan işin doğasında vardır. Çünkü malzeme yaşayan bir malzemedir ve kişisel farklılıklar gösterir. Ne var ki sorunların çoğu geçicidir ve zaman en uygun çözümü sunar. Sorun karşısında ise bireyin sağlıklı bir tutum içerisinde olmasını bekleriz. Bazen eğitimli bireylerin bile bir sorun karşısında şaşırtıcı davranışlar sergilediğini görüyoruz. Saygın görünüm maskesi atılıp, saldırgan ve dengesiz bir kişiliğin ortaya çıkışını şaşkınlıkla izleriz. Genel bir gözlem olarak , komplikasyonun yaşama karşı olumsuz tutum içinde olan sorunlu kişilerde ortaya çıktığını söylemek mümkün. Bu durum Tantalus’ un cezasını hatırlatır, türdendir.
Anadolu topraklarında Lidya ülkesinin Tantalus adında bir kralı varmış. Tantalus, Zeus’un Ploupo adlı periden olan oğlu olarak, Olimpus dağında tanrıların masasında yer alma onuruna sahiptir. Ne var ki, herşeyi olan Tantalus bunun değerini bilmez; tanrıları öfkelendirecek pekçok davranış ve tutum sergiler. Oğlu Pelops’u parçalayıp tanrılara ziyafet çekmeye çalışması bardağı taşırır. Ziyafette kızını kaybetmenin üzüntüsü içerisinde olan Demeter, Pelops’un omzunu yer. Diğer tanrılar ise durumu farkederler. Parçalanmış Pelops tekrar canlandırılır. Zeus kayıp omuz yerine fildişi bir omuz yapar. Zeus Tantalus’u Spil dağının bir yarığından yer altı dünyasına fırlatır. Orada Tantalus’u sonsuz bir ceza beklemektedir. Su dolu bir yerde ayaktadır ve başının üzerine meyve dalları vardır. Yemek için dallara uzanır, ancak dallar uzaklaşır. Su içmek için eğilir ancak sular ayaklarının altından kaybolur.
Tantalus olumsuz davranışlarının özünde onursuzluk, insanlara huzursuzluk ve kendinden beklenenlere aykırılık yatar. Tantalus’un cezası bir sorgulamadır. “Neden ben” sorgulaması için karşılıklar Tantalus’ un öyküsünde yer alır. Bu öykü tam elde etmişken kaybetme hissini bize çok iyi anlatır. Elimizdekilerin değerini kaybettiğimiz zaman farketme duyarsızlığı yanında, varlık ve yokluğun ne kadar yakın olduğunu bize hisettirir. Mutlu yaşam potansiyeli olduğu halde mutluluğu elde edemeyen birey ya da toplumların sorgulaması için de Tantalus’un öyküsü yardımcıdır.
Şişeye konan mesaj. Yüzeysel insanlar şansa inanır, güçlü insanlar ise etki ve nedene. ( Emerson)

24

Önyargılar, körler ve fil

Sıklıkla karşılaştığım, iletişimini bozan tavırlardan birisi önyargılar. Önyargıya sahip kişilerin genellikle televizyonda ya da yolda gördüğü birisi ile, ya da duyduğu bir öykü ile genelleştirmeye gittiğini farkediyorum. Bu genelleştirme kişinin kafasında yapıldığını düşündüğü yönteme ya da uygulamaya, olumsuz bir tutum geliştirmesine neden oluyor. Tedavi programına başlamadan önce, bu önyargıların giderilmesi için epeyce çaba gerekli.
Hatalı genelleştirmenin en iyi örneğini fil ile körlerin öyküsü verir. Filin ne olduğunu bilmeyen körlerden oluşan bir gruba, filin neye benzediğini dokunarak anlamaları istenir. Bacaklarına dokunan sütüna, kuyruğuna dokunan yılana, gövdesine dokunan bir ağaca, karnına dokunan bir duvara, kulağına dokunan yelpazeye, hortumuna dokunan ipe, dişlerine dokunan boruya benzetir ve tartışmaya başlarlar. Filin benzediği şey konusunda herbiri ısrarla kendi fikrini kabul ettirmeye çalışır.
Öykü kişilerin söylediklerinde gerçeklik payı olabileceği ve farklı görüşlere sahip olsak da uyum içinde yaşayabileceğimiz anafikrine sahiptir. Bunun yanında yanlış genellemeye de iyi bir örnektir. Öykünün dinsel yorumlarında, Tanrı ile ilgili gerçekliğin çok büyük olduğu, her inanışın Tanrıya ulaşmada elindeki küçük gerçeklik ile farklı bir yol izlediği düşünceleri yer alır. Postmodernist yorumlar kültürel önyargıların bizleri kör ettiği ve birşeylerin gerçek doğasını asla öğrenemeyeceğimizi söylerken, insanları yorum yapan ve boşuna tartışan körlere benzetir

Şişeye konan mesaj: Önyargı aptalların nedenidir. ( Voltaire)

25

Çirkinliğin gücü…

Yüzünde önemli kusurları olan bir bayan tanıyorum. Yoğun sıkıntılar içinde geçen yıllar boyunca, çirkinliğini telafi etmek için başka özelliklerini geliştirme çabası içinde olmuştu. Yetersizlik kompleksini dengeleyecek özellikler elde etmesine rağmen mutsuzdu. Artık yetenekli ve güzel olmak istiyordu. Gerekli estetik girişimler yapıldı. Çirkinliğini dengelemek için kendini geliştirmiş birinin, estetik cerrahi ile elde ettiği sonuç etkileyiciydi.
Anlattıkları bana çirkin tanrı Hephaestus’un ( ya da Roman adıyla Vulkan) başından geçenleri hatırlattı.
Kıskanç tanrıça Hera’nın bir oğlu olur. Çocuk o denli çirkindir ki, Hera ona dayanamaz ve Olimpos’tan aşağı fırlatır. Yeryüzüne düşen çocuğu bir demirci ustası eğitir. Çirkin adam olağanüstü sanat eserleri üretmeye başlar. Annesinin yaptıklarının öcünü almaya karar verir ve altından muhteşem bir taht yapar. Taht Olimpos’a yollanır ve bu büyüleyici sanat eserini gören Hera tahta oturur. Ancak tahtın görünmez kıskaçları vardır ve oturan kişiyi sonsuza kadar hapseder. Tanrılar çeşitli yollar dener ; fakat Hera’yı kimse tahttan kurtaramaz. Son çare olarak şarap tanrısı Dionisos içirdiği şaraplarla onu sarhoş edip, Hera’yı kurtarma sözünü alır. Ancak sanatcının bazı şartları vardır. Tanrılar katına tekrar kabul edilir ve Afrodit ile evlenmesine izin verilir. Hephaistos kendisine altından bir saray yapar. Her sabah atölyesine gider ve çalışır. Bu çirkin tanrı Olimpos’u süsler.

Şişeye konan mesaj: Güzelliğin bir şekli vardır, çirkinliğin ise binlerce. ( Victor Hugo)

26

Estetik cerrahininin sosyal etkileri, Apollo ve Defne yaprağı

Meme estetiği yaptığım bir bayan kontrole geldi. Uzun yıllardır evliydi ve monotonlaşan ilişkisindeki değişimden, evliliğindeki tazelenmeden bahsetti. Eşinin ona daha bir başka sarıldığını anlattı. Gözleri ışıldıyordu. Eşi ise Apollo’nun Dafni ile ilgili öyküsünü çağrıştırır bir tonlamada, “ o benim başımın tacı “ karşılığını verirken duygusal anlar yaşanıyordu.
Apollo müziğin, sanatın, ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Bir gün Eros’u oldukça kızdırır. Kızgın aşk tanrısı iki ok hazırlar. Altın suyuna batırdığı ve isabet ettiği kişiyi tutkuyla aşık edecek oku, Apollo’ya saplar. Diğer oku ise aşktan uzaklaştıran türdendir ve Dafni’ yi hedef alır. Böylece Apollo delicesine Dafni’ye aşık olur. Ancak su perisi Dafni’nin kaderi sürekli aşktan kaçmaktır. Bir gün, Apollo Dafni’yi yakalamak üzereyken, Dafni babası ırmak tanrısı Peneus’tan yardım ister. Bacaklarını ağır bir uyuşukluk kavrar, ince bir kabuk göğsünü örter, saçları yapraklara döner, kolları dallara, kısa bir süre önceye kadar öylesine hızlı olan ayakları köklere dönüşüp saplanır ve yüzü gök kubbe içinde kaybolur. Bir tek ışıltılı güzelliği kalır. Peneus, Dafni’yi defne ağacına dönüştürmüştür. Apollo, onu bulduğunda ağaca dönüşmüş Dafni’nin kalp atışları hala duyulmaktadır. Apollo aşkını sonsuza kadar yanında bulundurmak ister; defne ağacı yapraklarını bir taç olarak başında, zaferlerin sembolü olarak taşıyacaktır. Dafni, Apollo’nun başının tacı olmuştur. Bu transformasyon anı, o kadar etkileyicidir ki sanatcılar için ilham kaynağı haline gelir.
Estetik cerrahinin sosyal yansımaları gerçekten etkileyicidir. Bireyin sosyal ilişkilerini, karşı cins iletişimi düzenler, geliştirir. Bu öyküyü, evlilikte tazelenme yapabilme gücünü gösteren iyi bir örnek olarak kabul edebiliriz.
Şişeye konan mesaj: Aşk duyguların şiiridir. ( Balzac)

27

Estetik cerrahi ve deja vu

Tam olarak ne zaman ya da nerede olduğunu hatırlayamadığımız halde, daha önce gördüğümüzü düşündüğümüz anlar vardır. Fransızlar bu duyguyu déjà vu olarak adlandırıyorlar. Bu duyguyu açıklayan çok sayıda varsayım ileri sürülmesine rağmen, konu belirsizliğini sürdürüyor. Geçmiş yaşamın izleri mi ? beynin bir hatası mı ? ya da rüyalarımızın anıları mı ? bilinmiyor. Kenko adlı Japon rahibin 700 yıl önce yazdığı cümleler de bile déjà vu tanımının izlerine rastlayabiliyoruz. “ Birisi bir şey dedikten sonra ya da bir şeyi gördükten ya da düşündükten sonra, daha önce olduğunu hissettiğim anlar oldu. Ne zaman olduğunu hatırlayamıyordum; ancak kesinlikle emindim ki olmuştu. Bu tür şeyleri yaşayan yanlızca benmiyim ?”
Bu duyguyu açıklayacak nedenlerden birisini, bir hastamın annesinin aktardığı bir öykü ile farkettim. Annesi, arkadaş toplantılarına dışarıdan katılan bir bayan ile ilgili, “daha önce gördüm ya da tanıyorum” duygusuna kapılır. Nereden tanıdığı üzerine kafa yorar ve şu sonuca varır. O, tv de ya da magazin sayfalarında gördüğü kişilerin bir benzeridir. Yaptırdığı fabrikasyon burun estetiği, tanıdık duygusuna neden olmuştur.
Bu öykü karbon kopya estetik girişimlerin, déjà vu duygusuna neden olabilileceğinin iyi bir örneğidir. Estetik cerrahi bireysel özelliklerimizi yok etmeden; kişilik, psikoloji, yaş, cinsiyet, meslek ve etnik özellikleri dikkate alarak yapılmalıdır.

Şişeye konan mesaj: Nereye gidersen git bütün yüreğinle git. (Konfüçyus)

28

Mars’ın oğulları

Erkeklerin estetik cerrahiye olan ilgisi giderek artıyor. Ancak erkek estetiğinin kuralları, yaklaşımlar ve teknik; kadın estetiğinde o denli farklı ki, “ erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs” şeklinde özetlenen ve cinsiyetler arası ayrımı vurgulayan cümleler burada da geçerli. Erkekler ve kadınların farklı gezegenlerden geldiği metaforu bu ayrımı belirtmede etkili bir söylem olarak kabul edilebilir. Roman mitolojisindeki tanrı Mars ve tanrıça Venüs bu paylaşımda kullanılan semboller olmuştur.
Savaş tanrısı Ares erkeklerin yıkıcı, tahripkar yönünü temsil eder gibidir. O kanlı savaşların acımasız tanrısıdır. Kaba kuvvetin sembolüdür. Onun Roman eşdeğeri tanrı Mars ise daha prestijli bir yere sahiptir. Ancak o da şittet arzusu ile dopdoludur. İsmini verdiği Mart ayı savaşlarla anılır. Mars bir gün genç rahibe Rhea Silvia’ya tecavüz eder. Hamile kalan rahibe ikiz çocuğa sahip olacaktır. Onlar Remus ve Romulus’dur; Roma şehrinin kurucuları. Bu nedenle Mars Romalıların atası kabul edilirken, kriz zamanlarında onların yardımına koşacağına inanılır.
Anatomik, psikolojik ve sosyal farklılıklar nedeniyle, erkek estetiğinin kadın estetiğinden farklı olması gerekiyor. Durumu anlamak ve konuşmak için belki de en uygun model, burun estetiği. Erkek burun açıları, bir başka deyişle burun dudak açıları, burun sırtı eğimi ve diğer oranlar farklıdır. Bu farklılıkları akılda tutarak işlemi doğru bir şekilde gerçekleştirmek yine de yeterli olmayabilir. Bu konuda ki önemli kurallardan birisi, erkek burun estetiğinin daha konservatif olması gerekliliğidir. Şunu biliyoruz ki, erkeklerde net bir beden algısı yok. Bir başka deyişle kadınlara kıyasla, beden görüntüleri hakkında ki farkındalıkları daha az. Özellikle değişikliklere olan adaptasyonları daha zayıf. Bir operasyon sonrası erkeklerin yeni şekle alışmalarının daha zaman aldığını gözleriz. Özetle Mars’ın oğulları için estetiğin kuralları daha farklı diyebiliriz.

Şişeye konan mesaj: Bana göre erkekler kadınlardan daha özgür değil. ( Gandi)

29

Mavi kuş, mutluluk ve estetik cerrahi…

Kuşlar hakkında sayısız batıl inanç, sembol ve alegori vardır. Yaşam, ölüm, öteki dünya, şans, şansızlık, barış, mutluluk ve diğer pekçok anlamlar bu kanatlı mucizelere yüklenmiştir. Bunlar arasında en ilgi çekici olanlardan birisi ise, mavi kuş ile ilgili söylenenlerdir. Mavi kuşu havada görmek şans belirtisi olarak kabul edilir. O, evrensel diyebileceğimiz ölçüde pek çok kültürde mutluluğun temsilcisidir. İnsanların kanatlı iyi perileri onlarda görmek istediklerini düşünüyorum. Benim bakış açımdan, mutluluğu ve estetik cerrahiyi konuşmanın iyi bir başlangıcı gibidir, mavi kuş.
Burun estetiği talebinde bulunan bir bayana istediklerini sorduğum zaman, burnu ile ilgili sevmediği yerleri anlattı. Konuyu, farketmediği ayrıntılara ve sorunlara çevirmeye çalıştığım zaman, hızla durumu özetledi. “ Ben mutlu olmak istiyorum, mutlu olmak için bu operasyonu yaptırıyorum.” Bu cümlelerin altında “Gerisini size bırakıyorum, beni mutlu edin. “ dileği olduğu düşünülebilir. Ancak bu cümleler estetik cerrahinin özetlerinden birisini verir. Estetik cerrahide mutluluk olayın merkezindedir. Bir bakıma estetik cerrahi mutluluk cerrahisidir.
İnsanların bedensel sorunu, takıntısı ya da kusuru, mutsuzluklarının en önemli ve devamlı bir nedenidir. Mutsuzluğu yok edecek işlem ise bir değişimdir. Kişi mutlu olmak istiyorum derken, değiştirmek istediği kusurlarının mutsuzluğa neden olduğunu da söylemektedir. Ancak burada bir paradoks da gizlidir. Estetik cerrahide iyi sonuç her zaman mutluluğu garanti etmez. Sonuç bireyin beklentilerini karşılamalı, kişilik, meslek, yaş, etnik köken, kültür, cinsiyet ve psikolojik özellikleri ile de uyumlu olmalıdır.
İnsanın hayattaki bütün çabasının mutluluğa ulaşmak ve elde etmek üzerine kurulu olduğunu ileri süren mutlulukçuluk (Eudaimonizm) felsefesi estetik cerrahiye uygun düşüyor.
Şişeye konan mesaj: Mutluluğu elinizde ilen çok küçük görürsünüz, gitmesine izin verin ne kadar büyük olduğunu anlarsınız. Gorky

30

Kupid’in yayı ve oku yüzde saklıdır…

İlk bakışta aşk, aşkın ihtiraslı bir türü olarak düşünülürken; ilgili kişilerin yaptıkları bir tür deliliğe benzetilir. Semptomları bir aşk hastalığına benzetenler de vardır. Plato, kayıp yarılarını bulan kişilerde yaşanan aşk hastalığını tanımlarken, derin aşkla bağlanan bu kayıp yarıların bir an bile birbirlerini görmeden dayanamadıkların vurgular. Mitolojik düzeyde Eros ya da Roman karşılığı ile Kupid’in yayından çıkan oklar aşk hastalığına neden olur.
Dudak estetiği için başvuran orta yaşlı bir hasta şunları söylemişti. “ Son zamanlarda dudak çerçevemin kaybolduğunu farkettim. Kalemle yapmaya çalışıyorum, fakat istediğim etkiyi vermiyor.Dudaklarımın eskisi gibi çekici olmasını istiyorum.” Gerçekten dudak çerçevesini belirleyen hat bir geçiş noktası olurken; kabarıklığı, dudağı çekici ve arzu edilen hale dönüştüren eğimi ile eşsiz ayrıntılardır. Estetik cerrahide en sık kullanılan ismi ile Kupid’in yayıdır. Sadece yaya benzediği için bu ismi haketmez, feminen güce vurgu yaparken, seksi dudaklar ile arasında bir paralellik bulunur.
Dudak çerçevesini belirleyen hat bir geçiş noktası olurken; kabarıklığı, dudağı çekici ve arzu edilen hale dönüştüren eğimi ile yüzün eşsiz ayrıntılarıdır. Özetle Kupid’in yayıdır. Sadece yaya benzediği için bu ismi haketmez, feminen güce vurgu yaparken, seksi dudakların ilk şartını oluşturur.Bu kadar küçük bir ayrıntının bu kadar önemli fark yaratıyor olması yüzün hayranlık verici sırları arasındadır. Kırışıklıklara karşı önlemler yerine aslında dudak çevresindeki Kupid yayının korunması gerçeğini vurgulamak gerekir. Kupid yayın kaybolması ya da silinmesi sadece çekiciliği azaltmaz, yaşlanan dudak ve ağız yapısının bir özelliği haline gelir. Göz ve ağız çevresi karşımızdaki kişiyi yargılarken ilk sırada bulunan yapılar olduğu için, yayın kaybı yüzün genel estetik değerine çok zarar verir.
Aslında yüzde Kupid’in başka bir silahı daha saklıdır. Kirpikler Kupid’in oklarıdır. Kupid’in yayı ve okunu oluşturan dudak çevresindeki çerçeve ve kirpiklerin birlikte öldürücü bir silaha dönüşebileceğini hatırlatmak gerekir.
Şişeye konan mesaj : Aşk tanrısının silahları göz ve dudakta gizlidir, yayı çeken güç ise bakıştır.

31

Astreia, başak burcu ve estetik cerrahi…

Hastalar hekim seçerken pek çok ölçüt kullanır. Eğitim, kariyer, tecrübe bunlar arasında olumlu ölçütler olarak öne çıkar. Bunun dışında başka ölçütlerin de kullanıldığı olur. Meme estetiği yaptırmak isteyen bir bayanı hatırlıyorum. Konuşmanın akışında “Sizi araştırdım ve ameliyat olmaya karar verdim. Ayrıca başak burcu olduğunuzu öğrendim. Titiz ve ayrıntılara önem veren duyarlı bir burç olması nedeniyle kararım güçlendi” dedi. Operasyon hakkında gerekli bilgileri aldıktan sonra astroloji ile yakından ilgilendiğini söyledi ve doğum saatimi öğrenmek istedi. Bir sonraki gelişinde oldukca kararlı ve hazırdı ve şunları söyledi “ Sizin astrolojik verileriniz tıp ve sanat için en uygun durumda. Ben operasyon için karar verdim. ” Operasyon sonrası iyileşme sorunsuz ve oldukca hızlıydı. Hastanın hekime olan güveni, iyileşmenin seyrini her zaman olumlu olarak etkilemiştir.
Hak tanrıçası Astreia altın çağda diğer tanrı ve tanrıçalarla birlikte insanlarla yaşarmış. İnsan ırkını cezalandırmak isteyen Zeus, Pandora adlı kadını dünyaya gönderir. Pandora’nın kutusunu açılması ile birlikte dünyaya her türlü kötülük yayılır. Zeus, kızı Astreia’ yı bronz çağının kötülüklerle dolu dünyasından çeker ve onu gökyüzüne başak burcu olarak yerleştirir. Astreia elinde buğday başağı tutan bir tanrıça olarak başak burcunun sembolü olurken, bu burcu özellikli kılar.

Şişeye konan mesaj: Yaşamın kontrolü evrenin hareketi ile bağlantılı parçaların düzeni ile yapılandırılmıştır. Pasteur

32

Venüs halkaları

Estetik cerrahi ile ilgili talepler bazen ayrıntılara inebiliyor. Bu talepler bireyin beğenisi ya da kişisel özelliklerini yansıtsa da kültürel ve dönemin özellikleri ile ilgili de güzel ipuçları verir.
Boyunda enine halka şeklindeki çizgilerden kurtulmak isteyen bir hasta başvurdu. Yok edilmesini istediği halkalar bir döneme ait güzellik kavramına ait ayrıntılardı. Hatta antik dönem kraliçelerin profilden bir kavunu andıracak şekilde tasarlanmış kafa şekillerinin, boyundaki doğal gerdanlıkları gibilerdi.
Boyunda ki bu halkalar “venüs halkaları” ya da “venüs gerdanlığı” olarak bilinir. Bu halkaların gelişim öyküsü de estetik değerler ile çağın gerekleri arasındaki değişimi göstermesi açısından ilgi çekicidir.
Afrodit antik dönem heykeltraşları arasında ki en popüler tanrıça temalarından birisi olmuştur. Afrodit’in yorumları klasik çağdaki sert hatlardan zaman içinde yumuşar ve hatlar daha duygu dolu olurken, boyundaki halkaları görmeye başlarız. Bu enine çizgiler Afrodit ya da Venüs halkaları olarak adlandırılmaya başlamış ve daha dişi yorumları güçlendiren ayrıntılardan birisi olmuştur.
Geçmişin güzellik çizgileri günümüzün estetik bakış açısına ters düşüyor…
Şişeye konan mesaj. Yasak şeylerin bir çekiciliği vardır. Tacitus

33

Penelope kompleksi

Oscar ödüllü ünlü İspanyol aktris Penelope Cruz’un ilginç özellikleri var.
Naif bedeni, rahat tavırları ve her an için lafa girecekmiş gibi duran bilmiş yüz ifadesi ile giderek daha popüler olmaya başladı.
Yüzüne göre büyük ve düşük burnuyla bir dönem seks sembolü olarak bile anıldı.
Burnuna rağmen çok güzel olarak kabul edildi.
Yine de bu tanımlamalar ona yetmedi ve burun estetiği yaptırdı.
Pek çok erkeğin zihninde çekici bir kadın olarak yer almasına rağmen erkeklerin bilinçaltlarında yer alan asıl Penelope ise Homeros’un Penelope’sidir.
Eşi Odiseus’un yokluğunda sadakatla onu yirmi yıl bekleyen gündüz tezgah önünde ördüğü motifleri sabah kadar sökmesi ile bilinen sembol bir kadın.
Penelope, İthaka kralı Odiseus’un eşidir. Odiseus Troya savaşına çağrılır. Savaş 10 yıl sonra biter, fakat Odiseus deniz tanrısı Poseidon’u kızdırmıştır ve bir 10 yıl daha Akdeniz kıyılarında, evine, İthaka’ya dönme çabası içerisinde maceradan maceraya sürüklenecektir. Penelope bu süreyi taliplerini geri çevirme çabası ve zaman zaman Artemis’e canını alması için yakarmalar ile geçirir. Odiseus sonunda evine döner ve eşinin erkekleri geri çevirmek için yaptığı son çabaya, kılık değiştirmiş olarak katılır. Penelope taliplilerine, “Kim Odiseus’un yayını gerebilir ve 12 baltanın sapından oku geçirebilirse ona elini vereceğini söyler. Bunu sadece Odiseus yapar ve sonra kendisini tanıtır. Penelope bu duruma inanamaz, kendisini ayartmaya çalışan Odiseus kılığına girmiş mitolojik tanrılardan birisi olabileceğini düşünür. Son bir test olarak, hizmetçisine yatağı hareket ettirmesini söyler. Odiseus bunun mümkün olamayacağını, çünkü yatağı kendisinin yaptığını ve bir ayağının canlı bir zeytin ağacı olduğunu hatırlatır. Penelope onun gerçek Odiseus olduğuna inanır ve sadakatın sembolü olurken, tüm erkeklerin bilinçaltına yerleşir.

Erkekler eşlerinin Penelope gibi olmasını arzu ediyor. Evlerine döndüklerinde onları bekleyen ve değişmeden kalan sadık eşler istiyor.
Onların değişime direnç bazı erkeklerde o denli yoğun ki, estetik işlemlere kadar uzuyor. Çoğu erkekte eşlerinin bedensel değişimlerine direnç var. Kadınların estetik cerrahi işlemleri sırasında eşleri tarafından fazla desteklenmediklerini ya da yalnız bırakıldıklarını sıklıkla gözlüyorum. Genellikle yapılacak işlemlere katlanılmasının mantığını anlayamıyorlar.
Bana ise kadın ruhunun farklı olduğu, erkek bakış açısı ile bu durumu anlayamayacaklarını içeren klişe sözleri tekrarlamak düşüyor. Durumu da Penelope sendromu olarak adlandırıyorum.

Şişeye konan mesaj: Kleopatra’nın burnu biraz daha kısa olsaydı dünyanın bütün yüzü değişirdi. ( Pascal)

34

Venus Kallipygos ve kalça estetiği

Estetik cerrahide kallipygos (güzel kalça) dönemine giriyoruz. Meme büyütme yanında kalça büyütme ve şekillendirme talepleri de hızla artıyor. Kalça estetiğinde varılan son nokta, belki de bel kalça arası gamze taleplerinin olması. Aslında güzel biçimli kalçaların bedene kazandırdığı artılar, memeye göre daha fazladır. Onlar bedenin denge merkezidir. Üst beden ve alt bedenin geçiş noktasında yer alırken, bel ile birlikte oluşturduğu oran çekiciliğin temel ilkelerinden birisi haline gelir. Diğer taraftan kendine özgü salınımı, ritmi, duruş çeşitliliği ile bedenin en önemli dinamik estetik yapısına dönüşür. Bedenin denge merkezi olan kalçalar, erojen ve erotik bir sunuma sahiptir.
Bizler bedenin ön bölüm estetiğine daha çok önem veren bir sınıftayız. İnsanlar gözle görebildiği yerler hakkında talep yaratır desek bile, konu ile ilgili kültürel faktörler göz ardı edilemez. Kalça estetiği latinler arasında ve özellikle kültürel olarak ön plana çıkar. Arka beden estetiği dışarıdan izleyen gözler için daha önemli olsa da, onun yansımaları olan beğenilmeyi düşünürsek konu bireyi doğrudan ilgilendiren bir yöne kayar. Modada ki bazı değişimler ve özellikle düşük belli jean ler ve G-string ler ile, kalçanın başka özellikleri de vurgulanmaya başladı. Kalça arası dekolte çizgisi, kalça üzeri gamzeler gibi.
Venus Kallipygos ( güzel kalçalı venüs), bir tunik ile kısmen örtülü bedeni ve açıkta kalmış kalça yapısı ile antik çağlardan günümüze güzel kalçanın sembolüdür. Tanrıça omuzlarının üzerinden arka tarafını incelermiş gibi bakar. Öyküye gelince… Antik çağda yaşamış iki Sicilyalı genç kız, bir gün hangisinin daha güzel ve biçimli kalçaları olduğuna karar vermeye çalışır. Yaşamlarını değiştirecek bir merak ile sokağa çıkıp; geçmekte olan zengin bir adamın oğluna kendilerini gösterirler ve ondan oy vermesini isterler. Genç adam, büyük kardeş lehine oy kullanır. Oy verdiği kıza aşık olan genç adam, evine döndüğü zaman erkek kardeşine olup biteni anlatır. Bunun üzerine küçük erkek kardeş kızların bulunduğu köye gider. O da küçük kızkardeşe aşık olur. Babaları sınıf farkı nedeniyle karşı çıksa da gençlerin evlenme ısrarlarına karşı duramaz. Halk tarafında güzel kalçalılar olarak adlandırılan kızkardeşler, ilerleyen yıllarda güzel kalçalı tanrıça adlı Venüs tapınağını yaptırırlar.

Şişeye konan mesaj: Dış güzellik yeterli değildir. Çekici olmak için bir kadın kelimeleri kullanmalı, tatlı konuşmalı, zeki ve oyuncu olmalı. Petronius

35

Işık biraz daha ışık

Işık, biraz daha ışık.
Ünlü Alman şair Goethe’nin ölüme yakın anlarda söylediği bu sözler aydınlanma dönemine atfedilir.
Aydınlanma bir yaşam boyu hatta ölüm anında da devam etmelidir.
Belki de arayışla geçen ömrünün sonunda, son nefesinde bütün çabasının özetini vermiştir.
Işık, biraz daha ışık sözlerini anesteziden uyanan bir edebiyatçıdan duyacağımı hiç düşünmemiştim.
Edebiyatla dolu bir zihnin bulanık bir anda söylediği sözlerden öte anlamlar taşıyordu.
Rahatlama isteğini en çarpıcı şekilde Goethe’nin ünlü sözleri ile aktarmayı tercih etmişti.

Estetik ameliyat anestezisinde ilginç bir birliktelik yaşanır. Her iki kelimenin yani estetik ve anestetik kelimelerinin kökü aisthesis’e dayanır.Duyulara hitap eden güzel bir sonuç için duyusuz bırakan bir işleme gereksinim vardır. Duyu olarak çevirebileceğimiz aisthesis üzerinde, estetik cerrahi ve anestezinin buluşması hoş bir tesadüften ötedir. Eğer uyuyan güzel temasını hatırlarsak…
Uyuyan güzel edebiyat ve görsel sanatlarda özellikle bir dönem popüler bir tema olmuştur. Kadın huzur içerisinde sakin bir şekilde uyurken, bir erkeğin yardımıyla canlanmayı bekler. Öykünün canlanmadan sonraki kısmı ise biraz tartışmalıdır. Bu durumun kadının büyük güçlerle donanımlı olarak uyanacağı bir metamorfoz olduğunu düşünenler olsa da, uyanan güzeli genellikle bir evlilik bekler. Bu sonuncusu, çoğu kültür ve karakter için yeterli bir mutlu sondur. Öyküde prenses güzellik, zeka ve müzik yeteneği hediye eden iyi perilerle, ona erişkinliğe adım atarken parmağını yaralayıp ölmesi üzerine sihrini yapan ihmal edilmiş kötü peri arasındaki mücadele en önemli kısımdır. İyi periler kötü sihri tamamen yok edemese de, onu 100 yıllık bir uykuya ve prens öpücüğüyle uyanmaya dönüştürürler. Mitolojik bir öyküde uyku ve güzellik arasında farklı bir bağ kurulur. Bizim Güney Ege bölgesinde Karya’da geçen öyküde; Ay tanrıçası Selene, güzel ölümlü Endimion’a aşık olur. Ona sonsuza kadar sahip olabilmek için, sonsuz uykuya yatırır. Endimion asla yaşlanmayacak ve güzelliğinden birşey kaybetmeyecektir. Ayın gökyüzünde kaybolduğu günlerde tanrıçanın Endimion’un yanına gittiği ve geceyi onunla geçirdiği söylenir. Hatta Endimion’un tüm yüzünün güzelliğini görebilmek için gözleri açık uyutulduğu da yazılmıştır.
Estetik cerrahi girişimleri düşünenlerin çoğu cerrahiden değil, anesteziden korkarlar. Operasyonlara birlikte girdiğim bir anestezist anesteziyi güzellik uykusu olarak adlandırırken, tanımlamanın hastayı rahatlattığını farkettim. Gerçekten estetik bir girişim için yapılan anestezi güzellik vaadinde bulunur. Bu tanımlama diğer taraftan en doğal ve en etkili güzelleşme yöntemini de hatırlatıyor. İyi bir uykuyu…
Şişeye konan mesaj: Umut ve umutsuzluk arasındaki en iyi köprü iyi bir gece uykusudur. Cossman.

36

Kök hücre, sonsuz gençlik ve Utnapisthim

Uzun yaşam herkesin arzusu. Ne var ki, çoğu kişi gençleşmeyi bir iksir içerek elde etme pratikliğini istiyor ve umut ediyor. Atalarımızdan bize miras kalan bu beklenti günümüz insanını da yönlendirmeye devam ediyor.

Geçmişte bu iksir bazen baldan dokuz kat daha tatlı Ambrosya olarak; bazen ise sihirli bir su şeklinde karşımıza çıkmıştır.

Gençleşmenin sırrını uzaklarda ya da ulaşılması güç yerlerde arayan pek çok kişi ile görüşmüştüm. Onlar benim için modern zamanın Gılgamışı gibiydiler. İronik olan bu sırrın yanıbaşlarında düşman olarak gördükleri yağ dokusu içinde bulunan kök hücrelerde gizli olmasıdır.

Ab-ı hayat, ya da yaşam pınarı arayışı pek çok efsane ve öyküde yer alır. Bunlar arasında benim en çok ilgimi çekeni ve en eskisi Sümer tabletlerinde geçen öyküdür. Mashu adlı ikiz tepeli, güneşin bir tarafından doğup öteki tarafından battığı dağın ötesinde yaşayan Utnapisthim, ölümsüzlüğün sırrını bilen ölümsüz bilgedir. Uruk kralı Gılgamış ise Utnapisthim’i bulup, ölümsüzlük sırrını elde etmeye çalışır. Öykünün sonunda Gılgamış denizin dibinde bulunan sonsuz gençliğin otunu bulur ve halkıyla paylaşmak için yola çıkar. Ancak bir yılan otu çalar ve kıvrılarak ilerlerken derisini bırakıp, gençleşir. Gılgamış ölümsüzlük sırrını arama çabasından eli boş bir şekilde evine döner.

Uygulamalarımız gençleşmenin en hızlı ve etkin yolunun kök hücrelerden geçtiğini artık gösteriyor. Utnapisthim olmaya az kaldı.

Şişeye konan mesaj: Gençliğin en derin tanımlaması henüz trajedi ile tanışmamış hayattır.(A.N. Whitehead)

37

Çil, ben, gamze ve çekicilik

Profesyonel bir program yapımcısı ile sempatik sunucusu arasında geçen bir konuşmaya dahil oldum. Sunucunun orta düzeyde kepçe kulakları vardı ve bu durum kendisinde rahatsızlık yaratıyordu. Yapımcı ise bu şekilde olmasının sempati kattığını ileri sürüyor ve profesyonel bir bakış açısından, programın canlı ve samimi olması gereken havasını korumaya çalışıyordu. Hafif ve orta düzeyde kepçe kulak sempati yaratırken, bazı durumlarda ise komik mesajlar verir. Feminen havaya destek olan sempatik kulaklar ve feminen havayı dağıtan hatta zarar veren komik kulaklar arasında ince bir sınır bulunur. Birinci durumda estetik sorun, sorun olmaktan çıkar, hoş bir kişilik özelliğine dönüşür Sunucunun yanaklarındaki çiller ile birleştiğinde, kulaklar feminen bir sempati doğuruyor ve verilen rolü güçlendiriyordu. Çillerin kapatılması durumunda ise ortaya çıkan anlam mizaha kayıyordu. Çil ve hafif kepçe kulakların birlikteliğinin sempati ve petid çekicilik kazandırdığını söyleyebilirim.

Yüzümüzle ilgili küçük ayrıntılar fark yaratır, onlar güzelliğin taçlandırılmış hali gibidir, nadir oluşları ile özgünlük verir ve ayırtedici özelliklere dönüşür. Nadir olan herşeyin değerli olması gibi, kişinin güzelliğinin değerini arttırır. Beden üzerinde tasarım işi gibidirler. Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor, Cindy Crawford ya da Eva Mendes’i hatırlarsak, benleri öncelikli bir şekilde zihnimizde şekillenir. Penelope Cruz’un göğüs beni ise beden vurgusuna bir örnektir.
Ancak benlerin yeri, boyutu ve kabarıklığı o kadar önemlidir ki; benler dar bir estetik sınıra sahiptir. Dudak yanak arası bir bölgede ve göz kapağı çevresi dışında güzellik işareti kategorisinden çıkar. Kabarık olması hiçbir bölgede kabul edilemez durumdadır ve itici duygular uyandırır. Üzerinde kılların olması ise, daha feci bir sapma ile, zihinlerimizde yer etmiş cadı tiplemesini akla getirir.
Bir diğer ayrıntı olan yanak gamzeleri bazı toplumlar tarafından iyi şans işareti, güzellik ve doğurganlık belirtisi olarak görülür. Gülme kaslarından birisinin sıradışı anatomik bir organizasyonu ile oluşan bu çukurluklar gülme ile oluşurken, dinamik ya da mimik sırasındaki estetiğin önemini de vurgular. Çene ucu gamzesi ya da kalça gamzelerini bedenin diğer süsleri olarak görebiliriz.

Şişeye konan mesaj: Güzellik, çekicilik ve macera ile dolu harika bir dünyada yaşıyoruz. Gözlerimiz açık bir şekilde araştırırsak maceranın sonu yok. Nehru

38

Estetik Cerrah ve Morpheus…

Geçmişiyle hesaplaşmak ve yılların yorgunluğunu yüzünden silmek isteyen bir bayanı hatırlıyorum. Tüm yüz gençleştirme işlemleri aynı seansta uygulandı. Operasyonun ertesi günü, ağrı yakınmaları olduğu bildirildi. Yaptığım muayene sonrası herşeyin yolunda gittiğini fark ettim ve ağrısını açıklayacak bir sorun bulamadım. Yılların duygusal birikimi dışarı taşmak için uygun bir anı yakalamış, hastayı sarmalayıp odayı doldurmuş gibiydi. Herşeyin yolunda olduğunu söyleyip, destek verince ağrısının kaybolduğunu, kendisini daha iyi hissettiğini belirtti. Duygu durumu ve kişiliği yanlış algılamalara yol açmış ya da ağrı beklentisini gerçeğe dönüştürmüştü. Telkin ve güven, morfin benzeri bir etki göstermişti.

Hastanın geceyi rahat bir şekilde uyuyarak geçirdiğini öğrendiğimde, düşler tanrısı Morpheus’u hatırladım. En güçlü ağrı kesicilerden olan ve rüyalar gördüren morfinin köken aldığı Morpheus, gecenin tanrıçası Nyx’in ve uyku tanrısı Hipnos’un oğludur. Anne ve babasının bütün gücünü alan Morpheus, rüyalarda insan formunda görünüp rüyayı şekillendirdiğine inanılır. Gerçekten hastanın hekime güveni tam olursa, iyileşme oldukça sorunsuz ilerler ya da hekimin telkinleri ilaç gibi etki gösterir. Güven ve inanç ortamında hekim, Morpheus olur.

Kral Ceyx ve Alcyone birbirlerine derin bir aşkla bağlıdır. Kral bir gün sefere çıkar ve kraliçe istemeden yaşlı gözlerle onu uğurlar. Aynı gece fırtına çıkar, kral ve adamları karanlık sulara gömülür. Durumdan habersiz kraliçe onlar için sürekli dualar eder. O kadar etkili olur ki, ilahlar ona yardımcı olmaya karar verir. Morpheus onun rüyasına girer, eşi gibi görünür ve öldüğü bilgisini ulaştırır . “Karanlıklar ülkesine yas tutulmadan gitmeme izin verme” der. Alcyone sabahın ilk ışıklarıyla kralı uğurladığı kıyıya gelir ve dalgalar arasında onun bedenini görür. Suya doğru atılır, fakat batmaz ve dalgaların üzerinde yükselmeye başlar, ilahlar onu kuşa çevirmiştir. O sırada kuşa çevrilen eşiyle tekrar birleşirler.

Şişeye konan mesaj: Beklentilere göre yaşama. Dışarı çık ve olağanüstü birşeyler yap. Wasserstein.

39

Barbi ve Adonis…

Yüzünün kaybolan anlamının peşinde olan özellikli bir hastam oldu. Yaşamı hisetme tarzı, bedenini ve yüzünü algılama şekli o denli inceydi ki, bu algı keskinliği yaşamını zorlaştırıp, ağırlaştırıyordu. Bu durum, ne yazık ki yaşamdaki bütün çirkinlikleri ona gösteriyordu. Yaşama ve kendisine büyüteçle baktığı hissine kapıldım. Bir tür sanatcı duyarlılığı ve algılaması içinde beden ve yüzünü değerlendirmiş, yüzünde zayıflama sonrası kaybolan geometriyi yeniden kazandırmak için geçmişte bir estetik operasyon geçirmişti. Ancak yapılan işlem onu mutsuz ve kırılgan yapmış, yüzünün anlamını değiştirmişti. En ilgi çekici nokta, fiziksel olarak çok güzel olmasına rağmen anlam peşinde olmasıydı.
Bedenimizi algılama şeklimiz beden imajımızı belirler. Negatif yorumlar bizi bedenimiz ile barışık yaşamaktan alıkoyup, mutsuz kılar. Özellikle bedene karşı aşırı hassasiyetin olduğu ergenlik döneminde alay, dikkatsizce söylenmiş bir söz ya da takılma sonrası beden ile ilgili aşırı değerlendirmeler başlayabiliyor. Barbi bebekte olduğu gibi aşırı idealize edilmiş fiziksel görüntü ve yaşam tarzına sahip olma arzusu ve çabası “Barbi Bebek Sendromu” olarak bilinir. Genç kız, en iyi ve en güzel görünmek ister ve sürekli bu çaba içindedir. Bazen bu çaba anoreksiya nervoza gibi yeme bozukluklarına kadar uzanır. Kişinin yaşamının merkezinde zayıflama çabası ve takıntıları yer alır. Hedef sıfır bedendir. Açlık, diyet, kusma ve aşırı eksersiz kişinin başlıca uğraşıları olur. Bedenini ve kilosunu olumsuz bir şekilde yanlış algılar. Mükemmelliyetcilik, estetik görüntü ve ilgili konularda aşırı obsesyonlar sık görülen kişilik özellikleridir.
Barbie gerçek dışı bir ideal olarak günümüz kadınını tehdit eder hale gelmiştir. Barbie bebek fizik görünümünü elde etmeye, çalışma yakalama arzusu o denli yoğun yaşanıyor ki , bu baskının çarelerinden birisi olarak estetik cerrahi görülüyor. Özellikle ergenliğe yakın dönemde ki estetik talepler, daha dikkatle incelemeyi gerektirir. Elbette Barbie’nin yaşam tarzının kopyalanması için duyulan arzu materyalizm çerçevesinde tartışılmayı gerektirir. O hedeflenen yaşam içerisindeki araba, ev, pahalı giysiler gibi materyaller yanında bedeni değiştirmeye yönelik estetik cerrahi gibi nispeten pahalı uygulamalar da giderek sosyal bir statü sembolü haline gelmeye başlamıştır.

Erkekte de benzer beden algısı yanlışlıkları olabiliyor. Adonis kompleks olarak adlandırılan bu durumda, takıntılı ve yanlış bir şekilde bedenle uğraşma yaşamın merkezindedir. Öyküye gelince ölümlülerin en güzeli olan, Kıbrıs ya da Suriye kökenli Adonis adında bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Afrodit onu görür görmez aşık olur ve Persephone’ye saklaması için verir. Persephone de Adonis’e aşık olur ve vermek istemez. Afrodit ve Persephone arasındaki kavgayı Zeus çözer. Adonis 6 ay Afrodit’in yanında, 6 ay da Persephone’nin yanında kalacaktır. Ne var ki, Adonis avlanırken bir yaban domuzunun saldırısı ile ölür. Yardıma gelen Afrodit’in onun üzerine döktüğü nektar, kanıyla temas ettikçe kırmızı anemona (dağ lalesi) dönüşür.
Şişeye konan mesaj: Bir kelime bizi özgürleştirir. Yaşamın ağırlığından ve acılarında. O kelime aşkdır. Socrates.

40

Ayak estetiği ve Aşil’in bileği…
Aşil bölgesindeki deformasyon için estetik girişim talebinde bulunanların sayısında bir artış var. Aşil bölgesi ayak bileği arkasındaki güçlü kirişin olduğu bölge olup, ayak estetiği açısından dikkate alınması gereken bir ayrıntıdır. Onlar, bedenin bütün yükünü taşıyan zarif, feminen sütunlar gibidir. Ayağa farklı kültürlerde farklı anlamlar yüklenmiştir. Ayağı aşağılayan kültürler yanında, çıplak ayağın barışın sembolü olarak görüldüğü ya da masumiyet sembolü olarak düşünüldüğü kültürler vardır.
Çinlilerin ayak bağlama gelenekleri ile günümüzün yüksek topuklu ayakkabı modası arasında benzerlikler gerçekten ilgi çekici. Çinlilerin ayakları küçük tutma yanısıra, bu ayaklarla yürümeye ya da denge kurmaya çalışan kadın pelvisinin hareketleri ve biçimi ile ilgilendikleri söylenir. Bu açıdan Çinlierin ve elbette Çinli erkeklerin gizli erotik planları olduğunu da düşünmek mümkün. Yüksek topuklu ayakkabılarla yürümek de benzer etkiler yapar. Popüler kültürde bu tarz yürüyüş için, bir başka deyişle bol salınımlı, ayrıntılı ve dinamik bu eylem için ayartıcı ya da baştan çıkartıcı anlamlar yüklenmiştir.Yüksek topuklar aynı zamanda uzun ve silindirik bacak illüzyonuna neden olup, bacak estetiğini arttırır. Yüksek topuklar ile yürüyüş bize dinamik estetiği de hatırlatırken, estetiğe farklı bakış açıları olması gerektiğini hisettirir. Ramachandran adlı bir nörolog, beyin korteksinde ayak ve genital bölgenin komşu alanlarda olduğunu ve ikisi arasındaki nöral ilişki ile ayağın ayrı bir anlam kazandığını vurgular.Bir başka deyişle ayak erotik ve estetik obje konumunu sağlama almıştır, diyebiliriz.
Mitolojik öyküye gelince, Aşil, peri Thetis’in oğludur. Annesi onu yaralanamaz yapmak için Styx nehrinin siyah sularına daldırır. Aşilin bütün bedeni yaralanamaz bir güç kazanır. Ancak annesinin avuçları altında kalıp ıslanmayan ayak bilekleri bir ölümlünün ayak bilekleri gibi kalacaktır. Aşil, Troya savaşında tek yaralanabilir yerinden vurulur. İsmi ise tıp adamları tarafından ayak bileklerinin arkasındaki kalın kirişe ve bölgeye verilir.
Şişeye konan mesaj. İnsan ayağı bir mühendislik başyapıtı ve sanat eseridir. Leonardo da Vinci.

41

Estetik işlemler, panik ve Pan

Estetik girişim isteyen pek çok kişide iğneye, lokal anesteziye ya da yapılacak basit bir işleme karşı bir panik havası olduğunu farkediyorum. Mantıklı bir nedeni olmayan bu duygu durumu, ortamı germekte ve kişiyi keyif alması gereken bir işten alıkoymaktadır. Bu panik hali mitolojik öykülerde geçen Pan’ı bana hatırlatır.
Tanrıların habercisi Hermes’in Penelope adlı periden bir oğlu olur. Kırların tanrısı olacak bu çocuğa Pan ismi verilir. Pan çeşitli mitolojik öykülerde farklı roller alırken; günümüz popüler kültürü ile bağlantılı pek çok atıfın sahibidir. Pan insanların karşısına aniden çıkar, onlarda panik, korku ve dehşet yaratır. İnsanların farklı nedenlerle yaşadığı panik olarak adlandırılan duygu durumu Pan’ dan türetilmiştir. Pan’ın korkunç bir çığlığı vardır ve bunu duyan kuşlar korkuyla havalanır, hayvanlar inlerine girer ya da kaçacak delik ararmış. Pan’ın neden çığlıklar attığına gelince, kavuşamadığı aşkı Syrinks yüzünden ya da tanrılar arasında tek ölümlü olması yorumları yapılır.
Bedeni kıllarla kaplı, iki boynuzu olan yarı teke yarı insan görünümünde olan bu tanrı, kadınlara düşkündür. Güzel perilerin peşinden koşar, bazen onlara aşık olur. Syrinks adlı periye aşık olur ve onu kovalar; ancak peri yakalanmamak için sazlara dönüşür. Pan sazlardan yedi tanesini keser, onları yanyana uzundan kısaya doğru birleştirir. Romantik melodiler çıkaran Pan flüt doğmuştur.
Ay tanrıçası Selene’yi bile ayartır. Pan’ın Pitis adında bir periye de âşık olduğu, perinin kaçmak için çam ağacına dönüştüğü anlatılır. Pan, Eko olarak bilinen, periyle de bağlantılıdır. Bir versiyonda Eko’yu öldürttüğü, perinin parçalarının etrafa dağıldığı ve insanların söylediği son kelimeleri tekrarladığı anlatılır. Pan özellikle Maenad adı verilen çılgın kadınlarla birlikte olur. Günümüzde azgın teke sendromu olarak geçen ileri yaşına rağmen kadınlara düşkün erkekleri tanımlamak için kullanılan terimin, bu şehvetli teke ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Şişeye konan mesaj: Başarıya baktığın şekilde talihsizliğe bak. Panik yapma, en iyisini yap ve sonuçları unut. Alston.

42

Babanın estetiğe tepkisi ve Elektra…
Keman virtiözü bir hastam oldu. Yüzünde bazı değişiklikler istiyordu. Özellikle sert ve öfkeli mesajlar vermesi kendisini rahatsız ediyordu. Müzikle bağlantı kurarak, yüzünde ritm ve harmoni eksikliğine karar verdik. Bir dizi estetik girişimi (burun, çene, yağ hücresi, askı ve benlerinin çıkarılması) aynı anda yaptım. Doğru seçimler ile elde edilen çarpıcı sonuç, her ikimizi de mutlu etmişti. İyi sonuç kadar, yüzünün duygu olarak verdiği anlam da değişmişti. Daha rahat ve yumuşak mesajlar verirken, soylu bir duruş ve ifade edinmişti. Bu değişikliğin keman yorumlarına etkisini merakla bekliyoruz.
Arkadaşı ve çevresinin tepkileri de oldukca olumluydu. Sıra babasıyla karşılaşmaya gelmişti. Çok sevdiği babasının ilk tepkisi sarsıcıydı: “ Ben eski kızımı istiyorum” . Baba kız iletişimlerinin farklı boyutları vardır. Babanın tepkisini kuşaklar arası fark basitliğine indirgeyemeyiz. O, babası için hala küçük,savunmasız kızıydı ve kalbinin en yumuşak noktasında yer alıyordu. Son görüşmemizde babasının alışmaya başladığını söylerken rahatlamıştı.

Baba ve kızı arasındaki sağlıklı iletişim, kızının erişkin yaşamında sağlıklı karşı cins ilişkisi için çok temeldir. Çocukluktaki ilişkide ihmal, karmaşa ya da şitted, erkeklere güvenmeyen ya da sağlıklı iletişim kuramayan bireyler çıkaracağı bilinir.

Kız çocuğunun sağlıklı gelişimi için Elektra kompleksini yaşaması ve çözmesi gerektiği söylenir. Elektra, kral Agamemnon’un kızıdır. Agamennon Troya savaşında iken, annesi yasak bir aşk yaşar. Agamennon ülkesine dönünce, annesi aşığı ile bir olup kral babasını öldürür. Babasını çok düşkün olan Elektra, intikam için yıllarca bekler. İyi bir planla kardeşi Orestes’i ikna edip, annesini öldürtür. İntikam ve cinayet üzerine kurulu bu mitolojik öykü burada kalmaz. Günümüz psikiyatrisi için Elektra kompleksi olarak kız çocuklarının 3-6 yaş döneminde yaşadıkları babaya düşkünlük, anneye olan öfke şeklinde geçen duygu durumunu tanımlamak için kullanılır hale gelmiştir.

Şişeye konan mesaj. Bir erkek babasına benzemeye başladığı zaman yaşlandığını farkeder. Marquez

43

Bütüncül estetik ve Samson

Günümüzde estetik cerrahi o denli bütüncül hale geldi ki, sadece iyi bir sonuç hastanın mutluluğunu garanti etmiyor. Saçlarını Bob Marley’in popülerize ettiği tarzda yaptırmış, özgün bir bayanı hatırlıyorum. Amacı yüzünün daha genç görünmesiydi ve endoskopik yüz germe işlemi istiyordu. Ancak bir talebi daha vardı. Saçları arasından yapılacak küçük kesiler sırasında saçlarının bir telinin dahi zarar görmemesi. Aşırı özenli geçen bir operasyon sonrası mutluluğu, iyi sonuç ve korunmuş saçlar ile iki kez artmıştı.
Saç tarihin her döneminde, gündemde olmuştur. Bukleli saçlar antik greklerde özgürlük ve yaşam sevincinin sembolü olurken, günümüze doğru kilitli saçlar düzeni protesto, bir isyanın sembolü, duyarlılığın ifadesi ve en sonunda da neo-hippi çevreciler için ayrı bir anlam taşımaya başladı. Hastamın saçlarını koruma isteği aşırı gibi gözükse de, onun yaşama karşı duruşunun, mücadelesinin somutlaşmış örneği gibi olduğunu farkedince, ona hak verdim. Kilitli saç tutamları, onu yaşama sağlam halatlarla bağlayan yapılar gibiydi ve ona güç veriyordu. Bana hissettirdikleri ile Samson ve Delilah arasında ortadoğuda geçen öyküyü hatırlattı.
Samson mitolojinin süper kahramanlarından birisi. Aslanla güreş yapabiliyor, bir eşeğin çenekemiğini kullanarak bir orduyu esir alabiliyor ya da bir binayı yıkabiliyordu.
Samson, Delilah adında bir kadına aşık olur. Kadın Samson’un gücünün nerden geldiğini öğrenmesi için düşmanları tarafından para karşılığında tutulmuştur. Erkeğin aklını çelen, fettan kadın modelinin temsilcisi olan Delilah uzun uğraşlardan sonra, Samson’un gücünü saçlarından aldığını öğrenir. Saçları kesilen ve gücünü kaybeden Samson’u feci bir son beklemektedir.
Şişeye konan mesaj: Saç güzelleri daha alımlı çirkinleri daha korkunç gösterir.(Plutarkhos)

44

Çoklu estetik operasyonlar, Kelebek ve Psişe…

Metamorfoz biyolojik bir yapının köklü ve ani değişimi için kullanılan bilimsel bir terim. Başkalaşım olarak da söylenebilir.
Metamorfozun en güzel örneklerine doğada rastlarız. İribaş adlı larvanın kurbağaya dönüşümü en iyi örneklerden birisi. Bu metamorfozun masaldaki devamı ise daha da ilginç. Prensesten öpücük alan kurbağanın prense dönüşümü bir süper metamorfoz örneği.
Tırtılın kelebeğe dönüşümü ise en büyüleyici olanı.
Kelebek bu nedenle bazı kültürlerde yeniden doğuşu simgeliyor.
En beğendiğim tanımlama ise Çin kültürüne ait olanı. Onlara göre birlikte uçan iki kelebek aşkın sembolüdür.
Metamorfozun en olumsuz örneğini popun efsanevi kralı Michael Jackson’un burun hikayesinde görürüz.
Babasının ona “big nose” bir başka deyişle büyük burunlu olarak hitap etmesi metamorfozu tetiklemiş görünüyor.
Öykü “thriller” döneminde burnunu küçülttürmesi ile başlıyor.
“Moon walk” döneminde burun estetiği devam ediyor.
Kısa bir sonra tekrar bir burun ameliyatı oluyor. Sadece burun değil, feminen batılı beyaz ırka ait yüz özelliklerinin peşinde koşmaya başlıyor.
Elmacık kemiklerini büyütüp tekrar burun ameliyatı olurken, küçük burun delikli, kalkık ve düz burun sırtı olan bir modeli tercih ediyor. Bununla çelişen küçük kare bir çene ucu yaptırıyor.
Burun estetiğine devam ederken çene köşelerini ve alt yüzünü büyütüyor. Muhtemelen kontrast yaratıp burnunu daha küçük göstermek istiyor.
Burnu ve yüzü ile ilgili işlemler devam ederken farklı karakterlere bürünme arzusunu estetik cerrahi ile yapıyor görünüyor. Kardeşi LaToya, Batman’deki Joker karakteri, Japon anime karakteri ve maymunlar gezegeni filminden Ari.
Sonunda burnunu yok ettirecek kadar küçültme çabası ile maskeyle dolaşmaya başlıyor. Bu haliyle operadaki hayalet romanında ya da fiminde gördüğümüz maskeli karaktere benziyor. Bu karakter onun metamorfoz macerasının sonu oluyor. Hiçbir zaman ne amaçla yaptırdığını tam olarak açıklamasa da bana göre yüzünü sanat için yorumlamıştır.
Metamorfoz benzeri bedensel değişimler sadece ünlülerde olmuyor. Bir seri metamorfoz operasyonu geçiren bir bayan hatırlıyorum. Belki de en ilginci kalçasında kelebek dövmesi olmasıydı. Metamorfoza sembolik düzeyde bile hazırdı.
Gerçekten çoklu ya da seri estetik operasyonlardan sonra önemli fiziksel ve psikolojik değişimler yaşanır ve bu durum ancak metamorfoz kelimesi ile açıklanabilir.
Kelebek, antik greklerde psişe olarak bilinir. Ruh anlamına da gelen Psişe, mitolojide ise tanrıça kadar güzel bir kadındır ve dokunaklı bir öyküsü vardır.
Psişe o kadar güzeldir ki, insanlar onu tanrıça Venüs ile kıyaslamaya başlar. Çok öfkelenen Venüs oğlu Kupid’e okuyla ona atış yaparak, dünyanın en çirkin erkeği ile evlenmesini sağlamasını ister. Ancak Psişe’yi gören Kupid ona aşık olur ve görevi yerine getiremez. Psişe o denli güzeldir ki, hiçbir erkek ona yaklaşmaya cesaret edemez. Kral babası yalnız ve mutsuz kızının bu durumuna çare bulmak için Apollo’nun kahinine danışır. Kahin onun kaderinde çok çirkin bir adamla evlenme olduğunu söyler. Kahinin önerisi ile bir dağın tepesine çıkarılır ve batı rüzgarlarının tanrısı Zephyrus onu alıp, muhteşem bir saraya getirir. Odasına girdiği gece, yarı karanlıkta işittiği bir ses korkmamasını, onun kocası olduğunu söyler. O geceden sonra adam her gece Psişe’yi ziyaret eder ve geceyi onunla geçirir. Sabah olmadan ise ayrılır. Kızkardeşlerini aklını çelmesi ile Psişe, çirkin bir canavar olarak anlatılan kocasını görmeye karar verir. Bir gece kocası uyurken lambayı onun yüzüne yaklaştırır. Adam çirkin bir canavar değil, tersine dünyanın en yakışıklı erkeğidir. O sırada, bir damla yağ adamın üzerine düşer. Yaralanan adam aniden uyanır ve ihanet edildiğini farkeder. Adam aşk tanrısı Kupid’dir ve Psişe’ye “güvenin olmadığı yerde aşkta yoktur” der ve uçar gider. Psişe, gidip Kupid’in annesi tanrıça Venüse yalvarır. Venüs kendisini test edeceğini söyler. Tahıl yığınının içinden buğdayları ayırma , güneş tanrısının koyunların altın tüylerini kırpma, Styx nehrininin suyundan bir şişeye doldurma ve Persephone’nin büyülü güzellik kutusunu alma işlerini verir; fakat kutunun kapağını açmamasını söyler. Birinci görevi, karıncalar, ikincisini, bir çoban, üçüncüsünü bir kartal ve dördüncüsü için konuşan bir kule yardımı ile başaran Psişe merakına yenilir ve kutuyu açar. Kutuda sadece ölüm uykusu vardır ve Psişeyi sarar. Olup biteni izleyen ve Psişe’yi hala seven Kupid, Jüpiter’e gidip yardım ister. Jüpiter ikisini evlendirir ve Psişe’ye Ambrosia (ölümsüzlük nektarı) verilir. Sonsuza kadar mutlu olan çiftin Voluptas (zevk) adında bir de kızları olur.
Şişeye konan mesaj: Güzellik yüz ile, yüzün güzelliği göz ile, aklın güzelliği dil ile dilin güzelliği söz ile belli olur. ( Yusuf Has Hacip)

45

Kral Midas ve Kulak estetiği

Girdiği her işte başarılı olan insanlar var. Dokundukları her şey değişiyor. Sanki birilerinin onlar için ettiği “Allah tuttuğunu altın etsin,” duaları kabul olmuş gibi.
Tuttuğu her şeyi altına çeviren Midas’ın başına gelenler ise şarap tanrısı Dionisos’un bir lütfu. Kral Midas Dionisos’tan tuttuğu her şeyi altına dönüştürme gücünü istemesi ile başlayan öykünün sonu dokunaklı ve ders verici.
Dokunduğu her şeyi altına çeviren Midas yaşanması mümkün olmayan altın bir dünya oluştururur. İçtiği su, yediği yemek bile altına dönüşür.
Her şeyin altına dönüşdüğü bir dünya bile mutluluk vermiyor. Bunun gibi sürekli başarıların olduğu bir yaşamı da sorgulamak gerekli. Başarı tutkusu ve baskısı herşeyin altına dönüştüğü bir dünya kadar sıkıcı ve zor olabiliyor.
Midas gerçekten ilham verici bir kral. Sadece altın dokunuşu değil eşek kulakları ile de ilham veriyor.
Zaman zaman Midas kadınlara rastlıyorum. Kepçe kulaklarını saçlarıyla kapatmaya çalışıyorlar. Saçlarıyla kepçe kulaklarını gizleyen ve bu sıkıntıyı her haliyle yansıtan bir bayanı hatırlıyorum. Saçlarıyla örtme çabası, kral Midas’ın eşek kulaklarını gizleme çabasını akla getiriyordu. Utanılacak bir sırrı paylaşırmış gibi, saçlarını ürkek bir şekilde geriye attı ve onlardan kurtulmak istediğini söyledi.
Bedensel deformasyonları annenin hamileyken yaptığı bazı günahlara bağlayanlar var.
Midas’ın suçu ise iyi müzikten anlamaması.Öyküye göre Pan’ın çaldığı flütü, Apollo’nun çaldığı gümüş lire tercih etmesi başını derde sokar. Apollo Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir.
Kral Midas kulaklarını saklamak için sürekli başlık takar. Birgün berberi bunu farkeder, fakat bu sırra fazla dayanamaz ve bir kuyudaki suya anlatır. Kuyudaki su sırrı sazlara iletir. Sazlar “Midas’ın kulakları eşek kulakları” şeklinde fısıldamaya başlar ve sır her yere yayılır.
Gerçekten bir sırrın bir kişiye bile söylenmesi onu sır olmaktan çıkarıyor. “Belki de yerin kulağı var” özdeyişi bu kadar eskiye gidiyor. Başka bir açıdan bu öykü suya anlatmayla ilgili (kötü rüya gibi )Anadolu geleneğini de akla getiriyor. Zihnimizde kötü bir şeyi tutmayıp anlatmamızı ya da paylaşmamızı teşvik eden terapi gibi bir eylem.
Mitolojik olarak geçiştirdiğimiz pek çok öyküde gerçeklik payı olabileceğini söylemek mümkün. Günümüzde Midas’ın büyük kulak lanetini bile tersine çevirebilecek bir silah var. Estetik cerrahi…
Şişeye konan mesaj: Felaketlerin asıl kaynağı ölçüsüz isteklerimizdir. ( Sinop’lu Diyojen)

46

Estetik Cerrahi, Para ve Kayıkcı Kharon…

Estetik operasyon yaptırmayı düşünen kişi ile görüşme, sorunları anlama ve analiz açısından bir psikiyatristin görüşmesine benzer. Kompleksler, yaşlanma korkusu, obsesyonlar, kişilik özellikleri, alışkanlıklar, önyargılar, sosyal yaşam, karşı cins iletişimleri, duygu durumu gibi pek çok konu konuşulur. Sorunların çözümü için birlikte tartışılır, bir karara varılır. Sağlıklı bir hasta-hekim iletişimi kurulmuştur. Bu hoş ortam aniden “ücret ne kadar” sorusuyla sarsılmaya başlar.
Bu sorudan değil bu soru sonrası gelişmeler asıl beni ürkütür. İşin merkezinde bulunan estetik kelimesi ile çelişen pazarlıklar ve küçük hesapların ortaya çıkıp, ortama zarar vereceğinden endişe duyarım. Aklıma, suratsız, yaşlı kayıkcı Kharon gelir ve bir parça rahatlarım.
Kharon dünya ve hades (yer altı dünyası) arasında bulunan siyah renkli büyük bir nehir olan Styx nehrinin tek kayıkcısıdır. İşi ölenlerin ruhlarını karşı kıyıya taşımaktır. Ancak karşı kıyıya geçirmek için ölenlerden bir sikke alır. (Bu nedenle antik dönemlerde kişi öldüğünde, avucuna bir adet sikke yerleştirilirdi. Kahramanların göz kapakları üzerine ise iki adet sikke konurdu ki, gerektiğinde karşı kıyıya geçip savaşlara katılabilsin.) Not: Ölenlerin geçmek zorunda olduğu Styx nehrinin koyu renkli, ürkütücü sularının mucizeleri de vardı. Annesi tarafından topuklarından bu suya daldırılan Aşil’in topuğu hariç her yeri, yaralanamaz bir güce kavuşmuştu.
Şişeye konan mesaj. Çok parası olan yoksul bir adam gibi yaşamak isterdim. Picasso

47

Estetik Cerrahide Refakatcılık ve Fesatlık Tanrıçası Eris

Estetik cerrahi operasyonu geçirmiş kişi işlem sonrası olumlu, içten ve sıcak destek bekler. Bu desteğin olduğu hastalarda iyileşmenin seyri düzgün ve en azından duygusal olarak sorunsuzdur. Yapı olarak kırılgan ve bağımlı bireyler, destek almazsa “keşke olmasaydım” dönemi geçirir. Bu pişmanlık dönemi kısa sürse de travmatikdir, inciticidir. Bu dönemde pozitivist refakatcı rolü önem kazanır.
Bir dizi yüz gençleştirme işlemleri yaptığım bir hastamın zoraki refakatcısı, sonuçtan çok mutlu olan hastamın göz kapağında iyileşmenin doğal seyrinde olabilecek minimal bir asimetriyi farkedip, durumu hastama keyifle muştuladı. Hastamı rahatlatıcı ve temin edici bir konuşmaya başlarken, fesatlık tanrıçası Eris’i hatırladım. Bazen çok küçük bir fesatlık hamlesi kontrolsüz gelişmelere neden olabiliyor.
Peleusla Thetisin Olympostaki düğününe Fesatlık Tanrıçası Eris davet edilmemiş. Eris düğüne çıkagelir ve üzerinde “en güzele” yazan bir elma bırakır. Kadınlar elmayı sahiplenmeye çalışır, çözümsüzlük karşısında Zeus’tan yardım istenir. Zeus ise Kaz Dağlarının yakışıklı çobanı Parisi en güzeli seçmesi için görevlendirir. Ortada üç Tanrıça kalır. Zeusun karısı Hera, Akıl Tanrıçası Atena, Güzellik ve Sevgi Tanrıçası Afrodit. Hera; Paris’e zenginlik ve kuvvet ,Atena; bilgelik, ün ve şöhret vaat ederken; Afrodit , kendisini seçerse dünyadaki en güzel ölümlü kadına sahip olacağını fısıldar. Paris Afroditi seçer ve elmayı ona verir. (Paris, Troyalı Helene sahip olurken, Troya savaşına neden olacağının farkında değildir.) Discordia (uyumsuzluk) anlamına gelen Eris’in küçük bir fesatlığı, Troya savaşına giden yolu mitolojik olarak açmıştır.

Şişeye konan mesaj. Aşk ve kıskançlık kardeşlerdir. Rus özdeyişi.

48

Estetik Cerrahi ve Niobe Anneler

Estetik yaptıran kızlar ile anneleri arasındaki ilişki ilgi çekicidir. Zoraki operasyonu kabul edenler,karşı çıkanlar ya da destekleyenler şeklinde ayrılsalar da, endişe,kaygı ve hüzün anneler için ortak payda gibi görünüyor. Bunlar arasında Niobe tarzı bir anneyle karşılaştım. Burun operasyonu geçiren kızının yaşadıklarını aşırı bir şekilde hissediyor ve sürekli ıslak gözlerle bana teşekkürler ediyordu. Üzüntülerini o denli zarif ve estetik yaşıyordu ki, hiç rahatsız etmediği gibi, sürekli buğulu olan şefkatli gözleri kalbimi yumuşatıp beni de romantik bir cerraha dönüştürüyordu. Nazik ifadeleri ve süreklilik gösteren içten teşekkürleri, bende bu sözcüklere daha fazla layık olma çabasını da uyarıyordu.
Niobe literatürde ızdıraplı annelerin mitik temsilcisi olarak görülür. Öyküye göre Thebes kralı Amphionun karısı olan Niobe’nin yedi oğlu ve yedi kızı varmış. Çocuklarının sayısından o denli gurur duyar ki, tanrıça Leto’nun sadece iki çocuğu olmasını küçümsemeye başlar. Ancak Leto’nun çocukları Apollon ve Athena bunu duyar. Niobe’nin erkek çocukları Apollon tarafından, kız çocukları da Athena tarafından zehirli oklarla öldürülür.Izdıraplar içinde sürekli ağlayan Niobe Spil dağına çıkar ve Zeus’a kendisini taşa çevirmesini için yalvarır.Artık O, Manisa ili sınırları içinde bulunan Spil dağı eteklerinde bir kaya olarak ağlamaya devam edecektir. Bilim adamları kayanın gözenekli yapısı nedeniyle yağmur sularını sızdırdığını ileri sürerek romantikleri kızdırsa da, Anadolu’lu Niobe Hamlet’te dahi ızdıraplı annenin ikonik temsilcisi olarak atıf alır.
Şişeye konan mesaj: Çocuğun doğduğu an anne de doğar. Rajneesh

49

Nü ve estetik cerrahi

Güzel sanatlar öğrencisi genç bir kız, el estetiği için başvurdu. Muayene ortamı ve konuşmalar ilgisini çekmişti. Kendi fikirlerini de anlatmaya başladı. Estetik cerrahi ile güzel sanatlar arasında çok sayıda benzerlik olduğunu söyledi. Nasıl bir benzerlik olduğunu sorarken, basmakalıp bir karşılık alacağımı sanıyordum. “Örneğin, iki alanda da nü var” dedi.
Gerçekten beden kontur estetiği operasyonları hazırlığında, hasta nü konumundadır. Tekrar tekrar incelenir,yorumlanır ve deformasyonları bedeni üzerinde çizilir. Yinede güzel sanatlardaki nü modelin rahat ruh hali onda yoktur, O stresli bir nü dür, gergin ve çekingendir; üstelik aynada kendisinin bile görmek istemediği bedensel özellikleri ile yüzleşmek zorundadır. Aynı zamanda değişkendir. Estetik operasyondan sonra rahatlar, gururla yeni görüntüsünü gösterir. Sadece muayenede değil, kendi arkadaşlarına, çevresine hatta benzer operasyonu geçirecekler için gönüllü nü olur. Nü gözlemlencileri arasında da farklılıklar vardır. Nü gözlemi sırasında her zaman çok hassas davranmaya özen gösteririm ve aklıma Artemisin yaptıkları gelir.
Tanrıça ormanda banyo yaparken, Theban prensi ve avcı Akteon onu görür. Prens onun büyüleyici güzelliği karşısında dona kalır. Şaşırmış bir haldeyken bir dala basar ve yerini belli eder. Artemis onu farkeder ve büyük bir öfkeyle onu bir geyiğe çevirir. Prens kendisini tanımayan kendi av köpekleri tarafından parçalanır. Öykü sanatcıları o kadar etkiler ki antik dönem kadar Rönesansta da ikonik bir motif olur.

Şişeye konan mesaj: Hakkımızda gerçek olan herşeyden utanıyoruz. Kendimizden, akrabalarımızdan, aksanımızdan, fikirlerimizden, deneyimlerimizden tıpku çıplak tenimizden olduğu gibi. Shaw.
50

Sisyphos’un kayası ve estetik…

Estetik girişimler düzenli aralıklarla tekrar edilmelidir. Düzenli tekrar işin doğasında vardır. İşlem basitleştikce tekrar aralıkları sıklaşır. Bir hastamın yaptıracağı yüz germe öncesi “Kalıcı öyle değil mi?” sorusuna karşı, yaşamda hiçbir şeyin aynı kalmadığını, yıllar ile birlikte işlemin de yaşlanacağını söylediğim zaman, “öyle ise niye yaptırıyoruz?” sorusuyla karşılaştım.
Yaşam tekrarlardan ibarettir. Tekrarları bazen sık yaparız, bazen daha seyrek. Tekrarlar yaşamı anlamsız gibi kılsa da, yaşamın kendisidir. Zeus tarafından büyük bir kayayı hergün dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılan Sisyphos’un öyküsü bu durumu çok iyi anlatır. Zeus, ırmak tanrısı Asopos’un kızı peri Aigina’yı kaçırmıştır. Korinthos kralı Sisyphos, ülkesine daha fazla su alma karşılığı kızına ne olduğunu ırmak tanrısına söyler. Bu durumu öğrenen Zeus ölüm tanrısını Sisyphos’un canını alması için gönderir. Ancak Sisyphos onu kandırıp, bağlar. Ancak insanlar ölmemeye başlar. Bu durumu farkeden yeraltının hakimi Hades, Zeusa gider. Bu kez görevlendirilen savaş tanrısıdır. Ares, Sisyphos’u ölüler dünyası Hadese indirir. Kurnaz Sisyphos başına geleceklerini bildiğinden, karısına ölüler için yapılması gereken dinsel törenleri yapmamasını söylemiştir. Yer altının tanrısına bu dinsizliği sorgulamak istediğini anlatıp, izin koparır ve geri dönmek üzere yer yüzüne çıkar. Fakat sözünde durmaz ve bu kez tanrıları çok öfkelendirir. Onu ölümden daha büyük bir ceza beklemektedir.Her gün büyük bir kayayı Olimpos dağının tepesine kadar çıkarma cezasına çarptırılır. Tepeye çıkardığı kaya tekrar dağın eteklerine düşer. Sonsuza kadar her gün aynı zor işi yapmak zorundadır. Simone de Beauver, öyküyü tekrarlanan ev işlerine benzetir.
Temizle-kirlet-temizle-kirlet… Aldous Huxley, tekrarlardan oluşan dünyayı başka bir dünyanın cehennemi olarak görür. Albet Camus bu olaya anlamsızlığın sembolü der, fakat direnmek zorunda olduğumuzu vurgular. Gerçekten tekrarlar yaşamın kendisidir.
Şişeye konan mesaş. Başarı küçük çabaların nihai sonucudur. Sürekli ardarda tekrarlanan günlerin. Collier.

51

Herkül’ün işleri ve Herkül estetiği

Estetik bir girişim yaptırmak isteyen kişi, hekimini çok iyi araştırmalıdır. Estetik cerrahi eğitimi, kariyeri, bilimselliği, bakış açısı, kişisel yorumları gibi pek çok ayrıntı bilinmelidir. Araştırması yetmez ise, hekimi sorgulama hakkı da vardır. Ancak burada ki sorgulama nezaket sınırları içerisinde incitici olmadan yapılmalıdır. Burun estetiği yaptırmak için başvuran zor bir hastamla muayene, bilgisayar yardımı ile görüntülerinin analizi, sonrası olabilecek görüntüsünün gösterilmesi, üç boyutlu modelleme ile sonucun gösterilmesi, yapılmış hastaların öncesi-sonrası görüntüleri aşamasından sonra bana hastalarımdan bazıları ile görüşmek istediğini sordu. Bunu da halledebileceğimi söyledim. “Bunları siz mi yaptınız?” sorusu karşısında soğukkanlılığımı korurken, Heraklesin 12 görevini hatırladım.
Zaman zaman önyargılı ya da art niyetli kişilerle karşılaşırız. Ne yapsak mutlu etmek ya da ikna etmek mümkün değildir. O andaki duygu gerçekten kötüdür. Uzun süreli iyi niyetli bir uğraş söz konusudur ve hiçbir sonuç alınamaz. İpler kopar ve ağzımızla kuş tutsak olmayacaktı, yorumuyla olayı anlatırız.
İstenen gerçekten ağzımızla kuş tutmaktır. Yapılması mümkün olmayan bir işi başarınca ortaya çıkan enerji karşımızdaki kişinin kötü niyetini yenebilecek düzeye gelir.
Bu tür duygu durumları Herkül’ün görevlerini hatırlatır. Romalıların koyduğu isimle popüler olan Herkül aslında mitolojik Herakles ile aynı.
Herkül ağzıyla kuş tutma düzeyinde oniki işi yaparak Miken kralını tatmin edebilmiştir. Nemea aslanını yakalayıp öldürmesi ile başlayan ağzıyla kuş tutma eylemleri, Atlas’ın ayağının dibinde uzanan Hesperislerin bahçesinin altın elmalarını çalması ile son bulur.
Antik dönemlerde popüler olan Herkül o denli evrensel bir sembol olur ki “ Herkül gibi güçlü,” terimi güçlü erkekleri tanımlamak için kullanılmaya başlar ve günümüze kadar gelir.
Bu antik çağların süpermeni gelişmiş göğüs kasları, iri, maskulen bedeni ile günümüzde bazı erkeklere ilham vermeye devam ediyor. Ancak günümüz yaşam koşulları ve hızı çoğu erkek için Herkül benzeri bir beden geliştirme şansını vermiyor. Özellikle silikon teknolojisinin gelişmesi ile Herkül gibi görünmeye çalışan erkekler silikon kasları tercih etmeye başladı. Bu antik çağların kas kitlesi yanında başka tarihi örnekler olsa da Herkül estetiği literatürdeki yerini aldı. Burada ilginç bir beden yorumu da ortaya çıkıyor. Herkül gibi görünen fakat normal insan gücünde bir erkek bedeni.
Şişeye konan mesaj: Güzellik değerli birinde olursa, onun erdemlerini vurgular kusurlarını ise gizle. (Bacon)

52

Kassandra ve Ben

Estetik girişimler öncesi her şeyi defalarca anlatmama rağmen, hastaların iyileşme süreci içindeki olumsuzlukları görmezden gelme eğilimlerini farkediyorum. Özellikle burun ameliyatı sonrası şişlikler karşısında, kişinin sanki hiç konuşulmamış gibi davranması karşısında, aklıma mitolojik bir öykü geliyor. Apollo, Troya kralı Priam’ın güzel kızı Kassandra’ yı beğenir ve ona geleceği görme yeteneğini verir. Ancak romantik yaklaşımlarına karşılık alamaz. Bunun üzerine geleceği görme yeteneği yanında, kimsenin ona inanmamasını sağlayarak Kassandra’yı lanetler. Kassandra Troya Savaşını ve savaşın sonucunu görür, ancak kimseyi inandıramaz. Çaresizlik içinde savaşın başlamasını ve halkının çektiği acıları izler. Günümüz sosyal yaşamında da benzer durumlarla karşılaşırız. Gerçekler hayallerimize, çıkarlarımıza ya da planlarımıza aykırı ise, onları inkar etmeye çalışırız. Gerçekleri söyleyen kişi ise dokuz köyden kovulur ve gerçekler ortaya çıkınca, ona “ben demiştim” cümlesi düşer.

Şişeye konan mesaj: Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)

53

Estetik ve Peter Pan Sendromu

Gençleşme talepleriyle başvuran bir bayan, takvimsel yaşı ileri olmasına rağmen, seçtiği renkler, saç stili ve giyim tarzı ile genç bir duruşa sahipti. Konuşmaya başlayınca ortaya çıkardığı yaşama sevinci odayı doldurdu. Yaşlı bir bedende, genç bir ruh taşır gibi görünüyordu. Şunları söyledi;
“Kendimi çok genç hissediyorum. Yüzümü ve bedenimi hissettiğim yaşa indirebilirmisiniz?”
Estetik cerrahide amaç mutlak harmoni olduğununa göre beden ve ruh arasındaki uyumsuzlukta bir harmoni bozukluğudur. Bu uyumsuzluk estetik talebi doğurabilir. Hepimiz içimizde bir çocuk taşırız. Bunu bastırırız, kontrollü bir şekilde serbest bırakırız ve bazen de tamamen bize hakim olur. Bazen geriye dönüşler, çatışma ve sıkıntılardan kurtulmak için regresyon olarak adlandırılan bir savunma mekanizması olurken, bazen olumlu da kabul edilir. Amedeus filminde Mozart karakteri örneğinde olduğu gibi, yaratma süreçlerinde görülen, ego hizmetinde regresyon haline gelir. Büyümeyen yetişkinler aklıma her zaman Peter Pan öykülerini getirir. Büyümeyi reddeden Peter Pan, “Neverland” adı verilen çocukların yaşlanmadığı bir yerde yaşar. Açık pencerelerden uçarak girip, çocukları Neverland’e götürür. Öykünün bu bölümü ile de, gerçek hayatta tek başına uyumakta zorlanan çocuklar için rahatlatıcı açılımlar sağlar. Psikolojide içimizdeki çocuğun aşırı şekilde ön planda durumları ve gerçeklerle yüzleşme yerine fantezi dünyasına kayışı “Peter Pan Sendromu” olarak adlandırıldığını hatırlatmak istiyorum. Bu arada, Peter Pan’ın “Periler ancak onlara inanırsanız, vardır“ sözcükleri yaşam için derin anlamlar saklar.

Şişeye konan mesaj: Her insanın içinden oynamak isteyen bir çocuk gizlidir. Nietzche

54

Yanlış estetik ve Medusa
Daha önce iki kez burun ameliyatı geçirmiş ilginç bir bayanı hatırlıyorum. Görüşme günü odamdan içeriye zarif güzellikte, fakat trajik görüntü ve öyküye sahip bir bayan girdi. Yapılan yanlış ameliyatlar burnunu garip, tuhaf ve rahatsız edici kelimelerle tanımlayabileceğimiz bir şekle sokmuştu. Bazı sosyal sorunlar da yaşıyordu. Güzel görüntüsü ile burnu o denli çelişki oluşturuyordu ki, gözleyen zihin farklı yorumlar yapma gereksinimi duyuyordu.
Aklıma tanrıçalar tarafından güzelliği kıskanılan ve cezalandırılan genç kızların öykülerden birisi geldi. Bir zamanlar Medusa adında ihtişamlı güzelliği olan bir kız yaşardı. Onu gören, Zeus’un en sevdiği kızı tanrıça Athena onu ölesiye kıskanmaya başlar. Denizler tanrısı Poseidon ise Medusa’ya hayrandır ve Athena’nın tapınağında ona tecavüz eder. Bu durumu öğrenen Athena’nın kıskançlığı, dehşetli bir öfkeye dönüşür ve Medusa’nın güzel saçlarını yılanlara dönüştürürken, yüzüne bakanları da taş olma akibeti bekler.
Revizyon burun estetiği işleminden sonra, muhtemelen yüzündeki çelişki kaybolduğu için yüzü sakinleşmiş ve huzur bulmuş gibi görünüyordu.
Şişeye konan mesaj: Suçlu bir zihnin itiraf etmeye ihtiyacı vardır. İtiraf bir sanattır. Camus

55

Melankoli ve Estetik

Melankolik yüzü, kişisel tercih olarak daha anlamlı bulurum.
Genç bir yüzde esrarlı ve derinliği olan bir ifade verir.
Yaşamakta olduğumuz mevsime de uygun bir anlamı var.
Persephone’nin yer altına gittiği şu sıralar melankolik günler geçiriyoruz.
Demeter’in (aslında Anadolu orjinli toprak ana) güzeller güzeli kızı Persephone…
Melankoli Persephone’nin hasat tanrıçası Hades tarafından yer altına kaçırılması ile başlıyor. Buna çok üzülen annesi Demeter küser ve melankolik mevsimler başlar.
Sonradan anlaşma sağlanır da altı ay için Persephone annesinin yanına gelir. Melankolik mevsimlerden sonra altı ayda öforik mevsimler yaşanacaktır.
Üzüntüde estetik bir içerik yoktur, melankolide ise var. Estetik bir duygulanım olarak melankoli gizemi de barındırır.
Melankoli aşkla, özlenen bir arkadaşla ya da özlenen bir yerle paralel yaşanabilir. Bu açıdan da ayrıca estetik yoğunluğu artar.
Melankoli karmaşık bir duygudur.
Melankolik güzel gereksiz hırslardan, çirkinleştirici panik tutumlardan ve itici tutkulardan uzaktır.
Bu nedenle de estetiktir.
Bu arada içinde biraz narsizm de barındırır.
Victor Hugo “melankoli, üzüntülü olmanın keyfidir,” der.
Kara sevda gibi bazı depresif ruh halleri yanlış bir şekilde melankoli olarak adlandırılır.
Hüzün içeren benzer pek çok duygudan melankoli ayrılır. Tek bir farkla…
Melankoli estetiktir.
Melankolik güzel ise çok çekicidir.
Şişeye konan mesaj: Büyük insanların her zaman melankolik bir doğası vardır. ( Aristo)

56

Estetik girişim sonrası olumlu destek….
Estetik girişimlerden sonra, kişinin çevresinde pozitif bakış açılı kişilere gereksinim var. Diğer türlü negativist arkadaşlar ya da yakınlar, yarardan çok zarar verebiliyor. Bütün olumlu noktalar gözardı edilip, iyileşmenin normal sürecindeki şişlikleri, farklılıkları büyük bir sorunmuş gibi hassas bir dönem geçiren hastaya söylebiliyorlar. Bu eleştirilerden sonra kırılgan ve toparlanmaya çalışan kişide duygusal aşırı tepkiler görülebiliyor. Bu tür negativist kişilere fırsat vermemenin en doğru yol olduğunu belirtmek istiyorum.
“Açtırma kutuyu söyletme kötüyü” özdeyişini, kötü konuşacak kişiye fırsat verilmemeli ya da buna neden olmamalı şeklinde yorumlayabiliriz. Bu özdeyiş bana Pandora’nın kutusu mitini hatırlatır ve muhtemelen bağlantılıdır. Pandoranın kutusu lafı, örtülü olumsuzlukların serbest bırakılmasına atfen evrensel bir metafor olarak kullanılır. Prometheus ateşi çalınca, Zeus insanlığın cezalandırılması için Pandora adında bir kadın yaratır.Tanrısal güzellikteki,becerikli, kurnaz ve zeki olan bu kadını Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a gönderir ve evlenirler. Zeus evlilik hediyesi olarak bir kutu verir. Kutunun içi hastalık, ızdırap, yalan, ikiyüzlülük başta olmak üzere bütün kötülükler ile doludur. Merakına yenilen Pandora kutuyu açar, ve tüm kötülükler dünyaya yayılır. Son anda kapatılan kutuda sadece umut kalır.

Şişeye konan mesaj: Yapmacık tavırlar yüze çiçek hastalığından daha çok zarar verir. İngiliz özdeyişi.

57

Koruyucu estetik…
Eğitimli, estetik puanı yüksek,net konuşma tarzı olan olan bir bayan şöyle bir taleple başvurdu.
“Zayıflamayı planlıyorum, fakat zayıfladığım zaman daha önceki tecrübelerimden yüzümüm çökeceğini biliyorum. Yüzümü korumak için yağ enjeksiyonu yaparmısınız? Ancak yüzümün karakteristik özelliklerinin de kaybolmasını istemiyorum”
Cümlelerinde çok önemli, modern estetik cerrahiye atıflar içeren bilgiler yatıyordu. Sağlığın her alanında, koruyucu tıbbın önemi sık sık vurgulanıyor. Koruyucu estetik girişimler konusunda ise çok az kişi bilinçli, üstelik güneş koruyucu ve nemlendiricilerden öteye pek gidilmiyor. Genellikle yüzde deformasyonlar tam oturduktan sonra kişiler başvuruda bulunuyor. Bu bayan hastam, koruyucu estetikle ilgili çok doğru bir saptama yapmış görünüyor. Gerçekten bedenimizdeki yağlar yanlış yerde yanlış miktarlarda olduğu zaman birer düşman, ancak yüzde doğru yerde ve doğru miktarda olursa yaşlanmaya karşı çok önemli bir silahtır. Bu cümleler bilinçli zayıflamayla ilgili konuşmaya da bizi zorluyor. Yüz bedenimizde estetik bakış açısından en değerli ve önemli bölgedir. Bu nedenle kalçalarımızın ya da karnımızın küçülmesinin bedeli çökmüş ve sarkmış bir yüz olmamalı. Hastamın yüz karakteristiğini bozmadan çökebilecek zayıf bölgelere kök hücreden zengin yağ hücresi transferi gerçekleştirdim. Keyifli ve konuşarak geçen bir operasyonun ardından, yüzünün karakteristik özelliklerini korurken, hücrelerin onun görüntüsünü geliştirdiğini de görünce birlikte mutlu olduk. Bu tür durumlarda, yüze hücre enjeksiyonu yapılacak zayıf ya da çökmeye yatkın yerler yoksa, zayıflamak istediği bölgelerden yağın alınması da bir diğer çözümdür.
Hastamın cümlelerinin bir diğer açılımı bilinçlilik, kendinin ve bedeninin farkında olma durumudur ki, ayrıca takdir edilmelidir. Gerçekten bedenimiz bizim tapınağımızdır. Güzel ve sağlıklı bir beden yaşama ayrı anlam ve güç kazandırır. Özellikle de bu görüntü çağında. Her zaman şunu söylerim “ Bedenimize yapacağımız harcamalar, geri dönüşümü olan birer yatırımdır” Çocukluk yıllarımızda püf çiçeği olarak adlandırdığımız (büyük ihtimalle hindiba çiçeği) inanılmaz bir geometrisi olan bitkiyi gördüğümüzde, üfleme isteği hepimizde uyanır. Güzellikte, yaşam rüzgarının üfleyip götürebileceği kırılganlıktadır,unutmayın…
Şişeye konan mesaj: Gül veren ele her zaman biraz kokusu bulaşır. Çin özdeyişi

58

Estetik ve ayna

Bir dizi estetik dokunuş ile çok hoş ve doğal bir değişime giren hastam kontrole geldi. Saklı güzelliği ışıltılı bir şekilde, tamamen ortaya çıkmıştı. Kendinden oldukca emin ve mutlu görünüyordu. Konuşmamız sırasında ayna ile olan ilişkisini biraz arttırmış izlenimini edindim. Aynada değişen yeni görünütüsünü hayranlıkla izlerken, diğer taraftan başka bir teh onu bekliyordu. Büyüteçle ancak görülebilecek, iyileşmenin normal sürecinde olan değişimleri eğitimli gözleri farkedip, mutluluğuna gölge düşürecekti.
Bu durum bende mitolojik Narsissus öyküsünü hatırlattı. Antik Grek mitolojisinde Narsissus adında çok güzel bir adamdan bahsedilir. Suya düşen görüntüsünü izlemeye başlar. O kadar hayran kalır ki, kimilerine göre suya düşer boğulur, kimilerine göre açlık ve susuzluktan ölür. Öldüğü yerde çok güzel çiçekler büyür ve onlar nergis olarak adlandırılır. Her zaman yaşadığımız toprakların dünyanın en inanılmaz toprakları olduğunu düşünürüm. Her konunun altından Anadolu bağlantısı çıkar. Aynanın ilk kullanılmasının obsidyen olarak bilinen volkanik parlak kaya ile, MÖ 6000 dolaylarında, Anadolu’da olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bir bakıma kadınlar aynaya bakmaya Anadolu’da başlamışlardır, diyebiliriz.
Şişeye konan mesaj: Işık yaymanın iki yolu var. Mum olmak ya da onu yansıtan ayna. Wharton.

59

Estetikte primum non nocere
Bir bayanın estetik operasyonunu iptal ettim. Nedeni ise onu böyle bir işlem için hazır bulmamamdı. Red etme karşısında yapılan sosyal baskı ve öfkeye göğüs gerdikten sonra bir şey yapmamanın bazen en iyi operasyon olduğunu anlatmaya çalıştım.
Çehov’un bir sözü var. ”İnsanla ilgili her şey güzel olmalıdır. Sadece yüz, beden,elbiseler değil, düşünce ve eylemlerde”. Bu cümlelere uygun davrandığımızda sadece güzel olmuyoruz, aynı zamanda çekici ve karizmatik gibi başka sıfatları da hak eder hale geliyoruz. Bir bakıma eylemlerde de estetik bir değer aranmalıdır. Hekimler olarak tedavi amaçlı girişimlerde bulunuruz. Bunların her biri bir eylemdir. Bir cerrahi girişimin nasıl yapılması gerektiği üzerinde sayfalar dolusu tartışmalar yazılır. Bunların arasında pek konuşulmayan çok güçlü bir eylem vardır: eylemsizlik, bir şey yapmama. Hiçbir şey yapmamaya karar verebilmek çok zordur aslında. Tecrübe yanında, güçlü bir ego ve etik ilkelerler donanımlı olmayı gerektirir. Kabul etmeliyiz ki sosyal ve kişisel baskılar, egonun baskısı ya da başka niyetler ile göstermelik tedavi eylemleri yapılabiliyor.
Bu eylemsizlik belkide en iyi ifadesini tıbbın temel ilkelerinden birinde bulur. “Primum nil nocere” ya da “Primum non nocere” olarak “önce zarar verme” şeklinde çevirebileceğimiz latince kelimeler çok açıklayıcıdır. Bir operasyonun yapılmamasını ne belirler ? Hastanın hazır olmaması, hekimin hazır olmaması, ortamın hazır olmaması, hastanın yapılan işlemden yarar göremeyeceğinin belirlenmesi. Bu tür bir davranış pasifist bir tutum gibi görünse de özünde güçlü bir duruş içerir. Tarihte eylemsizlik ile önemli başarılar elde edilmiştir. Gandi’nin Hindistan’ın bağımsızlığını elde etmesindeki pasifist tutumu eylemsizliğin gücünü gösterir.

Şişeye konan mesaj: Nezaket ve kibarlık zayıflık belirtisi dğildir. Güç ve kararlılığın göstergesidir. Cibran.

60

Grotesk ve estetik

Çirkin olan bir şey ilgi çekebilir mi?
Eğer çirkin olan şey grotesk ise ilgi çeker. Zihin böyle bir sentezi görmekten şaşkındır. İzlemek ister. Grotesk çirkinlikten öte bir kavramdır. İçinde dünyaya ait olmayan gariplikler barındırır, hoş olmayan, rahatsız edici ve saçma duygulanıma neden olur.
Bazı karikatürler gibi…
Alice harikalar diyarında Alice tavşan deliğinden düştükten sonra ortaya çıkan karakterlerin çoğu da çocuk dünyasının grotesk karakterleridir. Orantısız bedeniyle kırmızı kraliçe, çılgın şapkacı, birbirleriyle anlamsız konuşmalar yapan şişmen ikizler Tweedledee ve Tweedledum.
Belki de en klişe örnek Frankenstein.
Yüzüklerin efendisinde ki Gollum karakteri de diğer bir örnek. Yuvalarından fırlamış balık gözleri, nemli tüysüz derisi, iskeletimsi görüntüsü ile tipik rahatsız edici grotesk bir karakter.
Bazı TV programlarında seyirciyi çeken grotesk tiplere bol miktarda rastlarız.
Yanlış ellerde rastgele yapılan estetik işlemler de grotesk karakterler yaratabiliyor. Özellikle batılı bazı ünlülerde gördüğümüz sonuçlar karşısında dehşete düşmemek elde değil. Belki ünlü olanlar için ne olursa olsun dikkat çekmek yeterli.
Bu karakterlere mutant adlandırması da yapılabilir. Mutant biyolojik bir terim. Belirli bir türe ait bir canlının mutasyon sonucu DNA’sında ortaya çıkan değişiklikler ile oluşmuş doğada tek olan bir organizmayı anlatır.
Standart bireylerde de grotesk denebilecek çok olumsuz sonuçları görmek mümkün. İlginç olan bunlardan bazıları bu durumdan rahatsız değil.
Yapılan bir araştırma kötü estetik sonuçları olan mutlu kadınların varlığını kanıtladı. Kötü sonuca rağmen kişi nasıl mutlu olabiliyor ? Yine aynı araştırma bu sorunun cevabını özgürleşme olarak bulmuş. Bazı kadınların kötü sonuçlar olsa da yaşamlarının kontrolünü kendi ellerine almalarından mutlu oldukları belirtiliyor. Bir bakıma sonuç umurlarında değil. Özellikle İran’da ki estetik patlamasının ardında da kısıtlanmış kadınların özgürleşme çabalarının yattığı söyleniyor.
Toplum doğal estetiğe ne kadar hazır ?

Estetik girişimlerde doğallığı ve uyumu her zaman ön planda tutarım. Bu tür bir yaklaşımın sonucunda kişiye ne yapıldığı anlaşılmaz. Bütündeki hoşluk göze çarpar. Bir başka deyişle dışarıdan bakan göz yapılan işlemi yakalayamaz. Bu bakış açısını sadece operasyonlarda değil, botoks gibi invaziv olmayan girişimlerde de kullanırım.
Harmonik botoks yaptığım bir bayan botoks yaptırdığını kimsenin anlamadığını ve kaş kenarlarının yukarı doğru açılanmasını (Jack Nicholson gibi) istediğini söyledi. Bazılarımız görüntü üzerine yapılan işlemlerde, yapılan işlemin fark edilmesini istiyoruz. Estetik girişimler sosyal bir marka gibi. Bazılarımız için hala statü ve ekonomik gücün sembolü. O halde estetik işlemlerin güzel olma ya da güzelliği geliştirme, gençleşme yanında bir başka işlevinden söz etmeliyiz. Dikkatleri toplama ve belkide konuşulma işlevi. Uyum ve doğallığın çekiciliği ile dikkat toplama yerine, grotesk görüntüyle dikkat toplama hedefi… Yüksek topuğun çekiciliğindeki bakış açısını estetik işlemlere aktarmamamız gerekir. Bir özdeyişi hatırlatmak istiyorum. “Uyum küçük şeyleri büyütür, uyumsuzluk ise büyük şeyleri yok eder“

Konu ile ilgili başka bir öyküyü de paylaşmak istiyorum. Bacak estetiği için başvuran bir bayanın bacak estetik oranlarını analiz ediyordum. Bacak içi ve dışının analizinden sonra, profilden incelemeye başladım. Yapacaklarım aklımda şekillenmeye başlamıştı. Bacak hatları akışkan bir şekilde aşağıya inmiyor, özellikle diz çevresinde gözü rahatsız edici geometrik patlamalar yapıyordu. Fakat aklımda ki başka bir şey beni rahatsız etmeye devam ediyordu. Yorum istenmedikçe kişinin bedeni ya da yüzü hakkında yorum yapmamaya çalışırım. Bir takıntı ya da kompleks oluşturmaya hakkım olmadığını düşününürüm Bu kez durum farklıydı. Daha önce yaptırdığı burun estetiği şaka gibiydi. Sadece çirkin ya da uyumsuz olarak tanımlanamayacak bir sonuç verilmişti. Yüzün tam merkezinde herkesin her an görebileceği bütün dikkatleri çekecek kadar olumsuz bir sonuç dururken bacağı ile ilgilenmek ters bir durumdu. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.
– Burnunuz ile ilgili önemli kusurlar var. Beden estetiği bir bütün. Bacaklarınızı daha iyi hale getirmek bütünü daha sorunlu hale getirebilir. ( Gerçekten kötü bir burun sorunları olan bir bacak yapısı ile uyum içindeydi. Bacakları çok güzel bir hale getirmek burnu daha da çirkin hale getirmek demekti.)
– Bana “ Burnumdan sorunum yoktu fakat sizin önerilerinizi uyarım” karşılığı karşısında oldukça şaşırmıştım. Nasıl olurda bunu farketmez diye düşünürken yine Davis’in çalışmasını hatırladım. Araştırmasında kötü estetik sonuçları olan mutlu kadınlardan bahsediyordu. Ona göre bunun nedeni yaşamlarının kontrolünü kendi ellerine almalarından mutlulardı. Bir bakıma sonuç umurlarında değildi.

Şişeye konan mesaj: Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki andır.( Fuller)

61

Hamile estetiği ve sanat
İlk çocuk sonrası karın germe operasyonu yaptığım hastam, hamile kalmış olarak kontrole geldi. Hamilelik süreci konusunda endişeleri vardı. Estetik operasyon geçirmiş karnı, ilk kez hamile kalmış gibi gergin ve biçimliydi. Sorunsuz bir hamilelik sonrası, sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini az önce öğrendim. Bu durumun mevcut bilimsel verilerle de uyumlu olduğunu vurgulamak istiyorum.
Düzgün ve biçimli karnının fotoğrafını çekerken, Demi Moore’un 1991 yılında 7 aylık hamileyken çektirdiği fotoğrafla bir dergiye kapak olduğu zamanı hatırlamıştım. Bu başlangıç giderek bir trende dönüşüp ve pek çok ünlüye bulaşmıştı. Bu tür fotoğraflar bir grup tarafından sanatsal bulunurken, diğer bir grup tarafından grotesk ve ahlaksızca yorumları yapıldı. Ahlaki bakış açısından gerçekten tartışılabilecek bir konuydu. Bir bakıma farkında olmadan hamilelik fetişine (maiesiophilia) de katkı sağlıyorlardı. Bu açıdan, libido üzerinde ki etkisi ile erotik fotoğraf sınıfına girer. Diğer taraftan ise çok güçlü sanatsal ögeler içerdiğini de kabul etmek gerekli. Aslında Venüs figürinleri olarak bilinen hamile küçük heykelcikler, bu tür sanatın öncülleri gibi duruyor. Benimde bir kopyasına sahip olduğum Willendorf Venüsünün, M.Ö. 22-24.000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi var. Bende merak uyandıran tarafı ise yüzünün olmaması, daha doğrusu gizlenmiş olması. Örgülü saçlara benzeyen yatay bantlarla yüzü kapatılmış görünüyor. Bu açıdan günümüz sanatsal fotoğrafcılığın bir dalı olan nü fotoğrafcılığına benziyor. Bu dalda da çıplak beden stilize edilerek, farklı çizgiler,formlar gölge ve ışık effektleri yaratılmaya çalışılırken; yüz kısmen ya da tamamen gizlenir. Aristo’nun bir sözü var “Bir şeyi anlamak istiyorsan, başlangıcına ve gelişimine bak“. Durumu açıklıyor sanırım…
Şişeye konan mesaj: Bilgi özgürleştirir. Sokrates.

62

Estetik ve Kamuflaj…

Doğada yaşayan canlılar yaşamak için iyi kamuflaj yapabilme özelliklerine sahip olmalıdır. Bazıları illüzyona neden olan renk ve desenlere sahiptir, bazıları ise renklerini dahi değiştirme ustalığına sahiptir.
Biz insanlar da, estetik amaçlı çeşitli kamuflajlar yaparız. Saçlarımız uzun otlar gibi iyi birer kamuflaj malzemesidir. Bazen kepçe kulağı gizler, bazende yüz germenin izlerini. Fotoğraf çektirirken saçlarıyla büyük burnunu gizleyenler bile vardır. Duruşumuzu değiştirerek de bazı sorunları gizleriz. Profil vermeyerek burundaki kemeri ya da çene altı fazlalığımızı görünmez yaparız.
Çekingenlik ve az konuşma da bir kamuflaj yöntemidir. Dikkatler daha az yönelecek ve sorun dikkat çekmeyecektir. Burnunda şekil bozukluğu olan bir bayana yaptığım operasyondan sonra çok daha iddialı, dikkat çekici giyinmeye başlamıştı. Bir bakıma operasyon öncesi dikkat çekmeyen sadeliğin kamuflajına artık gereksinim duymuyor gibiydi. Küçük alt çenesini sakalla gizleyen bir erkeği hatırlıyorum.Kabul etmeliyiz ki hepimizin sosyal bir maskesi var. Bir tür kamuflaj olan bu maskeyle görüntümüzü değil, ama gerçek kişiliğimizi gizleriz. Belkide ruhumuzdaki zayıf ya da çirkin gördüğümüz yönlerimizi. Çok değer verdiğim bir arkadaşım şunu demişti. Neden maskelerimizi çıkarmıyoruz ? Belki ruhlarımızın da estetik operasyona gereksinimi vardır,kimbilir…

Şişeye konan mesaj: Hayat yaşla değil yaşamakla anlaşılır. ( Gide )

63

Sporcu Estetiği…
Döğüş sporlarında milli olan ve aldığı darbe sonrası, burnu yüzüne yapışmış gibi görünen bir bayan hastanın ameliyatını yapmıştım. Yüzündeki ifade sporun feminizasyonu yok ettiğini gösteriyordu. Operasyondan sonra inanılmaz güzellikte geri döndü. Sadece burnunun güzel olması onu bu kadar güzel yapamazdı. O yıllardır yaptığı spor ile elde ettiği fiziksel görüntüsünü ve düzgün postürünü, saklanmış güzelliği olarak açığa çıkarmıştı.
Sporun estetik kısmı seyirci için çekim merkezi oluşturuyor. Sporun estetiği buz dansı ya da artistik jimnastik gibi dallarda en üst düzeye çıksa da artık sporun her alanında kendisini hissettirmeye başladı. Bu arada sporcunun görünütüsü de sporun estetiğinin bir parçası haline geldi.
Aslında binlerce yıl önce bile sporun estetiği insanları etkilemiş görünüyor. Antik dönemlerde kıskanç tanrıça Hera’ya adanmış olan Heraea oyunlarında saçları aşağılara kadar uzanan, dizlerinin hemen üzerinde chiton adı verilen tunikler giyen ve sağ omuzları hemen hemen sağ memeye kadar açık olan güzel kadınlar onurları için mücadele etmişlerdi.
Ünlü disk atan ( discobolus ) heykeli enerjinin, uyumun ve beden performansının en estetik olduğu anı yakalması açısından güzel ip uçları verir. Artistik yapısı ön planda olmayan sporlarda bile anlık estetik sıçramalarla karşılaşırız. Ön plana gelen spor ve sporcunun estetiği, salt başarı ya da zafer bakış açısı odaklı izleme eylemini de değiştirmiştir.
Paraguaylı Leryn Franco’nun Çin’de yapılan olimpiyat oyunlarında sunduğu estetik değeri hala hatırlıyorum. Güzellik ve gücün karışımından ortaya farklı bir esrarlı aura çıkarmıştı. Mızrağı 55 metrenin üzerine atabilen bu zarif güç, izleyenin üzerinde farklı etkiler oluştururken; hayranlık da uyandırıyordu.
Sporcu, güzellik yorumu açısından bazı önemli noktaları da bize hatırlatır. Örneğin, enerjinin ya da dinamizmin güzelliğe katkısını. Döğüş sporlarında milli olan ve aldığı darbe sonrası, burnu yüzüne yapışmış gibi görünen bir bayanı hatırlıyorum. Burun şekli ile yüzünün güzelliğinin bozulması yanında feminen özellikleri de yok olmuş gibiydi. Burun estetiği operasyonundan sonra elde ettiği etkileyici güzelliğin bir açıklaması olmalıydı. Yıllardır yaptığı sporun kazandırdığı düzgün postür ve enerji ile, saklanmış güzelliği patlayarak açığa çıkmıştı.
Şişeye konan mesaj: Dikkati yakalayan dış güzelliktir, kalbi yakalayan ise iç güzellik.

64

Estetik Cerrahi ve Simetri…

Katlama çizgisi belirleyip bir yapıyı katladığımız zaman iki parça üst üste çakışıyorsa simetrik denir. Yüz için tam ortadan geçen çizgi katlanma çizgisi olursa iki yarı arasındaki simetriden bahsederiz. Açılmış kitabın iki yarısı arasındaki simetri gibi.
Simetri güzelliğin önemli elemanlarından birisi. Simetrik olan daha çok arzu ediliyor. Arzu edilmenin altında yatan ise üreme amaçlı uygun bir eş olması. Gerçekten simetrik yüz ve bedenler anne karnında ki gelişim sırasında her şeyin yolunda gittiğinin bir işareti. Bir başka deyişle simetri sağlıklı olmanın bir testi, göstergesi. Simetriyi güzelliğin unsurlarından birisi yapan bu biyolojik dürtü. Simetriksen sağlıklısın, sağlıklıysan soyun devamı için uygun bir eşsin. Cümleyi uzatırsak arzu edilensin, arzu edildiğine göre güzelsin.
Simetri dengeyi, kusursuzluğu,disiplini ve düzeni sunar.
Yine de her şey bu kadar basit değil.
İnsan dinamik bir organizma olarak hafif asimetrilere sahiptir. Yüzün her bir tarafı ve özellikle alt bölümü karşı taraf beyin yarısından idare edilir. Bir başka deyimle aslında asimetri fonksiyonaldir ve mutlak simetri yoktur. İnsan bedeni ve yüzü mükemmel simetride değildir. Böyle bir simetri çok sıkıcı olurdu.
Asimetri hareketi, yaşamı, oyunu, özgürlüğü, serbest bırakma, keyfiyet, ve rastlantıyı belirtir. İnsan yüzünün iki tarafı mimik hareketin kapsamı ve ifadesinin şitteti konusunda çarpıcı asimetri sunar.
Burun estetiği ve meme dikleştirme operasyonu yaptığım bir bayan aynada sürekli kendisini inceliyordu. Tek kriteri ise simetirydi. Mükemmeliyetci bakış açısı ile iyileşme sürecini mutsuz geçirme olasılığına karşı, bu çok eğitimli bayana simetri eğitimi vermek zorunda kalmıştım.
Bazı kişiler kendilerini incelemede aşırı simetrik bakış açısına sahipler. Genellikle çift organ estetik girişimlerinde (göz kapağı, meme, kulak, kaş) belirli olan bu davranış şekli kişiyi mutsuz yapabiliyor. Tek organ estetik girişimlerinde ise (burun dudak, karın gibi) kişiler, iki yarı arasındaki simetriyi inceliyorlar. Aslında erken dönem asimetrisi normal olup, her dokuda iyileşme eşit gitmez ve zaman içinde iki taraf ya da iki yarı birbirlerini yakalarlar. Geç dönem çok yakın mesafe asimetrisi de normaldir. İnsan bedeni ve yüzü mükemmel simetride değildir. Böyle bir simetri çok sıkıcı olurdu. İnsan dinamik bir organizma olarak hafif asimetrilere sahiptir. Ben bunu makrosimetrik ve mikroasimetrik olarak adlandırıyorum. İletişim mesafesinde simetrik çok yakından incelemede asimetrik. İletişim mesafesini geçip, aynada çok yakından kendinizi incelerseniz, bedeninizde sürekli kusurlar bulursunuz. Bu inceleme tarzı pratik yaşama uygun değildir. Büyük yapıların estetiğinde 3-4 mm, küçük yapıların estetiğinde 0.5-1 mm lik farklar farkedilmez ve işlem sonucu mükemmel kabul edilir.“
Şişeye konan mesaj: Gözlerin rengi ve biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi ve biçimi aynıdır. ( Afrika atasözü)

65

Trajediye dönüşen güzellik
Güzellik gerçekten güçtür. Güzel olana karşı yapılan pozitif ayrımcılık biliniyor. Üstelik bilimsel olarak da ispatlı.
Güzelliğin çok farklı tanımları var. Benim en sevdiğim tanımlama dogmatik bir estetik belge haline gelmiş olan Kanon’da yazılı olanlar.. Güzel yavaş yavaş, bir çok sayıdan doğar. Bir parmağın ötekine, tüm parmakların elin kalanına, her parçanın diğerine olan uyumlu oranıdır.
Bazıları ve özellikle Aquinas, güzelliği temel olarak duygularımızı memnun eden şey olarak tanımlasa da, aslında duyularımızı memnun eden her şeyi güzellik olarak adlandıramayız.
Güzellik ideali görme algısı ile yakından ilişkilidir. Güzel bir senfoni ya da güzel bir kitap yaklaşımında görülmeyen bir güzellikten bahsederiz ancak bir güzellik ideası vardır.
Günlük dile indirgendiğinde güzelin çok daha genel kullanımına tanıklık ederiz. Güzel insan derken iyi anlamında, güzel fikir derken de aslında değerli anlamında kullanırız.
Yine de güzelliğin dezavantajları da yok değil. Güzel günleri boyunca sürekli övgüler almış ve dikkatleri toplamış birisi için güzelliğin kaybolduğu yıllar trajediye dönüşebilir.
Malena’nın öyküsünde kasabanın kadınları onun güzelliği karşısında kıskançlık duyar ve kocalarını ayartabileceği korkusuyla ona tavır alırlar. Hiçbir iş bulamayan Malena sonunda hayat kadını olur.
Psişenin öyküsünde de benzer bir kıskançlık yer alır. Üstelik güzelliği kıskanan bir tanrıçadır. Venüs psişenin güzelliği karşısında kıskançlık duyar, öfkelenir ve onu cezalandırır.
Psişe o denli güzeldir ki, hiçbir erkek ona yaklaşmaya cesaret edemez. Kral babası yalnız ve mutsuz kızının bu durumuna çare bulmak isterken güzelliğin korkutucu tarafına vurgu yapılır.
Güzelliğe karşı bilinçaltında bir önyargı bulunduğu kesin. Belkide bu önyargı Troya savaşından kalma. Güzeller güzeli Helene destansı bir savaşı başlatırken pek çok acıya neden olmuş görünüyor.
Gustave Moreau’nun yağlıboya tablosunda, Helene pagan doğanın femme fatale idolü olarak resmedilmiştir. Resimde, ufuktaki yanmış Troya Ovası’nın dehşeti görünürken, Helene şehrin yüksek duvarları boyunca umursamaz bir şekilde gezinir.Güzelliğin yıkıcı tarafına vurgu yapılır.

Şişeye konan mesaj: Birçok güzel insan bilirim ki, kötülüktü işleri ama çirkin yüzlü çoğu kimsenin altın gibiydi kalbi. (Phaidros )

66
Evreka heyecanı

Evreka keşif anı heyecanını belirten en iyi kelime.
Kelimeyi meşhur eden ise Arşimed. Öyküye göre Arşimed banyo yaparken düzensiz objelerin hacminin taşırdığı su ile ölçülebileceğini farkeder. Evreka evreka diye bağırarak bilim insanına özgü bir keşif heyecanı ile sokaklarda koşmaya başlar.
Bu yeni bir şey bulma anında aşırı sevinç kendini kaybetme eylemi ile düşünüldüğünde oldukça yoğun bir duygulanım şekli. Bağlılık yapacak türden.
Evreka anındaki duygusal yoğunluğa yaşamın farklı alanlarında tanık oluruz.
Özellikle yeni olanın çekiciliği fazladır. Yasak meyvenin çekiciliği gibi.
Her şeyden once “yeni iyidir” olarak yerleşen ve muhtemelen eskiye rağbet olsa özdeyişine dayanan bir takıntı da var. Yeni olana evreka heyecanı ile yaklaşıldıktan sonra tüketme aşaması başlar. Tüketme aşaması da ayrı bir duygu yoğunluğu içinde geçer ve daha kontrolsüz bir dönemdir.
Yaşamın farklı alanlarında evreka duygulanımı yaşarız. Estetikte evreka heyecanına neden olan ise bazen bir cihaz bazen bir yöntem oluyor. Gençleşme dürtüsü bu heyecanla birleştiği zaman tüketim oldukça kontrolsüz devam ediyor.
Evreka heyecanı kesinlikle bağlılık yaratan bir heyecan. Bu heyecan ve sonrasında olan tüketimin ardından bağımlı zihin sıradaki yeniyi beklemeye başlıyor. Bu arada evreka heyecanına neden olan mucize ya da devrim gibi sunulan şeyin genellikle fazla işe yarar da olmadığı gerçek. İşin kötü tarafı bu heyecanlı tutkulu yeniyi tüketme gerçekten iyi olan bir yöntemin harcanmasına da neden olabiliyor.
Üretme ve yaratmada bağımlık yaratan evreka duygusu çok yararlı olurken tüketime birleştirilen evreka duygusu ise tüketim çılgınlığına götürebiliyor.
Şişeye konan mesaj: Sağlıklı olanın umudu, umudu olanın herşeyi var demektir. ( arap atasözü)

67

Paradoks girişimler

Güzelliğin kriterlerinden birisi simetridir. Güzellik idealleri oran,uyum, simetri, eurhythmy ve analogy olarak belirtilir. Yinede insan bedeninde mutlak simetri bulunmaz. Bunu aramak, peşinde koşmak ve beklemek gerçekci olmadığı gibi takıntılı, sıkınıtılı bir kişilik özelliğine götürür.

Normal olana müdahale edilir mi ? Kişi de beden imaj bozukluğu varsa ve cerrahı bir şekilde ikna ederse bu sorunun cevabı evet olacaktır.
Yüzünün bir tarafında yüz felci sekeli olan orta yaşlı bir bayan görüşmeye gelmişti. Epeyce düzelmiş olmasına rağmen kendisini çok kötü değerlendiriyordu. Hafif kaş asimetrisi, gülmede biraz çarpıklı dışında bir sorunu yok görünüyordu. Sanki olayın erken dönemindeki aşırı yüz çarpıklığının fotoğrafını çekmiş zihninde sadece kendisini öyle görüyordu. Bu arada durumu telafi etmek için hafif sorunlu beden bölümlerini düzelttirmek normal yapıları meme gibi daha da büyütmek. Durumun acısını çıkarmak istiyor gibiydi. Botoksla yüz felci tedavisini duymuş ve düzelmek istediğini söyledi. Botoksun sorunlu taraf değil sağlam tarafa yapacağımı söyleyince çok şaşırdı ve önce itiraz ettti. Gerçekten ters bir durumdu. Kişiyi daha iyi hale getirmek için sağlama müdahale tam bir paradoks işlemdi.
Bu da estetiğin paradoksu idi.

Şişeye konan mesaj: Zevke esir olan değil hakim olan mutlu olur. Aristippas.

68
Çirkin ördek yavrusu

Görüntümüz sağlıklı bir kişilik ve sosyal iletişim için çok önemli. Bu kavram içinde ise güzellik o denli güçlü ki, sanatçılar onu eserlerinde yakalamaya çalışıyor, şairler onu övüyor, bilim adamları ise sırrının peşinde.
Çirkinlikle ya da çirkinliğin kapsamı ile ilgilinen pek kimse yok. Aslında çirkinlikte öğrenilecek çok şey var. Hatta güzeli daha iyi anlamak için bile çirkinliği çalışmak gerekli.
Herşey den önce güzelliğin vurgulanması için gerekli bir özellik.
Güzelliğe benzer özellikleri var. Biraz göreceli ve kişiye, kültüre ya da ırka göre değişebiliyor.
Bir şansızlık gibi görünüyor. Bazen şansa çevrilebiliyor. “Allah çirkin şansı versin,” lafı boşuna söylenmiş değil. Asıl önemli nokta ise çirkinlik kendi içinde güzelleşme potansiyeline sahip. Çirkinlik güzelliğe dönüşebiliyor. Çirkinliğin de başka tür bir gücü var. Bedende ki bazı gizli potansiyelleri harekete geçirebiliyor. Beden eksik olan bir yönününü dengelemek için başka bir yönden gelişmeye başlıyor. Jean-Paul Sartre ya da Socrates gibi ünlü karakterler çirkinliğe çok şey borçlu.
Bazen çirkinlik görünmez oluyor, önemini kaybediyor. Notr Dame’ın kamburunun iç güzelliğinin çirkinliğini bir süre sonra unutturması gibi.
Her çirkinikte bir güzellik istenirse bulunabiliyor.
Bazen de içerideki çirkinlik o kadar baskın oluyor ki dış güzelliği silebiliyor.
Bazen ise çirkinlik algısı yanlış olabiliyor. Beden algı bozukluğunda olduğu gibi kişi kendisini ya da vücudunun bir bölümünü çirkin sanabiliyor. Öyle olmadığı halde ikna etmek mümkün olmuyor.
Andersen’in ünlü çirkin ördek masalında olduğu gibi çirkin olmadığı halde yanlış yerde bulunmak bile çirkin olarak kabul edilme nedeni.
Öykünün yazarı olan Andersen’inde bir zamanlar çirkin olduğu söyleniyor. Çocuklar tarafından acımasızca alay edilen büyük burunlu ve büyük ayaklı çirkin bir erkek çocuğu.
Çirkinlik masalda olduğu gibi güzelliğe dönüşebiliyor.
Somut olarak estetik cerrahi bu dönüşüm için epeyce yeterli.
Halil Cibran’ın öyküsüne göre, Tanrı dünyanın yaratılışı sırasında güzellik ve çirkinlik tanrıçalarını yaratır ve onları yeryüzüne gönderir. Bu uzun yolculuk sonunda biraz kirlenmişlerdir. Elbiselerini çıkartıp bir göle girerler. Çirkinlik tanrıçası fırsatı değerlendirir ve kıyıya çıkarak güzellik tanrıçasının elbisesini giyer. O zamandan beri dünyada çirkinlik güzelliğin giysileri altında hükmünü sürdürür.
Şişeye konan mesaj: Çirkin bir yüz çirkin bir zihinden daha iyidir.( Ellis)

69

Kawaii ve şirinlik estetiği

Çocuksu yüz dışarıdan bakan bir göz için ayrı bir çekim merkezi oluşturur. Bu çekim seksi kadının oluşturduğu çekimden farklıdır. Bu tür karakterlere karşı genetik yapımıza işlenmiş olan çocuğa karşı duyulan ilgi, koruma içgüdüsü ya da şefkat tutumu transfer edilir. Bu özellik türlerin korunması için evrimsel gelişimde zorunludur. Çocuğun kafasına göre küçük yüzü, küçük burnu ve büyük gözleri bu yüz özelliğinin belirgin özellikleri arasında sayılabilir.
Bütün bunları özetleyebileceğimiz kelime olan şirinlik özellikle Japonya’da Kawaii olarak bilinirken kültürel bir fenomene dönüşmüş görünüyor. Hello Kitty karakteri, Pokemonlar, maskotlar, Lolita kızlar…
Aslında Kawaii tarzı yeni bir olgu değil. Brigitte Bardot’un oyununu yeni bitirmiş kız modeli ile şirinliği bir dönem kullandığı biliniyor. Marilyn Monroe’nun bu kadar ilgi toplaması sadece güzel olması ya da seksi olması değil “Kawaii” kadın olmasından kaynaklanıyor. Günümüzde Kawaii modeli erkekleri de etkilemeye başladı. Leonardo di Caprio bu modelin en tipik örneği.
Aslında bizde de Kawaii kızlar oldukça fazla. Çocuk takliti yapmak, çocuksu merak, sabırsızlık ya da çocuksu kaprisler bu karakterin başlıca unsurları. Hafif sakar hareketler ve renkli giysiler ile model tamamlanmış oluyor. Bu model için giysi ya da tarz değişikliği yanında yüz ve bedensel değişim talepleri de durumun kültürel bir olguya dönüştüğünün göstergesi.
Kıvanç Tatlıtuğ tipik Kawaii erkeğine örnektir. Başarısının ardında yatan asıl neden global bir trendi yakalamasıdır.
Daha şirin ve masum bir yüz elde etmek için başvuran bir bayan hatırlıyorum. Bir dizi burun estetiği, masum dudak estetiği ve yumuşatılmış yüz hatları ile sonunda hayallerine kavuşmuştu. Kawaii kız olmaya çalıştığının farkında bile değildi. Aslında elde ettiği Kawaii özelliklerini psikolojik bir silaha da dönüştürecekti. Erkekleri daha kolay etkileyebileceği ya da çevresine sözünü dinletebileceği bir silah. Bu silahın nasıl etkili olabileceği hakkında verilebilecek en iyi örnek Shrek animasyon filminde yer alan çizmeli kedi karakteri. Tipik bir Kawaii yüzüne sahip olan bu karakter bakışına verdiği anlam ile kolayca çevresini ikna edebiliyordu.
Bir başka deyişle Kawaii olmak genç bir kızı çekici yaparken aynı zamanda ona başka güçler de kazandırıyor.

Şişeye konan mesaj: Erkekler en sağlam gerekçelere karşı durup bir bakışa yenik düşerler. ( Balsac)

70

Üçüncü göz ve meme başı

Üçüncü gözün özellikle doğu mistisizmi içerisinde önemli bir yeri var.
O duyu dışı algılamaların merkezidir.
Bilgeliğin gözüdür.
Kişisel aydınlanmanın sembolüdür.
Gerçeğe açılan kapıdır.

Bütün bunlar spiritual beden ile ilgili yorumlara ait.
Fizik bedende somut bir gerçek olan bir üçüncü göz daha var, o da meme başı.
Meme başları oldukca duyarlı ve özelleşmiş yapılar. Soğuk, heyecan, kızgınlık ve korkuyu yansıtabiliyorlar.
Bunu sanatçılar farketmiş olacak ki, tek memenin açıkta olduğu tablolar yapmışlar.
Bunlardan birisi de Gustav Klimpt’in ünlü eseri Danae.
Eserde kendi içine kıvrılmış uyuyan Danae’nin bedeninde, erotik bir göz olarak uyanık etrafı izleyen meme başı ile karşılaşırız.
Bu tür eserlerdeki meme başını kadın gözü kadar çeşitli ve konuşkan bulan eleştirmenler var.
Bu bakış açısından meme başı gerçekten üçüncü göz gibi.
Sihirli bir iksirin dışarı akmasını sağlayarak yaşamın idamesinde çok önemli rol oynayan, küçük bir ayrıntı gibi gözüken fakat çok önemli yapılar.
Aynı zamanda sosyolojik içeriğe de sahipler.
Ekstra meme başı bir dönem Avrupa’da binlerce kadının ölümüne neden olmuştur.
Anatomik bir sorun olarak olması gereken yerde değil farklı bir yerde olduğu durumlar cadılığın işareti gibi kabul edilmiştir.
Otoritenin istemediği şekilde davrandığı için korku ve histeri havasının etkisi altında cadı avının kurbanı olan binlerce zeki kadın var.
Bir bayanın daha seksi gözükmek için diri meme başı talebinde bulunması karşısında, “üçüncü gözü aramanın farklı bir yolu,” diye düşünmeden edemedim.

Şişeye konan mesaj: Derinlemesine yaşayan insanların ölüm korkusu olmaz. ( Anais Nin)

71
Robin Hood Estetiği ve Yüz gençleştirme

Çocukluğumunda hayal dünyamı kışkırtan öykülerden birisi Robin Hood’du. Onunla ilgili aklımda kalanlar yanında ayırmadığı ok ve yayı, giydiği tayt, yardımcısı olan ismi ile uyumsuz küçük John ve yaşadığı Sherwood ormanı. Onu gözümde büyüten nokta ise zenginden alıp fakire vermesiydi.

Aslında bir çalma eylemi olan zenginden alıp fakire vermesini onurlu bir eylem olarak düşünüyordum. Belki de o dönemin öykü ve film şartlandırmalarından birisi olan zenginlik ve kötülüğü yanyana koyduğum içindi. Belkide “zengin ise kötüdür, o halde haksız yere para kazanmıştır ve bunun alınıp fakirlere verilmesi adaletli bir davranıştır,” çıkarımını yapıyordum.

Daha sonra bir yakınımın “ ya zengin kötü değil ve çalışarak o parayı kazandıysa “ açılımı ile aklım karışmıştı. Ahlak ve etik arasındaki farkı öğrenene kadar aklımda Robin Hood ile ilgili bir soru işareti kalmaya devam etti.

Gerçekten yaptığı bir çalma eylemi idi ve ahlaklı değildi. Peki çaldığı kişilere hiç zarar vermiyor ve açlıktan ya da hastalıktan ölmek üzere olan çocukların bu sayede yaşamasını sağlıyorsa. Konuya böyle bakınca etik bir olguya dönüşüyordu.

Bir ameliyatın ortasındaydım ve fazla olan karın yağlarından elde ettiğim hücreleri yüze vererek volümetrik yüz gençleştirme yapıyordum. Erimiş yüz yağları deriyi bol bir elbise haline getirmiş gibiydi. Aslında yaptığım Robin Hood felsefesine uygun bir işlemdi. Yağdan zengin bir bölgeden alıp fakir bir bölgeye verme. Farklı olumlu sonuçları da vardı. Yağ dağılımını daha homojen bir hale getirerek bedende başka türlü bir denge de oluşturuyordu.
Robin Hood’un felsefesi yaşamın pek çok alanında farkında olmadan uyguluyoruz. Hatta ters Robin Hood felsefesini uygulayanlar bile var. Fakirden alıp zengine verenler.

Şişeye konan mesaj: Denge başarılı bir yaşamın meyvesidir.

72

Dişiliği hissetme gereksinimi ve estetik

Ünlü ressamların aynaya bakan Venüs yorumlarını her zaman ilgiyle izlemişimdir. Bu yorumlarda rahat bir divanda yana doğru uzanmış, hatları oldukça dişi ve dolgun olan kadınlar aynada kendilerini seyrederler.

Böyle bir durum gerçekte olamayacağını ve fizik ilkelerine aykırı olduğunu öğrendiğim zaman oldukça şaşırmıştım. Dışarıdan bakan bir gözün aynaya bakan kişinin yüzünü aynada görmesi mümkün değildi.

Bu durum Venüs etkisi olarak biliniyordu ve ancak sanatta gerçekti.

Yine de aynaya bakma eylemi cinsel kimliğin gelişimi için gerekli görünüyor. Özellikle bir kadının aynada kendisini izlemesi ve beğenmesinin özsaygı başta olmak üzere sayısız yararları var.

Bedenle barışık olmak için en yalın ifadeyle mutlu olmak için bedenin kişinin cinsel kimliği ile uyumlu olması şart. Bu koşul ikincil seks karakterleri olarak adlandırılan özellikleri konuşmayı gerektiriyor. Pek çok bedensel özellik bu konuya giriyor . Kıllanma şeklinden adem elmasına kadar…

Kadın bedeninde eklemler, kas konturları ya da kirişler daha az belirgin. Yağ dokusu kalınlığı ile birlikte bedendeki yansıma ise:

Kavisler ve akışkan çizgiler…

Dişi yapı bu dişi özellikleri aynada görmek ister. Kendisini dişi olarak algılaması bir ihtiyaç. Göremediği zaman ortaya çıkan ise cinsel kimlik sıkıntıları ve onun sosyal ve psikolojik yansımaları.

Meme büyütme yaptığım bir bayandan işittiğim sözler bu karmaşık durumu özetliyordu.
“Kendimi şimdi dişi hissediyorum. Aynaya bakmaktan kendimi alamıyorum.”

İşlemden önce düz ve bir oğlan çocuğunu andıran hatları projeksiyon ve derinlik kazanmıştı.
Sonuç: Daha az renkli ve keskin beden tavır ve jestleri yerine yumuşak feminen tavırlar, biyolojik yapısına uygun bedenini gururlu taşıyan mutlu bir birey.

Şişeye konan mesaj: Yaşam bir ayna gibidir, en iyi sonucu ona gülümsediğimiz zaman alırız.

73

Alamet-i Farika ve boyun estetiği

Şu tür tanımlamaları sıklıkla duyarım. Gözleri çok güzel, burnu çok güzel ya da gülümseyişi çok güzel gibi. Örnekler çoğaltılabilir. Bazen yetmiş yaşında birine de bu tanımlama yapılabiliyor. Hala çok güzel gözleri var gibi. Bu öyle bir yaklaşım ki çirkin biri için güzel tanımlamasını yaptırabiliyor. Bütünde güzellik tanımlamasına göre bir parçanın güzelliğinin vurgulanmasının ilginç yansımaları var. Aslında adaletli bir yaklaşım. Sonuçta güzel kelimesini içeren bir tanımlamayı herkes hakediyor.
Buna alamet-i farika güzelliği diyorum. Ticaret hukuku terimi olan alamet-i farika bir malı başka mallardan ayırmaya yarayan bir özellik olarak bilinir. Bu Osmanlıca tamlama ayırtıcı işaret olarak çevrilebilir. Bu ticaret hukuku terimi genelleşmiş ve insan için de kullanılan bir tamlamaya zaman içinde dönüşmüştür. Aslında herkesin bir alamet-i farikası bulunur.
Bu bakış açısından çirkin kadın yoktur. Bu yaklaşım “çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır,” klişesine farklı bir yorum da getirir.
Bu konu bir diğer açıdan da önemlidir. Daha güzel görünmek isteyenlerin alamet-i farikalarını ortaya çıkarmak imaj geliştirmenin ya da daha dikkat çekmenin bir yolu da olabilir.
Boynu çok güzel olan fakat bunun farkında olmayan bir bayan hatırlıyorum. Silindirik ve güçlü boynu üzerinde yüzü bir anıt gibi yükseliyordu. Pürüzsüz ve gergin boyun derisi ve anatomik olarak kusursuz yapısına rağmen bunun farkında değildi. Seçtiği giysi tarzı ve saçları ile boynunu gizliyordu. Onun alamet-i farikası olan boynunu açıkta bırakması yüzünde bulunan kusurları da gölgeleyecekti.
“Güzellik ögelerde değil kısımların uyumlu oranındadır. Parmakların ele, elin kola hatta kol ile meme arasında bile bir uyum vardır.” Güzelliğin bu tanımlaması değişmez olsa da alamet-i farika güzelliğini yadsıyamayız.

Şişeye konan mesaj: Güle dikkatinizi yoğunlaştırırsanız mutluluğu, dikene dikkatiniz yoğunlaştırırsanız acıyı deneyimlersiniz.

75

At gözlüğü, beden imajı ve estetik

Atların nesneleri olduğundan büyük gördüğü bilinir. Bu algı sorunu ürkek doğalarını açıklar. Üstelik arkalarını bile görebilmeleri tedirginliklerini daha da arttırır. Sürekli arkalarından yaklaşan dev objeler…

At gözlüğü ise bu algı sorununa en iyi çözüm. Atların görme biçimleri estetikle ilgili bir konuyu anlarken ya da anlatırken oldukça işe yarar. Beden algısını…

Beden algısı o kadar önemli bir konu ki, güzel olduğu halde kendisini beğenmeyenlerin durumu burada gizlidir.

Ayrıca sıfır beden takıntısı olanların….
Sürekli kas yapma peşinde koşan erkeklerin…
Öyle olmadığı halde kendisini güzel zannedenlerin…
Büyüteçle görülebilen sorunlarla ilgilenenlerin…
Hattai iyi yapılan bir estetik operasyondan sonra hala mutsuz olanların açıklaması da bu konu içerisinde yer alır.

Özellikle ergenlik dönemi beden algısı açısından oldukça hassas bir dönemdir. Ergenlerin, atların çevreyi ve objeleri abartılı ve farklı algılamaları gibi bedenlerini ve çevreyi farklı algılama eğilimleri vardır. Bu dönemde beden algısı ile ilgili sorunlar beden algı bozukluğu olarak karşımıza çıkar.

Bana göre beden algısının bozulması alay edilen bedenin zihinsel bir tepkisidir. Gerçekten bu tür kişilerde çocukluk ve özellikle ergenlik döneminde beden ile ilgili alaylar üzerine benzer öyküler var.

Aslında beden algısı sorunu biraz da modern zamanın bir sorunu.

1890’larda menarş ( adet görülme zamanı ) ve evlilik arasındaki süre yedi yıl iken, bu süre günümüzde iki katına çıkmış görünüyor. Bu dönemin uzun sürmesi bedenle ilgilenmeyi arttırmışdır.

Ergenlik dönemindeki kişilerin beden ile ilgili bazı ortak bakış açıları bulunur. Çevreden sosyal onay beklentisi…
Dışarıdan bakan göze iyi görünme çabası…
Görüntü ile ilgili takılmalara hassasiyet…
Beden ile ilgili hoşnutsuzluk…

Kırklı yaşlara kadar bu hassas dönemin sürebiliyor. Bu takılmalar bazen o denli ruhsal sorunlara neden olur ki, bireyin sosyal ve okul hayatı dahi etkilenir.

Hafif düzeyde kepçe kulakları nedeni ile alay edilen ve buna bağlı okula gitmeyen, dikkati sürekli kulaklarında bir genç kız hatırlıyorum. Kepçe kulak estetiğinden sonra bedeni ile barışması ve sonra okul başarısının yükselmesi beden estetiğinin psikoterapi işlevi gördüğünün iyi bir kanıtıdır. Estetik cerrahi sadece bedeni düzeltmez, psikolojiyi ve dolayısıyla sağlığı da düzeltir.

Şişeye konan mesaj: İnsan bedeni ruhun tapınağıdır.

76

Hale etkisi, burun ve estetik

Çekicilik önemli bir özellik…
Güzelliğin daha üzerinde bir kavram ve gücü daha fazla.
Çekiciliği ayın etrafında haleye benzetebiliriz.
Ayın halesi milyonlarca minik buz kristalinin mercek görevi görmesi ile ortaya çıkan bir doğa olayı.
Hale ayı oldukça çekici kılar.
Çekiciliği resimde belirtmenin belki de en yaratıcı yolu haledir.
Özellikle ikonografi olarak bilinen din temalı sanatta kadın figürlerinin çevresine yerleştirilen hale yorumlarını hatırlayalım.
Tasvir edilen kadına erdemli etiketini de yerleştirir. Bir anda dış güzellik iç güzellik ile taçlandırılır. Çekicilik ortaya çıkar.
Bu yorumlar gerçek yaşamla da paralel bir içerik taşır.
Çekici olan kişilerin etrafında gözle görmediğimiz fakat hissettiğimiz bir hale oluşur.
Sosyal bilimler literatürüne hale etkisi olarak geçen konu kısmen bu anlatılanlar ile bağlantılı.
Hale etkisi ilk izlenimde oldukça önemli.
İlk izlenim ise sosyal iletişimde çok önemli.
Hale etkisi ile bir kişi hakkında varılan yargı başka alanlarda da geçerli oluyor. Güzel ise iyi kalpli de olması ya da çalışkan ise dürüst olması gerektiği gibi.
Bunun tersi de doğru. Ters hale etkisi gibi. Bir beden özelliğiniz sizi itici kılabilir. İtici olmak çirkin olmaktan daha kötü bir özellik.
Burun özellikle yüzdeki merkezi konumu ile çok önemli. Çirkin burun ne yazık ki çirkin başka bir uzva göre daha fazla ters hale etkisine sahip. En önemli şartlandırmalardan birisi masallarda geçen çirkin ve iri burunlu cadı tiplemeleri. Ters hale etkisi ile çirkin ve hemen arkasından öyleyse kötü önyargısı sıralanıverir.

Şişeye konan mesaj: Kusurlarınızı size söyleyebilecek arkadaş bulun. Boileau.

77
Clark Kent, alter ego ve estetik

Alter ego…
İçimizdeki ikinci ben.
Bazen kişinin olmasını istediği fakat olamadığı kişilik.
Bazen ise olmasını istemediği fakat şartların dönüşüme zorladığı kişilik.
Özellikle benliğin zayıfladığı dönemlerde ve özellikle dürtüleri yeterince kontrol alamadığında dönüşümün yaşanması kaçınılmaz.
“İnsan aya benzer. Her zaman göstermediği karanlık bir yüzü vardır,” özlü söz alter egonun farklı nuanslarına atıf yapar.
Gizli kimliklerin sinonimi gibi.
Clark Kent’İn alter egosu süpermen’dir.
Metropolis kentinde dikkat çekmeden kendi haline bir yaşam sürdüren pasif ve içe dönük karakter birinin tehlike altında olduğunu farkettiği an değişmeye başlar. Gömleğini hızla açma klişesi ve aradan görünen “S” amblemi ile günlük giysilerini hızla çıkarır. Supermen giysileri içinde sahneye Clark Kent’in alter egosu olan Süpermen çıkar.
Gotham city’ de yaşayan milyoner playboy Bruce Wayne’nin alter egosu ise Batman’dir. Bu zengin işadamı ailesinden kalan servet ile şatosunda rahat bir hayat surer. Tehlike altında birilerini farkettiği zaman yarasa giysilerine bürünür ve sahneye Bruce Wayne’nin alter egosu olan Batman çıkar.
İçe kapanık fizikçi Bruce Banner’ın alter egosu ise Hulk’dır. Öfkelendiği zaman değişim başlar ve yeşil bir deve dönüşür.
Aslında en klasik örnek Doktor Jekyll ve Mr Hyde ikilisidir. Burada alter ego uçlarda davranışlar sergiler. Burada ki değişimi ise bir iksir başlatır.
Bütün bunlar bilim kurgu dünyasının örnekleri. Günümüzde öyle bir ortam var ki alter egonun ortaya çıkması için en iyi zemini hazırlar: Sanal alem.
İnternet ortamında alter egolarını farklı kimliklerle ortaya çıkaran sayısız kişi var. .
Mevlana şöyle diyor “ Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” Bu yoruma bir de diğer taraftan bakarsak, gerçekten beden ile psikolojik durumun uyumu mutluluk için temel şart.
Eski bir hint özdeyişinde ise insanın elde edeceği en büyük başarının kendi bedeni içerisinde huzurlu olabilmeyi başarması olduğu söylenir. Huzursuz ruhun bir nedeni uyumsuz bedendir. Bunu sadece bedenin çirkinliği ile sınırlamamak gerekir. İhtiraslı bir ruh sıradan bir bedende rahat edemez. Bu da diğer türlü bir mutsuzluk nedenidir.

.
Şişeye konan mesaj: Bazen bedeniniz sizden daha akılldır.

78

Bronz ten estetiği ve trajediye dönüşen güzellik

Arzu edilen ten rengininin zaman içindeki değişimi bir başka deyişle kültürel tarihi gerçekten çok şaşırtıcıdır. Bir zamanlar alt sınıfın deri rengi olarak düşünülen güneş yanığı rengi nasıl oldu da estetik değerler arasına girdi? Bir zamanların elit deri rengi olan beyazlık neden sıradan ve vasıfsız bir konuma düştü ?
1920’ lerde, gerçek bir stil ikonu olan Fransız Coco Channel’in tatilinden bronz ten ile dönmesi hikayenin başlangıcını oluşturuyordu. Kadınların korselerden kurtulup bedenlerini açığa çıkarmaya başladıkları bir dönemde bronz ten özgürleşmenin sembollerinden birisi olmuştu. Bedenlerini özgürleştirme sürecine girmiş kadınlar yeni bir aksesuar buldular.
Veremden etkilenen Avrupa’nın güneşin yararlarını keşfetmesi ile birlikte güneş terapisinin bu sürece eklenmesi bu sembolü daha da güçlendirdi. Bronz beden hem özgür hem de sağlıklı bir bedendi. Bikinilerin modaya girmesi, filmlerde havuz çevresinde ya da deniz kıyısında görülen Kaliforniya imajlı bedenler ve bronz teni konu alan reklamlar bronz tenin tahtını güçlendirdi.
Kadınların beyaz kalmak için şemsiyeler, büyük şapkalar, uzun elbiseler, pudralar, kurşunlu ya da arsenikli kremler ile sergiledikleri çabalar bu kez bronzlaşmak ya da bronz kalmak için yapılıyordu.
Bir zamanlar evlenilecek kadını seçerken süt rengi beyazlık aranırken, günümüzde düğün töreni öncesi bronzlaşmanın düğün hazırlığı içinde yer almaya başlaması değişimin radikalliğinin bir başka göstergesidir.
Günümüzde estetik bir değer olan bronz ten yakın geçmişte statü sembolü bile olmuştu. Bronz ten, kışın kayak yapabilecek yazın ise güneşlenebilecek kadar varlıklı bir profile işaret ediyordu. Günümüzde ise tabana yayılmış görünüyor. Bronz teni elde etmek daha kolay ve ucuz. Sosyal statüsünü kaybeden bronz ten bir başka statüsünü güçlendirmeye başladı: estetik değer.
Yoksulara, alt sınıfa ya da işcilere özgü bir renk büyük bir endüstri doğurmuştu. Ne var ki sorunları da beraberinde getirmeye başladı. Çok önemli bir erken yaşlanma sorunu olan elastosis.Güneşlenmenin onlarca yıl sonra ortaya çıkardığı bu sorun deri altı dokusunda yer alan liflerin yapısını radikal olarak değiştiriyor.
Bronz ten tutkusu peşinde yazlarını adalarda geçiren bir bayanı hatırlıyorum. Erken yaşlanma sorunu ile karşı karşıyaydı.” Geçmişte insanlar başlarını çevirip bana bakardı. O etkiyi geri istiyorum.” sözleri trajediye dönüşen güzelliği akla getiriyordu.

Şişeye konan mesaj: Hayal kırıklığına uğrayabildiğiniz sürece gençsiniz demektir.

79

İllüzyon, estetik ve yara izi

Yaşam bir illüzyondur. Sadece görme algımıza dayalı yaşıyorsak aslında aldatıcı bir algıya göre yaşıyoruz demektir. Algılarımızın çoğu rutin yaşam için yeterli olsa da gerçek anlmada yeterli değildir. Görme algımız ve bununla bağlantılı beynin ilgili bölümleri dışında geçmiş deneyimlerimiz, arzu ve isteklerimiz illüzyonların oluşumunda etkilidir. Ancak burada yargı ve algı hatalarını birbirinden ayırmalıyız. Karşıdan gelen aracın bize olan mesafesinde yanılırsak bu yargı hatasıdır. Yeşil zeminde beyaz bir parçayı pembe algılamamız ise algı hatasıdır.

Çizgiler, alanlar ya da kütleler onların gerçek fizik boyutunda algılanmaz. Parlak bir cisim aynı fizik boyutlardaki karanlık bir objeden daha geniş görünür. Ancak olmayan bir şeyi görme,duyma olarak tanımlayabileceğimiz halusinasyondan bunu ayırt etmeliyiz. Dikey çizgi aynı boydaki yatay çizgiden daha uzun görünür.

Bütün bu algı ve yargı sorunları moda, mimari, savaş ya da sanatta sıklıkla kullanılır. Hatta estetik amaçlı kullanımlar da vadır. En tipik örneği belkide yara izleri. Tamamen yok edilemeyen yara izlerinin düzensiz çizgiler haline getirilmesi durumunda farkedilirliği azalır. Varlığı devam eden bir sorunun gözle görünmemesi durumunda sorun olmaktan çıkması çelişkisi ilginçtir.

Şişeye konan mesaj: Görme aldatıcıdır.

80

Frida Kahlo’nun kaş estetiği

İnişli çıkışlı ve bol acılı bir yaşam…
Çocuk felci sonucu tek bacağı özürlü fakat çekici bir kadın…
Meksikalı Michalangelo olarak bilinen Rivera ile evlilik…
Rus devriminin liderlerinden Troçki ile yasak aşk…
Picasso’ya bile biz onun gibi yüz çizemiyoruz dedirtecek ustalıkta bir ressam…
Geçirdiği önemli bir kazadan sonra yatağa mahkum kalan fakat tavandaki aynaya bakarak otoportreler yapan farklı bir kadın…

Bütün bu ayrıntılar Frida Kahlo ile ilgili. Ancak Frida Kahlo dendiği zaman evrensel olarak akıllarda canlanan ilk özelliği yekpare kaşıdır. Bunun nedeni hakkında yapılabilecek açıklama bu durumun aykırılığı ile ilgili olabilir. Özellikle o dönemin güzellik ideallerine olan aykırılık.
Bayanların uzun yıllar boyunca yok etmeye uğraştıkları kaşlarla ilgili eğilimler değişmeye başladı. Artık daha doğal, kalın ve daha az kavisli kaş trendi gündemde. Bir dönem bu tipin temsilcisi olan Brooke Shields’in kalın ve gür kaşlarının taşralı ve erkeksi hava verdiği unutulmaya başlandı.
Bu eğilim yekpare kaşa kadar gider mi bilinmez. Yine de basitce beğeniler değişiyor diyebileceğimiz bir durum da değil. Tarihin her dönemi kendi güzellik standartlarına sahip. Hatta güzel kabul edilmeyenlerin şeylerin bile standartları var.
Bizdeki erkek temsilcisi ise Recep İvedik.. Bu karakter ile kalın ve yakpare kaş ülkedeki yükselen değer olan lümpenin bedensel sembolü gibidir.

Aslında kaşlar kişinin psikolojik durumunu hızla göstermede çok etkili yapılar. Bu nedenle kötü şekil verilmiş kaşlar kişiyi sürekli şaşkın, sürekli mutsuz ya da sürekli garip bir ifadeye mahkum edebilir. Kaşlar yüz ile yapılan sözsüz (nonverbal) iletişimin önemli unsurlarından birisi. Çok bildik şaşkınlık ya da kızgınlık mimiği yanısıra, kaş içinin ani tepkiyle kalkması OOOOO-hayır cümlesini vurgulanmasını sağlarken, aniden tanıdığımız kişileri görünce ani yukarı doğru kaş hareketi onları gördüğümüze sevindiğimizin bir vurgusu gibidir. Hatta tek kaşın aniden yukarı hareketi şüphe duygusunu ifade etmenin çok özelleşmiş bir şekli.

Şişeye konan mesaj: Güzellik gizli doğa kanunlarının manifestasyonudur. ( Goethe)

81
İkarus olmak ya da olmamak

İkarus’un öyküsü şöyle:
“ İkarus ve çok yetenekli bir usta olan babası, kral Minos tarafından Girit adasına hapsedilir. Babası Kral için Minoatur’un ( yarı insan yarı boğa bir canlı) hapsedileceği bir labirent yapmış fakat labirentin sırrrını da tutamamıştır. Babası kaçmaları için balmumu ile yapıştırılmış tüyden kanatlar yapar. Oğlunu çok yükselirse güneşin ısısı nedeniyle kanatların eriyeceği, çok alçalırsa da denizin neminden kanatların etkileneceği konusunda uyarır. Ne yazık ki özgürlüğün büyüsü ile söylenenleri unutan İkarus güneşe çok yaklaşır. Tüyleri tutan balmumu erir ve İkarus Ege denizinin derinliklerinde kaybolur.”

İkarus olmak ya da olmamak…
İkarus olmak, ne olursa olsun özgürlük için çabalamaktır.
İkarus olmak bilginin peşinde koşmaktır.
Bu arada…
İkarus olmamak için aşırı uçlarda dolaşmamak, sınırlarımızı bilmek,
İkarus olmamak için deneyimlilerin öğütlerine kulak vermek,
İkarus olmamak için özgürlük sarhoşu olmamak gerekir.
İkarus’un öyküsü öyle bir öykü ki yaşamın her alanına uygulanabilir.
Kişisel olarak özellikle sınırları bilmek ya da göstermek konusunda İkarus’u hatırlarım. Medya tarafından gerçeklerin ötesinde estetik ideallere sahip olan kişilerin bu öyküden alacağı çok ders var.

Şişeye konan mesaj: Yaşam akıllılar için bir rüya, aptallar için bir oyun, zenginler için bir komedi ve yoksullar için bir trajedidir.( Aleichem)

82

Gerard Depardieu, burun estetiği ve stigma

Ünlü Fransız aktör Gerard Depardieu yıllar önce Cyrano de Bergerac karakterini beyaz perdeye taşımıştı. Büyük burnun evrensel temsilcisi olan Cyrano de Bergerac aslında gerçek bir karakterdir. Büyük burnu nedeniyle hiçbir kadının onu sevmeyeceğini düşünürken, cesareti ve dizelerini ön plana çıkararak durumu telafi etmiştir. Büyük burunlu, romantik, edebiyata ve düelloya düşkün renkli bir karakter.
“Büyük burun espirili, dost canlısı, nazik, cömert ve özgür adamın göstergesidir,” şeklindeki sözleri estetik cerrahinin olmadığı bir dönemde ego güçlendirici nitelikte değerlendirilebilir.
Özellikle fazla alkol alanlarda damarlanmanın artması ile burnun büyüdüğü bir gerçek. Rinofima olarak bilinen büyük kırmızı burun Fransızların şarap tutkusunu da hatırlatır. Bu açıdan bakıldığı zaman büyük kırmızı burunlar ve içki sohbetlerini birarada düşünürsek yukarıdaki sözler fazlaca havada kalmaz. Yine de büyük kırmızı bir burun yapısının stigma taşıdığı kesin: alkol düşkünü.
Bu evrensel karakterin bize verdiği başka ipuçları vardır. Fiziksel özelliklerimiz sadece güzellik, cinsiyet ya da yaş ayrımlarına götürmez. Genel anlamda ırksal özellikler yanında etnik ya da bölgesel özellikleri de yansıtır. Bu noktada farklı istekler doğmaya başlar. Uzakdoğulunun oryantal göz kapaklarını batılılara benzetme çabasında olduğu gibi, ait olduğu etnik kimlik yerine daha popüler başka bir gruba ait olma istekleri bunlardan birisidir. Sosyal baskılar nedeniyle etnik kimlikten ya da bölgesel kimlikten uzaklaşma çabası da üstte belirttiğim noktada doğan başka bir eğilimdir.
Bütün bu konuyu bize indirgersek büyük burnun Karadenizliliği çağrıştırdığını hepimiz biliriz. Bu burun tipinin temel özelliği büyüklük olsa da aslında kemerli yapısı ve düşük burun ucu belirleyici unsurlarıdır.
Bir bayan hatırlıyorum. Burun estetiği talebinin arkasında sadece büyük ve kemerli burnunu daha güzel bir hale getirme enerjisi değil, sosyal baskıdan kurtulma çabası da yatıyordu. Egeli olan birisine Karadenizlimisin ? sorgulaması yanında “laz burunlu” tanımlamasının yarattığı gerginlik fiziksel değişime zorlamıştı. Sadece güzelleştirici değil, gerginlik ve baskıyı yok edecek cerrahi peşindeydi.

Şişeye konan mesaj: İçgüdü aklın burnudur.

83

Sağlık için estetik

Gençleşmek isteyen fakat etrafında olup biten acılar nedeniyle eksi-artı çatışması içinde bir bayan hatırlıyorum. Bir taraftan yaşlanma korkusu diğer taraftan bunu hakediyormuyum sorgulaması Zihninde ki çatışmaya biraz daha ayrıntılı bakınca estetik cerrahiyi tanımlama şeklinde ciddi sorunlar olduğunu farkettim. Ne yazık ki toplumun geneline hakim olan “keyif amaçlı” konumunda sorun vardı. Göz kapaklarını ağırlaştırmış torbalar, sırtına sürekli yük veren sarkmış ve ağır memeler, bacaklarının birbirine sürtmesine yol açan ve rahat hareket etmesini engelleyen bacak içi fazlalıkları sorunlarından bazılarıydı. Onu rahatlatmak ve doğruları paylaşmak istemiştim.
Dünya sağlık örgütü sağlığı fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak tam olma hali olarak tanımlıyor. Görüntümüz bu üç başlığın hepsinde yer alacal kadar önemli.
Görüntünün zihinsel ve sosyal etkileri aslında oldukça açık. Tam bilinmeyen ise sağlık için estetik kavramı. Alanımızı tanımlarken kullanılan fakat zaman içinde ayrı bir dalmış izlenimi veren rekonstrüksiyon ..Gillies rekonstrüktif cerrahiyi normale dönme girişimi, estetik cerrahiyi ise normali geçme girişimi olarak bahseder. Özellikle birinci dünya savaşı sırasında rekonstrüktif cerrahinin savaş sonrası ise estetik cerrahinin gelişimi ilginçtir.
Çoğu zaman estetik ve rekonstrüksiyon bir aradadır, içiçe geçmiş gibidir. Göz kapağı estetiğinde fazla derinin alınması kişinin görüş alanını rahatlatır. Akşama doğru göz kapağı yorgunluğunu azaltır. Estetik fonksiyonu arttırmıştır. Bir başka deyişle estetik sağlık için olmuştur. Meme küçültme ameliyatı estetik kabul edilse de sadece fonksiyonel kaygılarla bu işleme karar veren hasta sayısı azımsanmayacak düzeydedir.Ya da tersi olarak estetik kaygılarla ameliyat olmasına rağmen fonksiyonel ikincil yararlar elde eden çok sayıda hasta vardır.

Şişeye konan mesaj: Yararsız bir yaşam erken ölümdür. Goethe.

84

Kimera kadınlar ve meme estetiği

Antalya sınırları içerisinde bulunan Olimpos’un kuzeyinde kalan Çıralı olarak bilinen bölge ilginç bir mitolojik öyküyle bağlantılıdır: Kimera’nın öyküsü
Aslan, keçi ve yılandan oluşan bu yaratığın farklı tanımlamaları var. Yılan kuyruklu sırtından keçi başı çıkan ve ağzından ateş fışkırtan aslan tanımlaması benim ilham aldığım Kimera türü.
Bellerophon tarafından kanatlı atı Pegasus yardımıyla öldürülen bu yaratığın ağzından çıkan ateşi yanartaş olarak bilinen yerde görmek mümkün.
Popüler kültürden bilime kadar pek çok alanda ilham kaynağı olmuş Kimerayı bir tür insan bedenini tanımlamak için kullanmayı tercih ediyorum. Bedeni oluşturan yapılar arasında aşırı kontrast bulunduran kadınlar Kimera kadınlar olarak aramızda dolaşıyor.
Yirmili yaşlarda çocuksu yüz ve naif bir bedene sahip bir bayanı hatırlıyorum. Büyük ve sarkmış memeleriyle bedeninin geri kalanı arasındaki çelişki Kimera kadar rahatsız ediciydi. Yaş kontrastı, anlam kontrastı ve boyut kontrastı Kimera’ da var olan kontrastlar kadar belirgindi. Aslında hoşnutsuzluğunun arkasında yatan bedeninde oluşmuş çelişkilerdi.
Yaşlı-genç, kadın-çocuk ve büyük-küçük kontrastları.
Benzer rahatsızlıkları bir başka deyişle Kimera bedenleri ergenlik döneminde görürüz. Çocuk ruh birden gelişen kadın memelerini taşımaya başlar. Ruh ve beden arasında oluşan derin çelişki rahatsız edicidir.
Bedendeki bazı kontrastlar çekicilik için gerekli olabiliyor ve kişiyi özgünleştiriyor. Kimerik kontrastlar ise hem o beden içinde bulunan ruhu rahatsız eder hem de izleyen gözleri.

Şişeye konan mesaj: Kendisiyle uyum içinde yaşayan evrenle uyum içinde yaşar. ( Aurelius)

85

Unutuş nehri (Lethe) ve geçmişi unutma estetiği

Kepimizin geçmişe ait unutmak istediğimiz anıları vardır. Bazen bu anılar o denli yoğun olur ki kişinin profesyonel yaşamını ya da ilişkilerini etkiler. Bu konuda sayısız öneri var. “Ağlayacak bir omuz bulun,” önerisi kötü anıların güvenilir birisiyle paylaşılması ve anlatılmasının iyi bir çözüm olduğunun en kestirme ifadesi. Gerçekten böyle bir paylaşım sorunların kar topu etkisi ile büyümesini engellediği gibi geçmişle yüzleşme fırsatını da verebilir.
Geçmişle ilgili kötü anılar bir uyaran ile hızla ortaya çıkabiliyor. Uyaranlar ise oldukça çeşitli. Bazen bir koku bazen ise bir ses uyaran olabiliyor. Bazı anılardan ise kolay değil. Unutuş nehrinin suyundan içmenin çözüm olabileceği kadar zor olanlar da var.
Mitolojide yeraltı dünyasında akan nehirlerden birisi olan Unutuş nehri ya da Lethe mitolojik düzeyde bir çözüm sunabilir. Bu nehrin suyundan içenlerin fani hayata dair her şeyi unuttukları söylenir.
Kötü anıları çağıran uyaranlarda belki de en kötüsü kişinin kendi bedeni üzerinde taşıdıklarıdır. Sürekli sizinle beraber olan bu semboller her an için kötü anıları çağırmaya hazır bekler.
Estetik cerrahi her ne kadar güzelleşme işi kategorisinde anılsa da günümüzde anlamı çok değişti. Geçmişi ile ilgili kötü anıları unutmak için ya da geçmişini unutup yeniden başlamak isteyenler için bazı fırsatlar sunabiliyor. Belki de en sık rastladığım yara izlerinden kurtulma çabası. Kötü bir kazanın anısı olarak yüzde ya da bedende kalan yara izi o kötü ve travmatik anları her zaman hatırlatır. Kişi tam unutmaya başlasa yara izini gören birisi geçmişi hatırlatıcı sorular sorar. Yüzdeki akne izleri sıkıntılı, fırtınalı ve depresif ergenlik döneminin hatırlatıcı sembolleridir. Her yerde kişiyi takip eden kötü anılar gibidir.
Belki de karşılaştığım en dramatik olanı burun, dudak ve kaş estetiği ile yüzünü değiştirmek isteyen bir telekızın öyküsüydü. Geçmişi unutup evlenmek istiyor ve geçmişle ilgili en önemli bağını oluşturan yüzüyle ilgili hoşlanmadığı bölgeleri görmek istemiyordu. Bir kez daha farkettim ki estetik cerrahi aslında psikoestetik cerrahiydi.
Şişeye konan mesaj: Delilik çok büyük acıların Lethe’sidir. ( Schopenhauer)

86

Burun estetiği, nefes ve öpüşme

Burun yüzün merkezinde olan yapısıyla görüntü için çok önemli olan bir organ. Burnu eşsiz hale getiren özelliklerden birisi ise beden ve sağlığı ile ilgili bağlantılarıdır.

Yeni Zelenda’da yaşayan Maoriler burunları birbirine bastırarak selamlaşırlar. Hongi olarak bilinen bu selamlaşma türünde yaşam nefesi birbirine karışır ve değiştirilir. Eskimolarda da benzer bir gelenek var. Kunik olarak adlandırılan öpüşme tarzında, burun ve üst dudak sevilen kişinin saçına ya da derisine bastırlıp derin nefes alınır.

Burnunun tıkalı olması nedeniyle erkek arkadaşıyla rahat öpüşemediğini, boğulacakmış gibi olduğunu söyleyen bir bayan hatırlıyorum. Burnun ne kadar inanılmaz bir yapı olduğunu bildiğim halde öpüşme gibi bir eylemin dahi sağlıklı bir burun olmadan yapılamadığını düşünmemiştim. Bayanı bir burun estetiğine yönlendiren enerji sadece şekil bozukluğu değildi.

Burun soluğu sağlık için temel bir koşul. Çoğu insan daha sağlıklı bir yaşam için mucizevî ilaçlar ya da yöntemler peşinde koşuyor. İronik olan ise en sihirli yöntem kendi ellerinde ve sağlam ise ücret ödemelerine de gerek yok.

Burun ile ilgili en ilginç özelliklerden birisi belki de beyin ile olan bağlantısı. Her bir burun deliği beynin karşı tarafından sinir alır. Değişimli burun deliği nefes tekniği olan pranayama’nın hafızayı arttırdığı hatta kavrama gücünü arttırdığı ile ilgili bilimsel çalışmalar vardır. Burun döngüsü bilimsel olarak da ispatlanmıştır. Bir burun pasajı kanla şişer ve hava akımını azaltır. Diğer pasaj ise kasılır, direnci azaltır ve akımı arttırır. Bu durum 3-4 saat sürer ve zirve yaptığı noktada tamamen tıkanır. Bu tür bir döngünün iki beyin yarım küresi arasında dengeyi sağladığı düşünülüyor.

Burun nefesinin bir parçası olan eşsiz bir diğer yapı var: Diyafram.

Diyafram göğüs kafesi ve karın arasını ayıran güçlü bir kas. Karın organlarına devamlı baskı ile karaciğer, safra kesesi, bağırsaklar ve diğer iç organlarımızın çalışması üzerinde çok olumlu etkilere sahip. İlginç olan nokta diyafram nefesi ile doğmamız. Bir başka deyişle doğru nefes tekniğini bilerek doğuyoruz. Ne yazık ki stres başta olmak üzere, aşırı dolu mide ve benzeri sorunlar ile bu doğal akış bozuluyor.

Şişeye konan mesaj: Nefes al. Tanrı sana yaklaşır. Nefesini tut. Tanrı seninle kalır. Nefes ver. Sen Tanrıya yaklaşırsın. Nefesini tut. Tanrı seni kuşatır. ( Krishnamacharya )

87

Kriz dönemleri ve estetik
Boşanma sonrası estetik için başvuruların arttığını farkediyorum. Genellikle korktuğum bir dönemdir. Yaşanan duygusal krizlere işlemlerin stresi eklendiği zaman beklenmedik sorunlarla karşı karşıya kalırız. Boşanma sonrası meme büyütme amacıyla başvuran bir bayanı hatırlıyorum. Konuşma sırasında duygusal kırıklığı hemen farkediliyordu. İstenilen taleplerin altında yatan güdüyü arayıp bulmak isterim. Bu güdü işlemin planlanması içinde önemlidir. Aynı zamanda yaptığım iş, bireyselleştirip öyküsel bir tat da kazandırıyordu.
Ayrıldığı eşinin internette dolaştığı siteleri incelediğini sürekli olarak big breast anahtar kelimesi ile büyük göğüslü kadınları incelediğini söyledi. Ayrıldığı eşinin arzularına yönelik bir işlemde bulunması onu tekrar kazanma arzusu mu yoksa…..
İşlemden bir ay geçmişti. Benim yönlendirmem ile burun estetiğini de eklediğimiz operasyon sonrası görüntüsü oldukça etkileyiciydi. Özgüveni gelmişti. Söylediği şeyler karşısında yeni bir şey farketmemin heyecanını gizleyemedim.
“ Estetik operasyon sonrası yaşadığı fiziksel acılar duygusal acılarıma panzehir gibi geldi. Benim için psikoterapi gibiydi ve o günleri atlatmamda çok yardımcı oldu.” Bu benim öğrendiklerime tersti. “Duygusal kriz dönemleri estetik işlemler için uygun değildir” öğretisi ile uyuşmuyordu. Eşi tarafından beğenilmeyen küçük memeler yıllarca sıkıntı kayanağı oluşturmuş, geçmişin birikiminden kurtulmak istemişti. Memenin küçüklüğü giysi alırken, plajda ya da karşı cins ilişkilerinde hep sıkınıtıydı. Daha sı yakın zamanlarda benzer bir şeyle daha karşılaşmıştım. Evliliklerinde sorun yaşayan bir bayan eşinin televizyonda büyük memeli kadınlara ilgisini farketmiş ve slikon meme protezi istemişti. Bu tür dışarıdan kaynaklanan güdülerle bedensel değişim yine duygusal çatışma dönemleriyle birlikte sıkıntı yaratacaktır yaklaşımı ile önce kabul etmedim. Sonra işlemini yaptım. Bir kaç ay sonra elinde ağaçtan yapılmış sedef işlemeli bir kutu ve içine el yapımı çikulata ile teşekküre geldi. Hoş bir çift meme için teşekkür edeceğini zannettim. Bana “ Çok teşekkür ederim. Evliliğimi tazledim. Artık eşim bana bir başka sarılıyor.” Sözleri karşısında kesinlikle emindim. Yaptığım iş salt estetik değildi. Psikoestetik cerrahiydi…

Şişeye konan mesaj. Bir kadın göründüğünden daha yaşlı değildir. Fransız özdeyişi.

88

Kavislerin estetiği

Yağlarından kurtulmak için görüşmeye gelen orta yaşlarda bir bayan hatırlıyorum. Geniş basenlerinin vermiş olduğu bıkkınlıktan olacak eliyle basenlerinin dümdüz olmasını istediğini anlattı. Daha önceleri de defalarca duyduğum ve defalarca doğrusunu anlatmaya çalıştığım konu yine karşımdaydı.
Kavisler…
Bazı eski filmlerde rastladığımız bir jest var. Bıçkın adam seksi bir kadını tanımlamak için eliyle kum saati hareketi yapar. Bu hareketle tanımlanan bayandaki kavisler ve kum saati beden vurgulanır.
Bu jestin kökeni büyük ihtimalle Christien Dior’a kadar gidiyor. 1950’ler de Marilyn Monroe’nun güçlendirdiği kum saati ikonu bir başka deyimle kavisli, balık eti vurgusu bu jesti güçlendirmiş olmalı.
Bu jestin son zamanla kullanıldığını görmedim. Görülmemesi aslında oldukça anlamlı ve değişen güzellik bakış açılarına da ip ucu oluşturuyor.
Özelikle zayıflığın bir değer olarak öne çıktığı ve sporla geometrisi değişmeye başlayan kadın bedenler bu jesti ortadan kaldırmış görünüyor.
Aslında kavisler bayan goemetrisinin temel yapısı. Kavisler insan gözüne en hoş görünen çizgilerdir. Yumuşak ve sanatsal eğrilerdir. Parabol, hiperbol ve elips kavis içeren geometrik şekillerden akla ilk gelenler arasında görünüyor. Bu tür bir geometri kadın bedeninin temel geometrisini oluştururken, seksiliği ve gençliği çağrıştırır.
Kavisler zihin için rahatlatıcı ve yatıştırıcıdır. Düz ve kesik çizgiler ise sert duygular uyandırır, daha erkeksidir ve gerginlik yaratır.
Bir bayandan duyduğum şu cümle hala aklımda. “ Kendimle oynamayı seviyorum. “
Özellikle kadınlar yüzyıllardır kendi bedenleri ile uğraşma eğiliminde olmuşlardır. Bedeni değiştirme ya da bazen bir beden parçasını vurgulama bazen olgunlaşmanın bir göstergesi bazen ise sosyal bir statü işareti olmuştur. Zürafa kadınlar ya da Çinlilerin zambak ayaklı kadınları bedenle uğraşmanın uç noktaları.
Bütün bu uğraşılarda çekici olma hedefi ön planda gözüküyor. Bu uğraşılarda bazı şeyler kazanılırken bu arada bedel de ödeniyor.
Modaya uyma çabaları beden şekillendirme trendlerini de yönlendiriyor.
Düşük bel veya dar basen tasarımlı pantolonlar muffin keke benzetilerek muffin karın olarak adlandırılan bir sorunu ortaya çıkarmıştır.
Stiletto yüksek topuklu ayakkabılar ise baldırlara dışarı çıkık şekilde belirginleştirip, abartılı bir kalça salınımına neden olurken başka bedeller ödetiyor. Sürekli kullanımda sırt, bacak ve ayak sorunları gibi.
Şişeye konan mesaj: Sağlıklı bir beden olmadan zihnimizi temiz tutamayız. ( Buda)
.

89

İnci küpeli kız ve estetiğe karşı olmak

İnci küpeli kız tablosuna on saniyeden fazla bakarsanız seyreden gözü yakalayıp tablonun içine çeker. Orada olup biteni kendi dünyanızda yaşamaya başlarsınız.
Açılmış gözler ve yarı açık dudaklarının oluşturduğu ifadesinin, odada bulunan ilgilendiği birisinin ona gereğinden fazla yaklaşması sonucu oluştuğunu düşünüyorum.
Kuzeyin Mona Lisa’sı olarak da bilinen inci küpeli kız tablosu bir başka açıdan da önemlidir. Bu tablo yaşantımızda estetik değerlerin ne kadar önemli olduğunun sanatsal bir sembolüdür.
Hollandalı Wijsbek’in bu konudaki görüşleri oldukça açıklayıcıdır.
“Kadınların nasıl göründüklerini önemsemedikleri bir dünya düşününün. Kadınların estetik değerlere ilgisiz kaldığı bir dünya. İnci küpeli kızın bakışı ya da Mona Lisa’nın gülümsemesi…Şiirler, romantizm… Hiçbiri olmayacaktı. Sadece aşırı gerçekci bir dünya. “
Feminizmin en büyük söylemlerinden birisi olan kadının kendi bedeni üzerindeki kontrol hakkı bile kadının kendi bedenini, burnunu ya da memesini biçimlendirme hakkına dönüşmüş durumdadır.
Sürekli estetiğe karşı olduğunu söyleyen medyatik bir isim tanıyorum. Kendisine küçük estetik işlemler yapmaya ikna ettim. Mutlu bir şekilde giderek daha sık gelmeye başladı. Sonunda, başka ne yapabiliriz aşamasına geldi. Keyifli bir sohbet sırasında estetiğe karşı duruşunu hatırlattım. Estetiğin beden ve psikolojik sağlık için önemine tekrar vurgu yaparken, katı tutumunun anlamsızlığını hatırlatmak istedim.
Kahkalar atarak “ Ben hala karşıyım,” cevabını verdi.

Şişeye konan mesaj: “Doğayı gerçekten seversen güzelliği her yerde bulabilirsin.” Van Gogh.

90

Lady Godiva, burun estetiği ve beyaz yalanlar
13. yüzyılda ortaya çıkan Lady Godiva’nın Zengin bir ailenin kızı olan Godiva İngiltere’nin Mercia bölgesi kontu ile evlidir. Dindar ve yardımsever olan
Eşinin ağır vergi kurallarına isyan eder. Kont, Godiva’nın vergiyi indirme isteklerine karşı çıkar. Israrlar devam edince ondan çırılçıplak kasabada yürümesini ve Tanrının mucizelerini göstermesi şartını sunar. Godiva çıplak bir şekilde atla kenti boydan boya geçer ve eşi vergileri kaldırmaya razı olur.

Lady Godiva çıplak bedenini bir elbise gibi örten uzun saçları, atın bedeni ile kontrast oluşturan kar beyazı bacakları ile günümüze kadar gelecektir.

Lady Godiva zorbalığa baş kaldıran sadık kadının sembolü olur.

Öyküye zaman içinde röntgenci Tom karakteri eklenir. Bir terzi çırağı olan Tom’un bir delikten Godiva’yı gözlediği ve cezalandırılması da anlatılır. Bu eklenen bölüm Freud için ilham kaynağı olur. Exhibitionist ( gözetlenen,utanan, pasif, dişi obje) ve scopophiliac ( gözetleyen, aktif, cezalandırılan, eril obje) arasındaki psikolojik ve erotik tansiyonu anlatmak için kullanılır.

Godiva çikolatalarının logosu bile olur.

Öykü “Godiva kadınlar” tanımlamamda bana da ilham kaynağı oldu. Estetiğe karşı çıkan kocalarını ikna etmek için çabalayan kadınları bu şekilde adlandırıyorum.

Burun estetiği yaptırmak isteyen fakat eşinin şittedle karşı çıktığı bir bayan hatırlıyorum. Asıl sorununun nefes alamama olduğu ile ilgili beyaz yalanları bu durumun nasıl sağlığını etkilediğini ya da gelecekte etkileyeceği kurgusu ile eşini ikna etmesi ile Godiva kadın ünvanını almıştı.

Şişeye konan mesaj: Kadın doğulmaz, kadın olunur. (Simone de Beauvoir)

91

Mona Lisa’nın dudak estetiği

Leonardo’ nun ünlü eseri Mona Lisa’ya, tablonun sanat değerini tamamen bir kenara bırakıp günümüz estetik değerleri açısından baktığımız zaman hayal kırıklığına uğrarız. Geniş alnı, kenarları inmiş silik kaş yapısı, bozuk yüz ovali ve yüzünün içine gömülmüş hacimsiz dudakları ile oldukça sorunlu görünüyor.

Bütün bunlara rağmen bir özelliği var ki, kusurlarının göz ardı edilmesine neden oluyor. Gülümsemesi…

Mona Lisa’ya asıl duygu yükünü veren gülümsemesinin sırları üzerine yapılan bir çalışma da % 83 mutluluk, % 9 üzüntü, % 6 endişe ve % 2 oranında öfkenin gizlenmiş olduğunun belirlenmiştir.

Aslında bütün gülümsemeler güzeldir. J. Ray’in “Güzellik güçtür, gülümseme de onun kılıcı,” sözleri gülümsemenin yüz güzelliğindeki yerini özetler. Aslında bu sonuç göz ardı edilen bir başka konuyu da öne çıkartıyor. Yüzün anlamı ve duyguları…

Küçük oğlu ile yalnız yaşayan bir bayanla yaptığım görüşmeyi hatırlıyorum. Çocukların annelerinin her zaman daha genç kalmas
Yaşlanmanın etkileri yüzünde görünmeye başlamıştı. Nasıl bir sonuç beklentisinde olduğunu sorduğumda “ Oğlum gülümsediğim zaman ki yüzümü sevdiğini söylüyor. Benzer bir etki yaratarak gençleşme sağlayabilirmisiniz ? “ karşılığı benim için oldukça yeterliydi.

Gerçekten gülümsediğimiz zaman yüzümüzün oranları en ideal konumuna gelirler. Yaşlanmaya başlayan yüzde yüzün aşağı inmesi ile oluşan ifade yorgun, asık suratlı ya da düşük enerjili olarak tanımlanabilir. Ancak gülümseme kasları onları yukarı doğru kaldırabilir.

92
Romeo, Jüliet , aşk ışıltısı ve estetik

Aşkın gözü kördür denir. Bir başka deyişle aşık olan kişi çevreyi tam algılayamaz. Bu sadece aşık olan kişinin aklının karışık ya da dağınık olmasından değil, bilimsel bir gerçeğe de dayalıdır.
Aşık olan kişinin göz bebekleri büyür. Büyümüş göz bebeği çevrenin net görülmesini engeller. Bu konuda birbiri içine geçmiş ilginç gerçekler var. Göz bebeği büyümesi çevrenin net görülmesini engellerken, kişinin bakışına bir çekicilik verir. Özellikle bu nedenle aşık olan kişinin yüzünde farklı bir ışıldama mevcuttur. Karşıdan bakan gözü kolayca yakalar.
Romalılar bu durumu farketmiş ve bakış estetiğinde bu ayrıntıyı kullanmışlar. Göze damlatılan güzel kadın otu ( atropa bella-donna) ile göz bebeklerini büyütmüş ve daha çekici gözükmüşler. Hatta Kleopatra’nın bile bu yöntemi kullandığı bilinir.
Aşkın arketipi olan Romeo ve Jüliet hikayesindeki bazı sahneler bu ışıltıyı vurgular. Romeo, Jüliet için “ gecenin içinde gün ışığıdır,” der. Ona göre Jüliet “ doğudan yükselen güneştir,” “ gece parıldayan mücevherdir,” “ kara bulutlar arasında parlak bir melektir”. Her iki sevgili de birbirlerini göz kamaştıran ışık olarak görür ve parlak yıldızlara benzetirler.
Bir estetik işlemin sonucundaki değerlendirilmenin nasıl olması gerektiği ile modern bir çıkarım var. Tatilden dönmüş havasında, tazelenmiş ve dingin görüntü temel amaç olarak kabul edilir.
Bir bayan hatırlıyorum. Yapılan estetik işlemin asla belli olmaması ile ilgili tekrarlı talepleri vardı. İşlemlerden sonra kontrole geldiğinde özellikle çevresinin tepkisini sordum. Bir arkadaşının “ Çok iyi görünüyorsun, aşık mı oldun ?” tepkisi oldukça hoşuna gitmişti. İstediği sonucu alma yanında, aşkla birlikte anılmasının da kendisini keyiflendirdiğini hissettim.
Gerçekten yüzdeki ışıltı sağlık ve güzellik belirtisidir. Aşkta ise en üst düzeye varır. Yüzde aşk ışıltısını hedeflemek önümüzdeki günlerin trendi olacak gibi görünüyor.

Şişeye konan mesaj: Aşk bir ışıktır. (Nietzsche)

93
Lara Croft , meme fetişi ve estetiği

Meme fetişi özellikle bazı batı ve uzakdoğu ülkelerinde oldukça yaygın.
Tomb Raider isimli oyunun asıl karakteri olan Lara Croft büyük meme fetişinin bilgisayar oyunlarına yansımasıdır. Üstelik ilginç bir çelişki sunar. Büyük meme ile onca aksiyonu birarada yapar. Bu çelişki belkide karakterin popüler olmasını sağlamıştır.
Bilgisayar tuşları ile erkeğin hizmetinde olan Lara Croft erkek dünyası için çok çekicidir.
Memeye olan fetişel arzu meme estetiği talebini hızlandırmış görünüyor. Bu arada memenin farklı sunum şekilleri de ortaya çıkıyor.
Çok bilinen göğüs dekoltesi dışında batı argosunda “side boobs” olarak geçen ilginç bir meme estetiği kavramı var.
Memenin yan yuvarlağının tam bir profile kadar uzanan bir yelpazede gözükme biçimi bu şekilde anılıyor.
Sütyensiz bir bayanın kolsuz gevşek t-shirt giymesi bu görüntüyü vermek için en ideal.
Özellikle bazı Hollywood ünlüleri tarafından bu görüntü çok tercih ediliyor. Bir taraftan meme fetişine hitap ediyor, diğer taraftan merak uyandırıyor.
Özellikle kazara olmuş görüntüler iyi bir haber haline geliyor.
Ne var ki böyle bir modaya uyabilmek için de memenin dış yan bölümünün belirli ölçülerde olması gerekiyor.
Bu tür beden sergileme ya da giysi modalarının yayılması her zaman bulaşıcı bir şekilde olmuyor. Özellikle kültürlerin toplumsal baskı olmadan bedenlerini gösterme standartları aynı değil.
Bizim kültürümüzde batılı anlamda side boobs gösterisi yok denecek kadar az.

Şişeye konan mesaj: Kıyıyı gözden kaybetmeyi gözealmadan büyük okyanuslar keşfedilemez. ( Gide)

94

Themis ve Güzellikteki Adaletsizlik

Themis adaletin tanrıçası…
Gözleri bağlı bir şekilde bir elinde kılıç ve diğer elinde terazi taşıyan bakire tanrıça…
Terazi ile adaletin dengeli bir şekilde dağıtılmasını sembolize ederken, kılıcı ile adeletin keskinliğini, bağlı gözleri ile tarafsızlığı, bakireliği ile de bağımsızlığa atıfta bulunur.
O doğada ki yasaların koruyucusudur.
Ne var ki güzellik konusunda önemli bir adaletsizlik var.
Güzel olana karşı yapılan pozitif ayrımcılık her yerde…
Güzel olan daha kolay iş buluyor, daha kolay eş bulma şansları var, kariyerde daha hızlı yükselebiliyor, zor durumda oldukları zaman güzele yardım daha kolay ve hatta mahkeme tarafından verilen cezalar güzel olana karşı daha az.
Bütün bu ayrımcılıklar kanıtlanmış durumda…
Güzellik güçtür.
Aristo, güzelliğin hehangi bir referans mektubundan daha önemli bir tavsiye olduğunu söylemiş. Binlerce yıl sonra bile değişen bir şey yok.
Bu durum asla değişmeyecek. Bir bebek bile güzel olanı tercih ediyor. Bu tercih genlerimize işlenmiş durumda.
En ilgi çekici öykülerden birisi antik Greklere aittir. Öyküye göre dönemin ünlü fahişelerinden Phryne ölüm cezasına çarptırılır. Aynı zamanda sevgilisi olan avukatı ceza duyurulmadan önce Phryne’nin elbisesini yırtar. Ortaya çıkan formun güzelliği karşısında mahkeme heyeti çok etkilenir ve onu affeder.
Yeterince güzel olmayanlar yaşam koşusuna daha geriden başlıyorlar.
Themis güzellikteki adaletsizliği farketmiş olacak ki estetik cerrahiyi ortaya çıkardı. Güzellikteki adeletsizliği azaltacak ya da yok edecek çözümler artık var.
Şişeye konan mesaj: En güzel olan kişinin sevdiğidir. ( Sappho)

95

Burun estetiği ve Pinokyo

Bir kukla olarak doğan ve insan olma çabası içerisindeki Pinokyo’nun masalı ilham vericidir. Pinokyo ateşe çok yakın uyurken, odun ayağı alev alınca bedeninin farklı olduğunu anlar. Çalışmanın değerinin anlaması için eşeğe dönüşmesi gerekecektir. Burnu uzadığı zaman yalan söylemenin kötü olduğunu farkeder.

Pinokyo masalı yazıldığı dönemden bu yana insanları etkilemeye devam ediyor. Her döneme göre yeniden yorumlanırken, postmodern versiyonu “yapay zeka” filminde insan olmayan çalışan robot çocuk David olarak karşımız çıkar.

Pinokyo masalı gerçek bir bir metefor kaynağıdır.

Pinokyo burnuna sahip bir bayan hatırlıyorum. Yaptırdığı başarısız estetik operasyon lar sonrasında sırt kısmı olmayan uzun bir uçtan ibaretmiş gibi duran burnu ve öyküsü ile Pinokyo masalı arasında şaşırtıcı benzerlikler vardı.

“ Sadece daha iyi bir burna ve yüz sahip olmak istiyordum başıma neler geldi,” cümlesiyle konuşmaya başlamıştı. Sadece burnu ile Pinokyo’ya benzemiyor, masaldaki insan bedenine sahip olma çabasında olan ve bu idealin peşinde koşarken yaşadığı talihsizlikler ile de Pinokyoydu. Doğru dürüst araştırmadan rastgele ve sadece ani dürtüler ile bedenini değiştirmeye çalışması ile irade ve dürtüleri arasında sıkışıp kalan ve sıklıkla dürtülerine boyun eğip pişmanlıklar yaşayan Pinokyo ile çok benziyordu. Yaşadığı sıkıntılar ona çok şey öğretmişti ve artık peri annesine burnunu düzelttirme zamanı gelmişti.

Operasyondan sonra güzel bir burunla kontrole geldiği zaman ki rahatlamış yüzü ve ruh hali dikkatimi çekti. Kontrol edilemeyen ani dürtülerin ne denli zararlı olduğunu anlatırken kendimi masaldaki mavi peri gibi hissetmiştim.

Masaldaki Pinokyo’nun aslında arzu ettiği şey düzgün bir bedendir. Bu açıdan daha düzgün, göze hoş gelen ya da genç bir beden peşinde koşan modern zamanların insanlarının klasik temsilcisidir Pinokyo..

Şişeye konan mesaj: Tüm yaşam bir deneyimdir.

96

Lolita Estetiği
Lolita tanımlaması popüler kültüre ait evrensel sembollerden birisi.
Yaşına göre uygun olmayan feminen tavırlar içerisinde olan ergenlik dönemi kızlar için jenerik isim gibi kullanılıyor.
Kelimenin orjini Nabokov’un aynı adlı romanına dayansa da kalp biçimli gözlükler ile lolipop yalayan genç kız modeli popüler kültürdeki gerçek temsilcisi olmuştur.
Bedensel olarak olgunlaşmasına rağmen psikolojik yaşları henüz yeterli düzeyde olmayan bu kızların sayısı bizim ülkemizde de hızla artıyor.
Lolita ergenlik dönemindeki ortalama genç kız kavramından oldukça farklı. Yine de yaşadıkları dönemin bazı ortak özelliklerine sahipler. Bu dönemde bedendeki şekil bozuklukları ya da yolunda gitmeyen gelişim gerçekten fırtınalar yaratabilecek güce sahiptir.
Lolita estetiğinde bedensel deformasyonları giderme değil seksi genç kız modeline erişme arzusu belirgin gözüküyor.
Bir başka ilginç nokta bazı ailelerin mükemmel çocuk yetiştirme planları içinde görsel olarak da mükemmelliğin yer alması. Bu durum bedenle ilgilenme ve değiştirme çabalarını arttırıyor.
Okulunun yaz partisine hazırlık amacıyla için annesiyle birlikte estetik yaptırmaya gelen genç bir kız hatırlıyorum. İletişime başlayınca lolita karakteri değişmiş, henüz çocuk olan ruhun ip uçlarını vermeye başlamıştı. Aile mükemmel kariyer planları yanında mükemmel beden planlarını da yapıyordu.
Bu arada medyanın yarattığı ptototipler de onlara nasıl olması gerektiğinin yolunu gösteriyor.
Bu arada lolita kavramından türeyen bir lolita alt kültürü özellikle Japonya’ da kadınlar arasında hızla gelişiyor. Güzel olma yanında şirinliğin ve çocuksu manyetizmanın gücünü keşfeden kadınlar bu akıma kendilerini kaptırmış görünüyor.
Şişeye konan mesaj: Güzel bir şey her zaman iyi değildir, ancak iyi bir şey her zaman güzeldir.(L’enclos)

97
Türban estetiği ve Greta Garbo

Türban tartışması Türkiye’nin en sıcak konularından birisi. Konu pek çok odak tarafından farklı yönleriyle ele alındı. Ancak türban ile ilgili öyle bir ayrıntı var ki kendisine bir yol bulmuş gelişmeye devam ediyor: türban estetiği.
Kadınlar için örtünme ya da örtünmemede estetik kaygılarının çok baskın olduğuna eminim. Bunu öncelikle kendi gözlemlerimle ve bana anlatılan sayısız olgudan biliyorum.
Özellikle türban ile örtünmede yüzün oldukça dengeli ve uyum içinde olması gerekiyor. Bu örtünme şeklinde sadece gözlerin açıkta bırakıldığı örtünme şekline göre çekiciliği yakalamak daha zor.
Türbanın burnunu çok büyük gösterdiğini bu nedenle burun küçültme estetiği isteyen çok sayıda bayanla karşılaştım.
Örtünmenin kendisine yakışmadığını ve bu nedenle ortaya çıkan büyük burnunu küçültmek istediğini bu operasyondan sonra örtüneceğini söyleyen bir bayan hatırlıyorum.
Ortaya çıkan büyük yüzünden rahatsızlık duyduğu için cenaze namazlarında bile örtünmediğini ve bu nedenle sosyal tepkilere katlanmak zorunda olduğunu belirten başka bir bayan da hatırlıyorum.
Ortaya çıkardığı gizemli hava nedeniyle çekiciliğini arttırdığını ve sadece bu nedenle örtündüğünü söyleyen bir diğer bayanda aslında türbana kadın bakış açısının farklı nüanslarını oluşturuyor.
Örtünmeye karşı olanlardan bazılarının sadece ideolojik olarak karşı çıkmadıklarını da düşünüyorum. Onlar ortaya çıkan estetik olmayan görüntü ile tepkilerini arttırıyor görünüyor. Türbanın estetik kullanımı için yüzün uyumlu ve dengeli olması şart.
Bana en ilginç gelen çelişkilerden birisi türbana şittetle karşı olan bazı ileri yaş bayanların yüz germe sonrası yüzündeki pansumanı gizlemek için örtünerek gelmeleri.
Greta Garbo’nun duvak adıyla bilinen filminde ki örtünme şekli oldukça estetiktir. Elbette aktiristin yüz şekli ve oranları bu sonucu ortaya çıkarmıştır. Bu tarz ile batılı bir yüzün gizem ve ekzotizmi vurgulanmak istenmiştir.
Moda dünyasında türbanın oval, uzun ve kalp biçimli yüzler için daha ideal olduğu kabul ediliyor. Türban estetiğini bozan en önemli yapı ise merkezde duran büyük bir burundur. Türban ülkenin bir gerçeği türban estetiği de öyle.
Şişeye konan mesaj: Tutku ile aşk büyük işlerin kanatlarıdır. (Goethe)

98
Pigmalion etkisi ve estetik cerrahi
Pigmalion kadınlardan nefret eden ve evlenmemeye yemin etmiş Kıbrıslı bir heykeltraştır. Fildişinden bir kadın heykeli yapar. Ortaya çıkan eşsiz güzellikteki heykel o kadar gerçektir ki ona aşık olur. Bir gün canlanacak beklentisi içerisinde hergün onu okşar, dokunur ve seyreder. Venus festivalinde heykelinin canlanması için aşk tanrıçası Venüs’e dua eder. Duaları kabul olan Pigmalion’un heykeli canlanır.
Pigmalion öyküsü beklenti etkisinin gücünü göstermek için iyi bir örnektir. Bu etkinin farklı yansımaları ile günlük yaşamda karşılaşırız. İnsanlar ya da özellikle öğrenciler üzerinde beklenti yoğunlaşması başarıyı arttırır. Kendisinden üstün gördüğü kişilerin etkisi altında olanlar onların beklentilerini yerine getirecek davranışlar sergiler.
Bu örneklerde ki beklenti etkisi olumlu olsa da beklenti etkisi gerçeği durumlar için de geçerlidir. Bir başka deyişle, insanların olmasından korktukları fakat olmasını bekledikleri şeyleri de ifade eder. Mitolojide en bilinen beklenti etkilerinden birisi kral Oedipus’un gerçekleşmesinden korktuğu kehanettir. Laius, yeni doğmuş oğlu Oedipus’u ölmeye terkeder. Başkaları tarafından bulunan Oedipus büyütülür. Bir gün babasını öldüreceği ve annesiyle evleneceği kehanetini duyan Oedipus gerçek ailesi sandığı kişileri terkeder. Geldiği bir şehirde bir yabancıyla kavgaya tutuşur ve onu öldürür. Adamın dul eşiyle evlenir. Öldürdüğü adam gerçek babası, eşi ise gerçek annesidir.
Aslında bu psikolojik etkinin bizdeki folklorik en iyi ifadesi “birisine kırk kere deli dersen deli olur,” sözleridir.
Olumsuz benlik imajı olan birisinin kendi benliğinin beklentileri doğrusunda olumsuz eylemler sergilemesi bir başka ilginç örnektir. Kendisinin yeteneksiz olduğunu düşünen birisinin bu beklenti etkisi gerçeğinin altında yeteneksiz davranış sergilemesi gibi…

Romulus ve Remus’un öyküsü ve Perseus’taki beklenti etkisi mitolojide yer alan iyi örnekler arasındadır. Makbet’de üç cadının bir gün kral olacağı fakat fakat en iyi arkadaşının oğlunun onun yerine geçeceği ile ilgili kehanet en bilinen edebi örnekler arasındadır. Masallarda beklenti etkisi ile ilgili yüzlerce örnek bulunabilir.
Beni asıl ilgilendiren kısmı ise estetik cerrahi ile ilgili beklenti etkisi. “Burun ucu düşer,”, “ verilen yağlar erir,”, ya da “liposuction sonrası başka yerlerden kilo alınır gibi,” yüzlerce olumsuz kehaneti gerçekleştirmek isteyen bayanlarla karşılaşıyorum.
Bana göre bizim toplumumuzun en gizli ve çok çok önemli bir sorunu olan bu beklenti etkisinin her alanda çok yoğun . Siyasette, ekonomide, sporda, ikili ilişkilerde, kısaca her yerde…
Şişeye konan mesaj: Bir kişi gerçekten yaşamak istiyorsa çalışmalı ve cesaret etmeli. ( Van Gogh )

99

Napolyon sendrom ve psikoestetik cerrahi
Adler, bütün insanların aşağılanma duygusunu deneyimlediklerini ve daha sonraki yıllarda bu duyguyu dengeleme çabası içinde olduklarını anlatır. Bir bakıma olağan duygusal bir deneyimdir. Sorun bu normal deneyime verilen duygusal karşılıkta yatıyor. Bunu bir motivasyon enerjisine dönüştüren için bu duyguda fırsatlar gizli. Bu duygunun kontrolünde kalan biri için ise aşağılık kompleksinden söz etmek gerekiyor. Bir de olayın diğer tarafı var. Aşağılık duygusunu dengelemeye çalışırken aşırı mükemmellik peşinde koşup yükseklik kompleksine kapılmak.

Napolyon gibi bedenine bağlı yetersizlikleri başarılarla telafi etmiş çok sayıda kişi var. Telafi edemeyenler için ise sorunlu bir beden içine hapsolmak gerçekten ızdırap verici bir durum.
Terapistin özgüven arttırıcı çabalarına rağmen düzelmeyen psikososyal sorunların ameliyat masasında geçirilen 1-2 saat ile çözüldüğüne çok sık şahit olmuşumdur. Kepçe kulakları yüzünden önemli sosyal sorunlar yaşayan, okula gitmeyi reddeden ve içe kapanmış bir genç kız hatırlıyorum. Operasyondan sonra psikolojik ve sosyal düzelme kendiliğindendi.
Beden kültü çağını yaşamaktayız. Daha güzel, daha genç ya da daha enerjik görünmek bu çağın insanlarının temel hedefleri arasında yer alıyor. Freud bir konuşmasında egonun dış yüzeyimizin yansıması olduğunu söylerken, görüntünün önemini vurgular. Psikoestetik cerrahi olarak adlandırabileceğimiz bu yeni alan kişiye kendi kaderine hükmetme gücünü ve fırsatını verebilir.

Şişeye konan mesaj: Beden bir tapınaktır ve içinde ruhumuzun rahatça barınabilmesi için ona gereken özeni göstermeliyiz.

100

Balinanın kuyruğu ve Shakira’nın kalça estetiği

Balinalar, derin suların ağır memelileri…
İrilik ile estetik bir arada bulunması zor olan kavramlar olsa da balinanın bir estetiği var.
Suya dalarken dışarıda kalan “V” şeklindeki kuyruğunun görüntüsü böylesine iri bir hayvanın sembolü haline gelmiş gibi.
Aynı isimli moda akımı özellikle kalça estetiğini vurguluyor.
Düşük bel pantolon ve pantalonun altından görünen “V” şeklinde balina kuyruğu iç çamaşırları.
Bedenin bu bölgesinin vurgusu bazı ünlüler tarafından sıklıkla yapılıyor.
Jennifer Lopez, Beyonce ve Shakira müziğin evrensel isimleri olsa da,
onlarla özdeşleşmiş ortak beden özellikleri var.
Büyük kalçalar…
Aslında kalçaları aralarında bazı nüans farkları var.
Jennifer Lopez’in geriye doğru belirgin bir başka deyişle projeksiyonu fazla tipik bir latin kalça yapısı var. ( latin kalça)
Beyonce ise basenlere doğru genişleyen daha yağlı siyah ırkın kalça yapısı özelliklerine sahip. (afro kalça)
Shakira’nın ise daha homojen büyüklükte bir kalça yapısı var. ( afro-latino kalça)
Kalçalarının başarılarında yerini çok iyi biliyorlar ki, hareketleri, pozları ya da danslarında ile sürekli bu noktaya vurgu var.
Shakira “kalçalar yalan söylemez,” adlı şarkısı ile kalça vurgusunu şarkı sözlerine taşıdı.
“Gözler yalan söylemez,” sözlerinin sarfedildiği romantik dönem gerilerde kaldı görünüyor.
Bedende yer alan bazı yapıların çekiciliği biolojiik açıdan üreme amaçlı eş seçme özelliklerine benzetebiliriz. Kalça da bunların başında geliyor.
Evrim teoristlerine göre ise kalçalar evrimleşmenin bir sonucu.
Atalarımızın ayakta durabilmek için kalça kaslarını kullandıklarını ve bununda zaman içerisinde kalça çıkıntısına neden olduğu düşünüyorlar.

Şişeye konan mesaj: Bir yengece doğru yürüme asla öğretilemez.(Aristophanes)

101
Ritim estetiği, modeller ve silikon

Kadın bedenine özgü güzelliğin üzerinde bir kavram var. Beden ritmi olarak adlandırabileceğimiz bu özellik güzelliği çekiciliğe dönüştüren bir özellik. Ritmi olan bir beden daha çekici gözükürken giysileri de daha güzel taşır.

Beden ritmini ne oluşturur ? Bedende hareketli bazı yapılar var. Bunlardan kol ve bacakların hareketinin kontrolü belirli bir oranda kontrol edilebilir. Meme, kalça, ve omurga salınımları ise kontrolsüzdür. Bu yapılardan memeler bedenin ön yüzünün ritmini kalçalar ise arka bölümünün ritminde önceliklidir. Bunun dışında kalça ritminin leğen kemiklerine yansıması ile yan ve ön yüz ritmi zenginleşir. Omurga salınımları ise baş, omuz ve sırta özel bir salınım kazandırır. Bütün bu salınımlar yürüyüşte ya da beden hareketleri sırasında kıyıya vuran küçük dalgacıklar şeklinde yüzeye, giysilere yansır. Bu ritmin uyumlu tekrarı bedene şiirsel bir yorum kazandırır. Bu durum dinamik estetiği belirler. Bu ritmi uluslarası bazı modellerin podyum yürüyüşlerinde abartılı olarak görebiliriz.

İlginç olan bir başka nokta, kalbin pompaladığı kanın damarlar boyunca ilerleyişi sırasında oluşturduğu harkettir. Bir başka deyişle hareket etmesek bile bedenin ince bir salınımı vardır. Özellikle bacak bacak üstüne attığımız zaman bu salınımı ya da atımı daha iyi farkederiz.

Yaşlandıkça bu ritm bozulur ve salınım azalır. Omurga sertleşmesi ile merkezdeki salınım nerdeyse kaybolur. Kalçalar boşalır, sarkar ve ritmi kaybolur. Gevşeyen memelerde ön beden ritmini bozar. Buna yavaş ve tedbirli bir yürüyüş ve tutuk kol hareketleri eklenmesi ile yaşlı beden ritmi ortaya çıkar. Üstelik kalbin pompaladığı kan sertleşmiş damarlara yeterince hareket veremez. Çizgilerin yaşlanma ile bir tutulduğu günümüzde kimse beden ritmi ile ilgilenmiyor. Aslında yaşlı görününtünün oluşması çok sayıda bedensel bozulmanın toplamı ile ortaya çıkıyor. Beden ritminin kaybolması ise en önemli nokta. Olaya bir başka açıdan bakarsak gençleşmek için önce beden ritmini yeniden kazanmak gerekir.

Yukarıdaki yazıyı yıllar önce yazıp herhangi bir yerde ortaya çıkarmamıştım. Belki de çok önemli olarak gördüğüm bu özgün yazı için biraz daha gözlem yapmaya gereksinim duymuştum. Erkan Özerman ve Güngör Bayrak ile olan bir sohbetimde slikon ile meme büyütme yaptıran modellerin uluslararası arenada şanslarını kaybettiklerini söylemesi ile yazıyı ortaya çıkarmaya karar verdim. Onlara göre top gibi olan memeler bedeni bozuyordu. Saptamaları kısmen doğru olsa da asıl sorun yanlış seçilen ve uygulanan silikonların meme salınımını bozması ve manken tarafından taşınan giysinin yeterince taşınamaması idi. Bir başka deyişle asıl bozulan bedenin ritmiydi.

Bu arada estetik idealler arasında yer alması gereken bir özelliğe de işaret etmek gerek. Beden ritmini bozmayan estetik.

Şişeye konan mesaj: Herşeyin bir ritmi vardır ve her şey dans eder. ( Angeleu)

Sonsöz

Bana ait bazı aforizmalar…

“ Kanunlar önünde eşit olmamıza rağmen dış görüntümüz yaşamda eşitsizlik yaratır. Estetik cerrahi yaşamın getirdiği adaletsizliği oratadan kaldırır.”

“Sürekli bana daha genç kalmak için yeni sihirli bir şey olup olmadığını sorarlar. İyi uyku, doğru nefes, su….Herkesin elde edebileceği en basit görünen şeyler asıl mucizeyi yaratır.”

“ Güzellik çok basit bir kavram olsa da, güzelleşme çok karmaşık bir işdir. Kişinin bedenini algılama şekli çoğunlukla yanlış ve eksiktir. Bu nedenle bu konuda gözü eğitilmiş birisinin yönlendirmesine izin vermeli.“

“ Kişide bir görünen kusur vardır, bir de gerçek kusur. Görünen kusuru yok etmeye çalışmak büyük hatadır. Çünkü görünenin en az yarısı, gerçek değil bir yanılsamadır.”

“ Görünmeyen kusur, kusur olmaktan çıkar. Saçlarımızın arası çocukluğumuzun yara izleri ile doludur. Bununla kimse ilgilenmez.”

“ Yüzümüz havasını kaçıran bir balon gibi bozulmaya başlar. Yüzeyi kırışmaya başlayan balona hava üflemek gibi kayıp volümü eklemek gençleşmede en temel basamaklardan birisidir.”

“ Yaşlı bir yüzde kendi içinde bir uyum vardır. Alındaki çizgiler, yanaktakilerle, dudak çevresi çizgiler göz çevresi ile uyum içindedir. Uyumlu yaşlı bir yüz uyumsuz gençleşmeye çalışan bir yüzden daha iyidir. Bu nedenle yüzdeki gençleşme işlemlerinde uyumu göz önünde bulundurmalı.”

“ Estetik cerrah güzelliğin nüanslarını yakalamalı ya da korumalıdır. Melankolik güzellik, masum güzellik, şirin güzellik, seksi güzellik, asil güzellik gibi…”

“ Annelerin güzelleşme ideali güzel bir kadın bedeni değil güzel bir anne bedeni ideali olmalıdır. Bu daha gerçekçi bir idealdir. Kutsal bir anlam yüklenen kadın bedeninde doğumun bazı kusurları bedeni çirkinleştirmez.”

“ Güzel bir burun kişiyi güzelleştirir. Doğru nefes alan bir burun ise kişiy daha da güzeleştirir, çekici kılar ve gençleştirir. Doğru nefes sağlık ve bunun getirdiği güzelleşmenin anahtarıdır.”

“ Estetik cerrahi günümüzün peri deyneğidir.”

“Onbinlerce yıldır devam eden kadının daha güzel olma ve genç kalma amaçlarının tamamen karşılanabileceği bir döneme giriyoruz. Estetik çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönem kadın tarihi için bir milattır.”

“ Görüntümüz kaderimizi belirler. Görüntüyü değiştirme gücüne sahip estetik cerrahlarda bunu bilerek hareket etmeliler.”

“ Oranları uygun olan bir yüz güzeldir. Çok sayıda altın orana sahip olan bir yüzde ise güzellikten öte kavramlar var. Nefes keser ve tanrısaldır.”

“ Güzelliği yakalamak zordur. Çekiciliği yakalamak ise daha da zor. Çekiciliği yaratmanın belirli bir formülü yok. Bazen güzelliğe küçük bir şey eklenmesi ile çıkar. Bazen ise çirkinliğe. Güzel olup bunun farkında olmayan birisi bana göre çekicidir.”

“ Özgün olan kişiye farklılık ve çekicilik katan bir kusura dokunulmamalı. Bazı kusurlara saygılı estetik cerrahi devri bir gün gelecek. Henüz buna insanlar ve cerrahlar hazır değil.”

“ İnsan yüzünü tam doğru bir şekilde iki şey görür. Ayna ve estetik cerrah.”

Sorularınız